Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ankara’da dış politika turu

GEÇTİĞİMİZ hafta devletin en üst kademesinden art arda açıklamalar geldi. İsrail, Mısır ve Kuzey Suriye’deki (Rojava) Kürt oluşumuna yönelik.

Tam da bu açıklamaların yapıldığı sırada Ankara’daydım. Üst düzey yetkililerle görüşerek anlamaya çalıştım: Türk dış politikasında neler oluyor?


‘İSRAİL’İN TAZMİNATI BİR AN ÖNCE ÖDEMESİ LÂZIM’


ÖNCE İsrail. Malum, geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu eleştirdi. Netanyahu Paris’te düzenlenen birlik yürüyüşüne katıldığı için “Hangi yüzle oraya gitti, anlamakta zorlanıyoruz” sözleriyle.
Buna karşılık Netanyahu da Erdoğan’ın açıklamasının uluslararası toplumca kınanması çağrısında bulundu. İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman da topa girdi. Erdoğan’ı “Yahudi düşmanı bir kabadayı” diye niteleyerek.
Peki bu sert açıklamalara rağmen, Türkiye İsrail ile ilişkilerini normalleştirmeyi düşünüyor mu?
Görüştüğüm üst düzey bir yetkili, topun tamamen İsrail’in sahasında olduğunu söylüyor. Belli ki İsrail’den, 17 Mart’ta yapacakları erken seçimden sonra bir adım bekleniyor.
Ardından ise kritik bir ekleme yapıyor: “Tazminat işi uzadıkça Mavi Marmara kurbanlarının ailelerinde, İHH (İnsani Yardım Vakfı) gibi çevrelerde ve kamuoyunda İsrail algısı gittikçe daha olumsuz oluyor. O yüzden tazminatı aksatmamakta fayda var. Bir an önce süreci neticelendirmek, ilişkilerimiz açısından önemli.”


‘MISIR EL UZATIRSA HAVADA BIRAKMAYIZ’


VE Mısır. Ankara için Mısır konusunda başlıca iki kriter var. Biri, şu an hapiste olan devrik lider Muhammed Mursi dahil, siyasi tutukluların yavaş yavaş serbet bırakılması. Ki bu tutukluların sayısının şu anda 18 bin olduğu ve hepsinin Müslüman Kardeşler üyesi olmadığı vurgulanıyor.
İki, tüm siyasi partilerin ve grupların seçime katılabilmesi.
Bu iki adımın normalleşme sürecini hızlandıracağı söyleniyor. Aynı yetkili, yine kritik bir ekleme yapıyor: “Onlar adım atarsa, ellerini havada bırakmayız.”
Anlaşılan o ki, Irak ve Suriye’deki gelişmeler ışığında Ankara, yeni bir okuma yapıyor. Bölgede İran dışında şu anda istikrar sunan tek iki ülke olan Mısır ve İsrail’le ilişkileri gözden geçiriyor.


‘ABD’NİN KOBANİ’YE TEKRAR YARDIMINI KABUL ETMEYİZ’


VE üçünkü konu: Rojava. Daha doğrusu bölgedeki yeni Kürt denklemi.
Rojava’yı yöneten PYD (Demokratik Birlik Partisi) Eşbaşkanı Salih Müslim’le 7 Aralık’ta Erbil’de konuştuğumda, “Türkiye bizi kabullendiğini gösteren bir adım atarsa, biz herşeyi yaparız. Dostluk, kardeşlik dilimiz havada kalmasın” diye zeytin dalı uzatmıştı. Bu köşede aktarmıştım.
Ancak geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları, Türkiye’nin PYD’ye karşı mesafeli tutumunu koruduğunu gösterdi. “PKK ile PYD birbirinin aynıdır. Dertleri Kuzey Suriye’de bir devlet oluşturmak. Biz buna sıcak bakamayız” sözleriyle.
Ankara’da, PYD’nin hâlâ Esad’la birlikte hareket ettiği kanısı hâkim. Ancak yetkililer yine de ekliyor: “Rojava’nın özerkliğini reddetmiyoruz. Neden reddedelim?”
ABD’nin Kobani’ye sadece bir kerelik yardım ettiğine dair Ankara’ya kesin bir şekilde söz verdiği özellikle vurgulanıyor. Ve şunun altı çiziliyor: “Tekerrürünü kabul etmemiz mümkün değil.”


‘ERBİL’E SİLAH YARDIMI YAPTIK’


Peki Türkiye Erbil’e silah yardımı yaptı mı? Malum, Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani, 13 Ekim’de bir mülakatta söylemişti: Türkiye’nin kendilerine silah gönderdiğini, ancak Ankara’nın bunun açıklanmasını istemediğini. Zira o günlerde IŞİD, Türk rehineleri hâlâ elinde tutuyordu.
Ankara silah yardımını doğruluyor. IŞİD Irak’ta Kürdistan’a doğru yöneldikten (Ağustos başında) bir gün sonra, Türkiye peşmergeye silah göndermiş. Erbil tekrar isterse, yine gönderileceği söyleniyor.
Bununla birlikte Türkiye Kuzey Irak’ta 5 aydır 1000 peşmergeye eğitim vermiş. Biri Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun ziyaret ettiği Diyana, diğeri ise Duhok’taki Berseve kampında.
Ezcümle, Kürt denkleminde ise değişen bir şey yok.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI