Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Devletler Yok mu Oluyor?

Durum epey kafa karıştırıcı.

Mülteciler Avrupa ülkelerinin kapılarına dayandılar. Aralarındaki sınırları muğlaklaştırıyorlar.

Ortadoğu’da da başta IŞİD olmak üzere, terör ve savaş ülkelerin sınırlarını erozyona uğratıyor.

Buna karşılık Batı’da devletler sınırlarına daha önce hiç olmadığı kadar sahip çıkıyor. Ortadoğu’da da bir yandan devletler çözülürken, diğer yandan içlerinden yeni devletler doğuyor. Yani var olan sınırlara yenileri ekleniyor.

Peki tüm bunlar ne anlama geliyor? Sınırlar tarihten siliniyor mu? Yoksa aksine tüm bu olan biten onları daha da mı kuvvetlendiriyor?


AB Çözülüyor mu?

Mülteciler Avrupa ülkelerinin sınırlarını anlamsızlaştırdı. Zira devletler sınırlarını korumakla başa çıkamamaya başladılar.

Bu kriz karşısında da Almanya ve Avusturya sınır kontrollerini arttırdı. Macaristan başta olmak üzere kıtanın doğusundakiler de sınırlarına duvar ördüler. Bugünlerde Avrupa, kendi içinde serbest dolaşımı sağlayan Schengen’i askıya almayı tartışıyor.


*


Bununla birlikte kıtada zaten yükselişte olan milliyetçi dalga da iyice tırmanışa geçti.

Dolayısıyla mülteciler aslında Batı’yı en zayıf yerinden yakaladılar: Gittikçe yükselen milliyetçilikten.

Ve de böylelikle Avrupalıların bugüne kadarki en büyük kazanımlarını da ortadan kaldırdılar: Entegrasyonu.

Zira AB, üye ülkeler arasındaki fiziksel engelleri ortadan kaldırmak üzerine kurulmuştu. Ve 26 üye ülke 20 yıldır Schengen bölgesinde hiçbir engele takılmadan elini kolunu sallayarak dolaşıyordu.


*


İşte bu yüzden şimdi Avrupa sınırlarına daha da sahip çıkarken, ister istemez kendi kimliğini sorguluyor. Geçici tedbir olarak alınan sınır kontrollerinin kalıcı olmasından korkuluyor. Bir diğer deyişle: Schengen’in kaldırılmasından.

Hakeza Fransa’da aşırı sağın lideri Marine Le Pen geçtiğimiz hafta attığı tweet’le bayrağı açtı bile: “Bye Bye Schengen!”


Peki Ya Ortadoğu?


Bizim bölgede de durum benzer.

IŞİD Irak-Suriye arasındaki sınırları fiilen ortadan kaldırdı. Kuzey Irak Kürdistanı gittikçe Bağdat’tan bağımsızlaşıyor. Suriye de fiilen üçe bölünmüş durumda. Ve elbette mülteci krizi bölgedeki sınırları iyice muğlaklaştırıyor.

Dolayısıyla sınırlar gitgide anlamını yitiriyor. 1916’da İngiltere ve Fransa’nın Sykes-Picot Anlaşması’yla çizdiği Ortadoğu’nun yapay sınırları yavaş yavaş çözülüyor.

*


Ancak diğer yandan, Suriye erirken içinden üç ayrı devlet çıkacak gibi görünüyor. Biri Sünni, biri Alevi, biri Kürt menşeli. Hakeza Kuzey Irak da aynı yolda.

Yani devletler yok olmuyor. Aksine çoğalıyorlar. Yeni sınırlar ortaya çıkıyor. Sınırlar erozyona uğradıkça, insanlar onlara daha da sahip çıkıyor.

Ancak ortada bir sorun var: Devletler önemlerini korusalar da, ister istemez kendi toprakları üzerindeki kontrolleri azalıyor. Zira asıl fonksiyonlarını artık yerine getiremiyorlar. Yani bir milleti savaş, terör gibi dış tehditlerden korumayı.

Peki o zaman devletler bununla nasıl başedecekler?


Esnet Sınırları!

Ekmeleddin İhsanoğlu, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) eski Genel Sekreteri şapkasıyla Turkish Policy Quarterly (TPQ) dergisi için Mayıs’ta yazdığı makalede bir “panzehir” öneriyor.

Bölge ülkelerinin, 17. Yüzyılda Avrupa’da Wesphalia Anlaşması’yla kurulan ulus-devletleri kopyalamaya çalışmaktan vazgeçmeleri gerektiğini söylüyor.

Onun yerine 2. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’nın oluşturduğu AB benzeri bir yapı kurmalarını öneriyor.

Yani sınırları daha da güçlendirmek ve yenilerini oluşturmak yerine, onları esnetmeyi savunuyor. Ve sınırların ayrıştırıcı değil birleştirici, şiddet değil işbirliği yaratan çizgiler haline getirilmelerini.


*


Entegrasyonun sadece ekonomik kalkınma getirmediğini, aynı zamanda rekabeti ve krizleri de önlediğini vurguluyor.

Bunu en iyi anlayan da herhalde eski Yugoslavya ülkeleri. Ülke 90’larda 140 bin insanın ölümü pahasına parçalandı. Ve içinden yedi yeni devlet çıktı. Şimdilerde bu devletler AB çatısı altında yeniden toplanmaya çalışıyorlar.

Fazla söze hacet yok.

NOT: AKP-HDP bayramlaşmasının yeni diyalog kapıları açmasını ve barışa hizmet etmesini diliyorum. Bu vesileyle hepinizin bayramını kutluyorum.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI