Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Brexit yalan mı oldu?

İNGİLTERE’DE 5 gün önce yapılan seçimler sadece İngiltere değil, yaşadığımız dünyayla ilgili çok şey söylüyor. Zira seçim sonucunu ülke içinden çok, dünyadaki dinamikler belirlemiş görünüyor.

Dolayısıyla asıl mesele ne Muhafazakâr Partili Başbakan Theresa May’in Meclis’te çoğunluğu kaybetmesi. Ve koalisyon kurmak zorunda kalması. Ne de ana muhalefet olan İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn’in oylarını ciddi şekilde arttırması. Ve bunun da “sol yeniden yükseliyor” tezini gündeme taşıması. Asıl mesele, bu seçimin sonucunu dünyada yerinden oynayan dengelerin belirlemiş olması.

SEÇİM BREXIT OYLAMASIYDI

THERESA May bizzat başbakanlığını Brexit’e borçlu. Zira bundan tam 1 yıl önce yapılan Brexit referandumunda yüzde 52 “AB’den çıkalım” deyince, Muhafazakâr Parti lideri Cameron istifa etmişti. Yerine May geçti. Ve başbakan olur olmaz koyu bir şekilde AB’den çıkmayı savunmaya başladı. Dolayısıyla ismi Brexit’le özdeşleşti.

Zaten May bu erken seçim kararını da Nisan’da sırf AB ile Brexit pazarlıklarında elini güçlendirmek için almıştı. O günlerde kendi partisi İşçi Partisi’nin 20 puan önünde göründüğü için, Meclis’te güçleneceğinden emindi. Dolayısıyla bu seçim her şeyden önce bir Brexit oylamasıydı. Ve görünen o ki İngilizler bir yıldan bu yana Brexit’ten epey soğumuşlar.

*

Peki neden? Çünkü her şeyden önce bu 1 yıl içinde İngiltere tam bir boşluğa düştü. AB’den nasıl çıkılacağına dair bir yol haritası hala yok. Zaten tam da bu muamma yüzünden Muhafazakâr Parti bile 3’e bölündü. 1. grup, AB’de kalma yanlısı. 2. grup, AB’den “sert çıkış” taraftarı. Yani kurumsal ve ticari tüm bağları kesmek istiyorlar. 3. grup ise, “yumuşak çıkış”tan yana. Onlar da serbest dolaşım hakkı ve ticari anlaşmalar kalsın diyor.

Topluma da aynı bölünme hakim.
Çünkü ekonominin akıbeti İngilizleri korkutuyor. Evet son 1 yıldır İngiliz ekonomisinde bir oynama yok. Ama bunun sebebi, Brexit’in henüz uygulanmaya başlamamış olması. Uluslararası kurumlar üst üste, İngiliz ekonomisinin Brexit’ten ciddi zarar göreceğini ortaya koyan raporlar çıkarıyor. Zaten İşçi Partisi’nin işsizlerden ve sosyal yardımdan yana sözleri bu yüzden çok oy topladı.

İşte tüm bunlar da Brexit’in daha ciddi sorgulanmaya başladığını gösteriyor. Özellikle de bu seçime bir öncekine göre yüzde 10 daha fazla katılan gençler arasında.

DÜNYADA DENGELER DEĞİŞTİ

ANCAK son 1 yılda değişen sadece ülke içi dinamikler olmadı. 2016 sonunda ABD’de Trump seçildi. Yeni Başkan kendini İngiltere ile hizalayarak, Fransa-Almanya’nın temsil ettiği Kıta Avrupası’ndan ayrıştırdı. Zaten bu gidişattan tedirgin olan Fransa halkı da, Mayıs’ta yeni Cumhurbaşkanı olarak Macron’u seçti. Yani aşırı sağ dalgaya karşı çıkan, merkezci ve küreselleşmeden yana olan Macron’u.

İşte İngilizler de belli ki Fransızlarla aynı endişelere sahip. AB’den çıkıp ve “belirsizlikler kralı” Trump’ın peşine takılıp mevcut küresel düzenin dışına mı çıkacaklar? Yoksa süregelen sistemde kalıp, dünyadaki belirsizliklerden en az seviyede mi etkilenecekler? Bu sorgulama herkeste bu kadar bilinçli olmasa da, belli ki bilinçaltındaki korkular gitgide daha çok yüzeye çıkıyor.

*

Bu geniş pencereden bakınca da “sol yeniden yükseliyor” ve “sınıf kimlikleri geri geliyor” sonucuna hemen varmamalı. Aynı şekilde: İşçi Partisi’nin, eski lideri Tony Blair öncesi solcu politikalarına geri döndüğü yorumları için de henüz erken. (Blair partisini klasik soldan uzaklaştırıp, “Üçüncü Yol” adını verdiği daha küreselci ve sosyal-liberal bir çizgiye taşımıştı.)

Fransa’da aşırı sağın temsilcisi Marine Le Pen seçim kampanyasında, “Artık mücadele sağ ve sol arasında değil; küreselciler ve milliyetçiler arasında” demişti. Çünkü sağ ve sol diye nitelenen görüşler bile artık “küreselleşme yanlıları-karşıtları” ekseni üzerinden zuhur ediyor.

BREXIT ŞİMDİ NE OLACAK

GELELİM İngiltere’ye. May koalisyon kurmak için kendisi gibi Brexitçi olan Kuzey İrlanda Demokratik Birlik Partisi (DUP) ile işbirliğine gidiyor. Ama bu klasik anlamda bir koalisyon yerine, DUP’un hükümetin ana politikalarına dışarıdan destek verdiği bir azınlık hükümeti de olabilir. Bununla birlikte bu koalisyonun yürümeme, Parlamento’nun tıkanma ihtimali ciddi. O zaman da –Corbyn’in de dile getirdiği gibi- yeniden seçim gündeme gelebilir.

Peki Brexit’in akıbeti ne olur? May’in Brexit’ten vazgeçmesi ya da 2. Brexit referandumu beklenmiyor.  Ancak artık “sert Brexit” zor görünüyor. 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI