"Verda Özer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Verda Özer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Verda Özer

Kriz gitgide büyüyor

TABİİ ki herkesin kafası karışık. Daha Körfez ülkelerinin Katar’a abluka kararını sindiremeden, DEAŞ’ın İran’daki çifte saldırı haberini aldık. Tahran’ın “Bunun ardında Suudi Arabistan var” demesiyle de bu iki kriz iç içe geçti.

Peki bu gitgide dallanıp budaklanan kriz nereye varacak? Ucu bize de dayanır mı? Şimdi herkes bu soruların cevabını arıyor.

DEAŞ’TAKİ İRANLI SÜNNİLER

AKLA ilk gelen soruyla başlayalım: DEAŞ’ın Tahran eylemlerinin arkasında Suudi Arabistan mı var? Ve bu saldırı Katar-Körfez kriziyle bağlantılı mı? Zira Suudilerin, Katar’ın İran’la ilişkisinden rahatsız olduğu biliniyor. Zaten Suudi Arabistan liderliğindeki Körfez ülkelerinin Katar’ı abluka altına alması asıl bu yüzden.

Ama saldırıların ardında Suudi Arabistan’ın olduğu hükmüne varmadan önce, şunu hatırlamak gerek: Tahran yönetimi bundan tam 1 ay önce DEAŞ’ın kritik bir eylemini engellediğini açıklamıştı. Yani her ne kadar bu DEAŞ’ın İran’a ilk saldırısı olsa da daha önce defalarca teşebbüsleri engellenmiş. Bununla birlikte, DEAŞ’ın binlerce Sünni İran vatandaşı topladığına dair istihbarat raporları var. Özellikle de rejimin bastırdığı Sünnileri. Hakeza bu saldırıları yapan DEAŞ’lıların hepsi de İran vatandaşı.

Daha da dikkat çekici olan ise şu: DEAŞ’ın İran Meclisi’nin içine girerek yaptığı bu eylem, 2-3 gün içinde planlanmış olamaz. Bunun “içeriden” bir destek, koordinasyon ve altyapı gerektirdiği aşikâr.

*

Buna mukabil, DEAŞ belli ki eylemini özellikle bu günlere denk getirdi. Bu zamanı seçmesi ise 2 bakımdan anlamlı. 1.si, DEAŞ Suriye ve Irak’taki iki kalesini, yani Rakka ve Musul’u kaybetmek üzere. Bu yüzden hem kendi tabanına hem dünyaya “yıkılmadım ayaktayım” mesajı veriyor. Zaten DEAŞ Meclis’teki saldırıyı kendi web sitesinden canlı yayınlarken bir DEAŞ’lının “bizi yenemeyeceksiniz!” diye haykırması da  bundan.

2.si, bu krizi tırmandırmak üzere DEAŞ’ı İran’a saldırması için elbette bir güç yönlendirmiş olabilir. Ancak böyle olsa da
bu güç kimdir şu anda bilinmiyor.

MEZHEPÇİLİK ARTAR SAVAŞLAR UZAR

PEKİ bu saldırı Şii-Sünni çatışmasını körükler mi? Yani İran-Suudi kavgasını. Elbette körükler. İran asıllı, ABD’nin önde gelen düşünce kuruluşlarından Ortadoğu Enstitüsü’nde direktör olan Randa Slim’le konuşuyorum. Slim, ABD’nin Ortadoğu’da “gayriresmi diplomasisi”ni yürüten isimlerden.

“Bu iki fil, yani İran ve Suudi Arabistan kapışınca tüm bölge çok acı çeker. Bu hep böyle oldu” diyor. İkisinin yıllardır Suriye ve Yemen’de sürdürdüğü “vekalet savaşının” iyice kızışmasını bekliyor. Hele ki Trump’ın Suudilere tam destek çıktığını düşünecek olursak... Bunun Irak savaşını da uzatacağı muhakkak. Zaten Suudi Arabistan’ın asıl hedefi de İran’ın en etkili güç haline geldiği Irak ve Suriye’deki nüfuzunu kırmak. Ancak bu iki ülkeye en çok yatırımı yapmış olan İran, elinden geleni ardına koymayacaktır.

*

Peki Suudiler neden şimdi Katar’ı hedef aldılar? Aslında Katar’ın İran’la ilişkisi zaten uzun zamandır onları rahatsız ediyordu. Değişen ise şu: Şimdi rüzgâr Suudilerden yana. Trump daha yeni ziyaret ettiği Riyad’da malum 350 milyar dolarlık anlaşma imzaladı. Aynı zamanda Katar’ın desteklediği Hamas ve Müslüman Kardeşler gibi grupları “terör örgütü” diye niteliyor. İran’ı da hedef tahtasının en üstüne koymuş durumda. Dolayısıyla Katar’ı alt etmek için en uygun zaman.

İşte şimdi Körfez ülkeleri İran’a karşı tek vücut oluşturmak ve bu ahengi tek bozan ülkeyi, yani Katar’ı yola getirmek istiyorlar.

Katar Emiri taviz verir mi?

SON olarak: Katar-Körfez krizi şimdi ne olacak? Slim, daha önce de defalarca bu iki ülkenin kriz yaşadığını ve her seferinde çözdüğünü hatırlatıyor. “Ama bu seferki bir ilk” diyor. Katar’a tarihte ilk kez hava, kara ve denizden abluka uygulanıyor. “Bu yüzden Katar Emiri’nin bu kez çok büyük tavizler vermesi gerekecek” diyor. “Taviz”den kastı, Katar’ın İran’la ilişkisini ve Müslüman Kardeşler ve Hamas’a desteğini kesmesi.

Katar Emiri’nin bu tavizleri vermesi ise mümkün. Çünkü bu abluka altında ekonomik olarak ayakta kalması imkânsız. Katar’ın ana geçim kaynağı, doğalgaz ihracatı. Şu anda ise pazarlara erişimini kaybetmiş durumda.

*

Peki ya Emir taviz vermezse? O zaman bir saray darbesi meydana gelebileceği konuşuluyor.

Tüm bunları düşününce, Kuveyt’in Katar-Suudi Arabistan arasında yürüttüğü arabuluculuğun işe yaraması için yatıp kalkıp dua edelim.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI