Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Operasyon hakkında her şey

AKILLARA gelen soruları tek tek cevaplayalım.

Önce: Süleyman Şah Türbesi neden şimdi taşındı?

IŞİD Kobani’yi kaybetmesinden Türkiye’yi sorumlu tutuyor. Bu da Türbe’ye yönelik tehdidi zaten yükseltmişti. Üstüne, son günlerde o bölgede PYD ve IŞİD arasında artan çatışmalar türbeyi iki ateş arasında bıraktı.
Risk taşınamayacak noktaya gelince de, “risk yönetimi” yapıldı. Bir diğer deyişle, riskin Musul Konsolosluğu’ndaki gibi bir krize dönüşmemesi için, harekete geçildi. Ve bertaraf edildi.

Türkiye türbeyi taşıyınca yurtdışındaki tek toprağını kaybetti mi?

Başbakanlık kaynağım bunu şöyle yanıtlıyor: “Bizim için ‘Türbe neredeyse Türk toprağı orasıdır’ anlayışı geçerli.” Türbe’nin daha önceki iki naklinde de bu anlayışın benimsenmiş olduğunu söylüyor.

Türbe neden PYD kontrolündeki Eşme köyüne taşındı?

Çünkü sınıra 180 metre uzaklıktaki Eşme’nin tam karşısında, sınırın Türkiye tarafında iki adet Türk taburu bulunuyor. Biri Jandarma’ya, diğeri Kara Kuvvetleri’ne ait. Yani saldırı hâlinde Türk askerinin türbeye varması an meselesi.
Kaldı ki, Eşme’nin bulunduğu Kobani şu an nispeten en statik, en güvenli bölge.

Türkiye PYD ile işbirliği yaptı mı?

Malum, yabancı basın ve Kürt gruplar, operasyonun PYD ile koordinasyon içinde yapıldığını iddia ediyor. Türk yetkililer ise, sadece “hedefimiz siz değilsiniz” diye PYD’yi bilgilendirdiklerini söylüyor.
Suriyeli Kürt kaynaklarım ise bu iddiaları doğruluyor. 11 gündür PYD’nin Türk ordusuna saha istihbaratı verdiğini söylüyorlar. Ve operasyon sırasında PYD’nin silahlı unsurlarının teyakkuzda olduğunu. IŞİD saldırısı olduğu takdirde yardım etmek üzere.
Yine, askerin Kobani’ye Yumurtalık Sınır Kapısı’ndan da girebileceğini, ancak PYD kontrolündeki Mürşitpınar Kapısı’ndan girmeyi tercih ettiğini söylüyorlar. Ve bunun, Ankara’nın YPG’ye güvendiğini gösterdiğini.

Esad nasıl bilgilendirildi?

Malum, Türk yetkililer Suriye’nin İstanbul Başkonsolosluğu’na nota verildiğini söylüyor. Çok güvenilir bir askeri kaynağım, bu mesajı ABD’nin de doğrudan Suriye rejimine ilettiğini anlatıyor. ABD’ye ise bu talebin, geçtiğimiz hafta koalisyon ülkelerinin genelkurmay başkanları Riyad’da toplandığında iletildiğini.

Operasyon bize ne söylüyor?

Her şeyden önce bu, Suriye savaşının başladığı Mart 2011’den beri Türkiye’nin Suriye’deki ilk askeri çıkarması. Tabiri caizse ilk ”Ben de burdayım” deyişi. PYD ile ilişkilerde de bir kırılma noktası. Türkiye’nin PYD ile işbirliği yapıp yapmadığını bir kenara koyalım: Bugün Türkiye’nin sınır dışındaki tek toprağı, Suriye Kürtlerinin kontrolündeki bölgede. Bir nevi onlara emanet.
Bu da hem Türkiye’nin PYD’ye ilk kez güven duyduğunu gösteriyor. Hem bundan böyle Türbe’yi korumak için Kobani’yi de korumak durumunda kalacağını. Hem de ister istemez PYD ile koordinasyon içinde olma zorunluluğunu.

*

OPERASYON, Türkiye’nin Suriye’de bir ortağa duyduğu ihtiyacı da açığa çıkardı. Zira desteklediği “ılımlı” muhaliflerin esamesi okunmuyor. Tek potansiyel ortak olarak da karşısında Suriye Kürtlerini buldu. Suriye ve bölge daha da karıştıkça, bir ortağa duyduğu ihtiyaç da ister istemez artacak.

*

YİNE bu operasyon, “Türkiye IŞİD’i destekliyor” algısını da ciddi şekilde kıracak.
Dahası, Türkiye koalisyona katkıda bulunmuyordu. Önce Musul Konsolosluğu rehineleri, sonra da Süleyman Şah Türbesi’ne yönelik tehdidi öne çıkararak. Bu operasyonla Türkiye, üzerindeki bu baskıyı kaldırmış oldu. Dolayısıyla bundan böyle ABD, taleplerini arttırabilir. Ve Ankara’nın, gönüllü olmasa da daha aktif olmasının önü açılabilir.

*

SON olarak, operasyon bizi bir kez daha yüzleştirdi: Siyasetüstü, devletin güvenliğini ilgilendiren konularda bile partizanlıktan sıyrılamıyoruz. Yeri geldiğinde sadece Türkiyeli olamıyoruz.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI