Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Erbil’deki masanın şifreleri

BİR masa nelere kadir olabiliyormuş meğer.

Geçtiğimiz hafta Kürdistan Yönetimi’nin başkenti Erbil’de tesadüfen rastladığım bir masayı aktarmıştım sizlere. Etrafında oturanları sıralayarak: PYD Eşbaşkanı Salih Müslim, bir yanında Mesut Barzani’nin özel kalemi Fuad Hüseyin, diğer yanında Peşmergenin en üst düzey komutanı, karşısında da İngiltere ve ABD’den birer siyasetçi.
Ve masanın tek eksiği: Türkiye.
Kobani direnişinin tüm bölgeyi nasıl dönüştürdüğünün şifreleri de, bizatihi o masada saklı. Yine aynı şifreler, o rastlantının ertesi günü Salih Müslim’le söyleşimizde verdiği mesajlara da hâkimdi.
Şimdi ise şifreleri çözme vakti.


*


“TÜRKİYE-PYD ilişkilerinin düzelmemesi için şu anda hiçbir sebep yok. Türkiye bizi kabûllendiğini gösteren bir adım atarsa, biz her şeyi yaparız” demişti Salih Müslim söyleşimizde.
Belli ki Müslim, artık Türkiye ile ilişkilerin düzelmesinin elzem olduğunu düşünüyor. Bunun başlıca sebebi ise: Türkiye şu anda kilit ülke. Herşeyden önce, Türkiye’nin PYD tutumundan dolayı ABD Kobani’ye silah yardımı yapamıyor. Zaten Müslim de “ABD, Türkiye’den korktuğu için bize silah gönderemiyor” diyerek bunu açıkça söyledi. Keza bu hafta ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan da “PYD’ye yardım etmiyoruz” açıklaması geldi.


*


DAHASI, Ankara-Erbil ilişkileri de PYD üzerinde baskı oluşturuyor. Barzani, Kobani’ye Türkiye’nin rızası olmadan silah göndermek istemiyor. Salih Müslim’in “Kürtlerin Türkiye ile ilişkilerinin iyileşmesine karşı değiliz” sözü de bu baskıyı yansıtıyor. Zira aynı Müslim, gazetemize 13 Ekim’de verdiği mülakatta şöyle demişti: “Bütün Kürt halkı bitap olmuşken Barzani’nin Türkiye ile ilişkilerini bu şekilde sürdürmesi kendisine zarar verir, Barzani yıkılır.” Bugün ise bu ilişkileri kabullenmiş görünüyor.


*


BU getiriler ise tek taraflı değil. Türkiye’nin de kazanacakları var.
Her şeyden önce ABD Rojava’daki Kürt oluşumunu kabullenmiş, dahası Suriye’de ortak olarak benimsemiş durumda. Zira PYD Kürt Peşmergelerle birlikte bugün IŞİD’e karşı sahadaki en güçlü ortağı. Dolayısıyla Ankara’nın tutumunu da değiştirmeye çalışıyor.
Bununla birlikte, Barzani ile Salih Müslim’in arasından su sızmıyor. Ve bu birlikteliğin kalıcı olduğunu ısrarla vurguluyorlar. Bu ise, Ankara üzerinde ciddi bir baskı yaratıyor. Zaten Türkiye’nin peşmergenin kendi toprağından geçip Kobani’ye gitmesini kabul etmiş olması da, bu baskıya delâlet.


*


TÜM bunların ötesinde, PYD artık o masada oturuyor. Yani Rojava’da geçici değil, kalıcı bir aktör. “Kürt denklemi”nin oyun kurucularından.
Ve çözüm süreci: 6-7 Ekim olayları, Kobani’yi Diyarbakır’dan ayrı tutmaya çalışmanın artık mümkün olmadığını gösterdi. Kaldı ki PYD ile ilişkilerin tanzimi, ancak sürecin önünü açar.
Bunun da ötesinde, PYD çözüm sürecine katkıda bulunabilir. Keza Salih Müslim, yapıcı bir rol oynayabileceklerini Ankara’ya söylediklerini, hükümetle PKK arasında arabulucu olabileceklerini söyledi.


*


SON olarak, Müslim’e “Keşke Türkiye’den biri de o masada olsaydı” dediğimde verdiği yanıtı hatırlayalım: “Türkiye’nin hem masada olmasını, hem de gelişmeleri olumlu yönde etkilemesini istiyoruz.”
Ankara; Irak ve Suriye Kürtlerini birleştirmeye yönelik adımlar atmış olsaydı, sadece Kürtler değil, tüm bölge üzerindeki etki alanını ciddi şekilde genişletirdi. Ne var ki bugün Irak ve Suriye Kürtleri bunu, Türkiyesiz ve dış güçlerin önderliğinde yapıyor.
Ancak henüz geç kalınmış değil. Kobani süreci devam ediyor. Kartlar şu anda masada karılıyor. Türkiye kilit konumunu kaybetmeden, bir an önce oyuna dahil olmalı. Ve o masadaki yerini almalı.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI