Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Koalisyon pazarlığının perde arkası-2

IŞİD karşıtı koalisyon oluşurken ne gibi pazarlıklar yapılıyor? Önceki yazımda bazı soruları cevaplamaya çalışmıştım. O günden bu yana ise sorular daha da arttı. Serbest bırakılan rehineler ve Suriyeli Kürtlere sınırların açılmasıyla birlikte.

*

İLK soru: Tampon bölge (TB) ya da uçuşa yasak bölge (UYB) kuruluyor mu? Zira bu konuda üstüste resmi açıklamalar geliyor. Geçtiğimiz hafta AK Parti Sözcüsü Beşir Atalay, Ankara’nın Suriye savaşının başında TB için Birlemiş Milletler’e (BM) başvurduğunu, ancak kabûl edilmediğini açıkladı. Ve ekledi: “TB kurulması yeterli değil. Ancak UYB ile birlikte olursa korunaklı bölge oluşturabilir.”
Onu Başbakan Davutoğlu izledi: “TB kurulmasını istiyoruz. Aslında TB değil de, güvenli bölge (GB) daha doğru tabir.” Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da bu hafta New York’ta katıldığı BM Genel Kurulu toplantılarında TB kurulması talebinde bulunacağı basına yansıdı.

*

ÖNCEKİ yazımda TB ve UYB arasındaki farkı anlatmıştım. Türk Silahlı Kuvvetleri’nden emekli üst düzey bir asker anlatmıştı: TB, hem karada hem havada askeri unsurlardan arındırılmış bölge. UYB’de ise, sadece hava taşıtlarının uçması yasak.
Peki GB nedir? Aynı kaynağım anlatıyor: “TB ve UYB çatışan taraflar arasında kurulur. GB’de ise çatışma olması şartı yoktur.” Asıl fark ise, TB askeri yığınak yapmak için kuruluyor. GB ise sığınanlara yönelik. Yani hem insani yardım yapmak, hem de onları karadan ve havadan korumak için. Ve bu üç opsiyon için de BM kararı gerekiyor.

*

ABD’nin hâlâ oldukça etkili olan eski bir Ankara Büyükelçisi ise Suriye’de bunun gibi birden fazla bölge kurulabileceğini söylüyor. Dar şerit şeklinde. Ve özellikle orada mağdur olan insanların göç etmek zorunda kalmasını engellemek üzere.
Bu bölgelerde ise üç şeyin yapılması gerektiğini anlatıyor: Bir, Türkiye askerleri IŞİD’e ve rejime karşı ılımlı muhalifleri ya da PYD’yi destekler. İki, bu askerlerine saldıran olursa havadan jetleriyle vurur. Üç, kurulacak bir UYB ile rejimin hava kuvvetlerinin bu bölgeye saldırması engellenir ve sahada bombalama yapan uçaklar korunur. UYB’de devriye uçuşlarını ise savaşan güçlerin yapabileceğini söylüyor.
Ona göre bu bölgeler çok geniş ve derin olmazsa, Türkiye ordusu tek başına bu misyonu yürütebilir. Türkiye’nin savaş uçakları Suriye rejimine göre daha gelişmiş olduğu için. Kurulan bölgenin de GB diye adlandırılmasından yana. Mağdur olan insanların korunmasını öne çıkardığı için. UYB ve TB ise, silahlı unsurlardan arındırmayı çağrıştırıyor. Bu opsiyonların tümü için ise BM, Nato ya da Arap Ligi’nden karar çıkması gerekiyor.

*

DİĞER soru: Suriye’de hava operasyonu için rejimin lojistik desteğine ihtiyaç var mı? ABD hükümetinin Suriye konusunda en bilgili yetkilisi cevaplıyor: “Hayır yok.” Zira operasyonun yapılacağı Suriye’nin doğusunda, yani IŞİD’in yoğun olduğu bölgede, rejimin askeri varlığı yok gibi. Esad’ın uçaksavarlarının asıl ülkenin batısında konuşlanmış olduğunu söylüyor. Ancak yine de Esad’ın ABD ya da koalisyon uçaklarını vurma riskinin her zaman olduğunu da ekliyor.
Peki o zaman Esad’dan saldırmayacağı garantisi istenecek mi? “Garanti istemek yerine, operasyonumuza karışmaması için uyarırız” diye yanıtlıyor.
Türkiye’den askeri kaynağım ise Esad’ın ABD ve koalisyon uçaklarına dokunmayacağı görüşünde. IŞİD’in vurulması işine geleceği için. Kaldı ki geçtiğimiz hafta Esad’ın Obama’ya mektup yazarak işbirliği teklif ettiği İngiliz basınına yansıdı. Dolayısıyla pürüz çıkarma ihtimâli oldukça düşük görünüyor.

*

TÜRKİYE ne istiyor, ABD neye zorluyor, aşağı yukarı anladık. Dananın kuyruğu ise bu hafta New York’ta kopacak. Kim ne kopardı, yorumlayacağız.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI