Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Erdoğan ve Trump’ın Kürt satrancı

"GELİN YPG’den vazgeçin. Onlar yerine biz, desteklediğimiz Arap ve Türkmen gruplarla birlikte DEAŞ’a karşı savaşalım."

Hayır, bunlar bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başkan Trump’a söyleyeceği sözler değil. Evet bu cümleler Erdoğan’ın ağzından çıktı, ama bundan tam 1 yıl önce. 1 Nisan 2016’da. Muhatabı ise Trump değil, selefi Obama’ydı. Eşlik ettiğim 4 günlük Washington gezisinde, Erdoğan’ın bu mesajı verdiğini kulis bilgisi olarak yazmıştım.

 

Aradan tam bir yıl geçti. Amerikan başkanı değişti. Suriye’de dengeler altüst oldu. Ama gördüğünüz gibi, ABD politikası hiç değişmedi. Bugün Erdoğan Trump’a yine aynı şeyleri söyleyecek. Ve Trump da –bu ziyaretin hemen öncesinde YPG’ye silah yardımını onaylayarak gösterdiği gibi- muhtemelen Obama’nın Suriye stratejisini aynen sürdürecek.

 

TRUMP’IN VERECEĞİ SÖZLER

 

BUNUN sebepleri ise muhtelif. En öncelikli neden, Trump’ın Suriye politikasını askerlere ve alt kadrolara teslim etmiş olması. İşte o kadrolar da nerdeyse tamamen Obama yönetiminden yadigar. 2’ncisi, ABD’nin Suriye’de kara gücü olarak bellediği YPG’ye çok yatırım yapmış olması ve daha fazla zaman-kaynak kaybetmekten kaçınması.

 

3’üncü sebep de; ABD, Türkiye’nin Irak ve Suriye’de kalıcı ve etkili olmasından çekiniyor. Aynen 1. Körfez Savaşı’nda olduğu gibi. O dönem Cumhurbaşkanı Özal’ın ısrarıyla tezkere Meclis’ten geçmişti. Ama buna rağmen ABD, Kuzey Irak’a son derece sınırlı müdahil olmamıza izin vermişti. Şimdi de benzer bir senaryo tekrarlanıyor.

 

*

 

Dolayısıyla bugünkü görüşmeden YPG konusunda bir gelişme beklenmemeli. Buna mukabil, Trump “dostlar alışverişte görsün” güvenceleri verecektir. YPG’nin belkemiğini oluşturduğu SDG’ye (Suriye Demokratik Güçleri) daha fazla Arap gücü dahil edileceğini, böylelikle Rakka operasyonunda YPG’nin ağırlığının azalacağını taahhüt edecektir.

 

PKK’ya karşı istihbarat paylaşımı, YPG’nin Fırat’ın doğusuna sürüleceği ve kantonlarını birleştiremeyeceği de yine muhtemelen alacağımız mesajlar. Bu grupların Menbiç’ten çıkarılıp yerlerine Türkiye’nin desteklediği ÖSO’nun (Özgür Suriye Ordusu) yerleştirileceğini de duyabiliriz.

 

YENİ BİR SURİYE STRATEJİSİ

 

ANCAK karnımız artık bu taahhütlere tok. Bu yüzden Irak ve Suriye’deki yeni gerçekliğe göre kendi politikamızı oluşturmanın vakti geldi. Sadece koltuktaki ismin değiştiği ama politikaların aynen devam ettiği Washington’ın ağzının içine bakmaktan kurtulmanın, ABD’nin elinden “Kürt kartı”nı almanın zamanıdır.

Bunun için de; nasıl kuzey Irak’taki Barzani yönetimiyle dostane ilişkiler kurduysak, kuzey Suriye’de de uzun vadede böyle bir koridor oluşturmayı hedeflemeliyiz. Bir yandan PKK-YPG ile mücadelemiz devam ederken, diğer yandan YPG’yi ve onun siyasi kolu PYD’yi ayrışmaya teşvik etmeliyiz. PYD eskiden olduğu gibi yine siyasi bir muhatap haline gelirse, Barzani benzeri bir ilişki kurmanın yolu açılabilir.

 

İçeride yeniden oluşturulacak bir barış süreci de bu stratejiyi destekler. Kürt sorununun şiddetten arındırılması, PKK ve YPG’yi zamanla devre dışı bırakacaktır.

 

YENİDEN BARIŞ SÜRECİ Mİ?

 

ZATEN bu konunun da Washington’da gündeme geleceği aşikar. Geçtiğimiz yıl Erdoğan-Obama görüşmesinde ABD tarafı, “çözüm sürecine geri dönün” telkininde bulunmuştu. Ancak o dönem koşullar farklıydı. PKK terörü zirve yapmıştı. HDP de hendek siyasetiyle böyle bir sürecin önünü tıkıyordu. İşte bu koşullarda Erdoğan Obama’ya, “zaten çözüm sürecini bitirmedim, ama süreç buzdolabında” diye karşılık vermişti.

*

 

Bugün ise şartlar farklı. PKK’nın beli bükülmüş durumda. HDP Sözcüsü Osman Baydemir de geçtiğimiz hafta, 20 Mayıs’taki kongrelerinde çatışmasızlığa geri dönülmesi için bir barış planı açıklayacaklarını söyledi. Ve çözüm sürecine atıfta bulunarak, “eski hataların yapılmaması için çabalayacağız” dedi.

Ankara’dan da bu yönde işaretler geliyor. Gazetemizden Abdülkadir Selvi dün, Erdoğan’ın AK Parti kongresiyle birlikte yeni bir yol haritası açıklayacağını yazdı. Ve “Kürt sorununu sivil yöntemlerle çözme iradesi devam ediyor. Türkiye bölgedeki Kürtlerin hamisi olarak ortaya çıkabilir. Kucaklayıcı bir vizyon ortaya konulabilir. HDP bu denklemde yer alabilir” diye yazdı.

 

İşte böyle bir vizyon hem ABD ile ilişkilerimizi, hem de bölge politikamızı ABD başkanlarına endekslemekten bizi kurtarır.

Erdoğan ve Trump’ın Kürt satrancı

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI