Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kürtlerin bağımsızlığı suya mı düştü

KÜRTLERİN bağımsızlık talebi, haziran ayında tavan yapmıştı.

IŞİD’in (Irak Şam İslam Devleti) Irak’ı fiilen bölmesini fırsat bilip, Kerkük’ü topraklarına kattılar. Hemen akabinde de Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani, çok yakında bağımsızlık referandumu yapacaklarını açıkladı. Ne var ki hesaplar bir anda alt üst oldu. Geçtiğimiz hafta IŞİD’in kuzey Irak’ı hedef almasıyla.
Barzani’nin partisinin dış ilişkiler sorumlusu Hemin Hawrami, gelişmelerin bağımsızlık ajandasını değiştirmediğini söylese de. İlk bakışta hiç de öyle görünmüyor.
*
BÖLGE Kürtleri IŞİD’e karşı mücadele edebilmek için geçtiğimiz hafta hemen güçlerini birleştirdiler. Şu anda Erbil, PKK ve kuzey Suriye’ye hâkim olan PKK bağlantılı PYD birlikte savaşıyor. Bu da, Kürt milliyetçiliğini ve ortak davalarını güçlendiriyor.
Birkaç gündür Erbil’e doğrudan yapılan silah yardımları da keza aynı şekilde. ABD, İngiltere ve Fransa’yı müteakip, şimdi başka Avrupa ülkeleri de yardıma başlıyor. Bu yardımlar Kürtleri Bağdat’tan bağımsız olarak doğrudan muhatap aldığı ve güçlendirdiği için, bağımsızlık sürecinin hızlanabileceği söyleniyor.
Zaten hâlâ Irak’ın bütünlüğünü savunan ABD, tam da bunun önünü almaya çalışıyor: Amerikalı yetkililer CIA’in yaptığı bu doğrudan yardımın, ileride Bağdat’la koordinasyon içinde yapılacağını vurguluyor.
*
NE var ki, iş burada bitmiyor. Herşeyden önce, Kürtler şu anda IŞİD’e karşı canlarını kurtarma derdinde. O nedenle bağımsızlık projesi bir süreliğine mecburen rafa kalkmış durumda.
Bununla birlikte, bugün Erbil’in hiç olmadığı kadar Bağdat’a ve bölge ülkelerine ihtiyacı var. Bundan bir ay önce görüştüğüm Mesut Barzani’nin özel kalem müdürü Fuat Hüseyin de bunu vurgulamıştı. IŞİD tehdidine karşı Bağdat, Türkiye ve İran’la işbirliği yapmak zorunda olduklarını ve onların onayı olmadan hiçbir adım atmayacaklarını söylemişti. Şu anki durumda Türkiye ve İran’ın bağımsızlığa yeşil ışık yakmayacakları ise aşikâr.
*
ERBİL bu adımı ABD’ye rağmen ise zaten atamaz. Zira devlet olarak tanınması için herşeyden önce uluslararası tanınma, yani ABD’nin tanıması gerekiyor.
Erbil Bağdat’a rağmen de bu adımı atamaz. Zira kuzey Irak’ı ayakta tutan yaşam kaynağı, Bağdat’la paylaştığı petrol geliri. Zaten aylardır merkezi hükümetle bu konuda fazlasıyla zorluk yaşıyordu. Bağdat’la ipleri tamamen koparması, petrol satışını imkânsız kılar.
*
BUNLAR kısa vade için projeksiyon. Orta vadede ise yani Bağdat’ta yeni hükümet bir ay içinde kurulduktan ve akut IŞİD tehlikesi atlatıldıktan sonra, resim değişecek. ABD, Bağdat ve Erbil’i uzlaşmaya zorlayacaktır. Yeni Başbakan Abadi’yi, federal olan Irak Anayasası’nı uygulamaya ikna edebilir. Yani Kürtlere haklarını teslim etmeye. Diğer bir deyişle, Kürtlerin petrol ticaretini Bağdat’ın onayına ihtiyaç duymadan yapmalarına, kendi silahlarını alabilmelerine ve hava sahalarını kontrol etmelerine.
Bağdat da buna direnemez. Zira şu anda Kürtlerin Bağdat’a olduğu kadar, Bağdat’ın da Kürtlere ihtiyacı var. Zaten tam da bu yüzden Erbil’e yapılan silah yardımına ses çıkaramıyor. Kaldı ki, şu anki savaştan Kürtler, Bağdat’tan çok daha güçlü ve dirençli çıkabilir.
*
İŞTE bu karşılıklı bağımılılık da, iki tarafın hızlı bir uzlaşmaya gitmesine sebep olabilir. Ve konfederalizm, Kürtlerin bağımsızlık taleplerini bir süre daha erteleyecektir. Ancak olur da yeni Irak hükümeti Maliki çizgisini devam ettirirse, yani Kürtlerden haklarını esirgerse, işte o zaman Kürtleri artık kimse tutamaz.
Uzun vadeli projeksiyona gelince. Herhalde görünen köy kılavuz istemez.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI