Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Adını Koyalım: 3. İntifada

Bir yanda Eylül ayında Mescid-i Aksa’ya giren İsrail askerlerinin Kuran-ı Kerim’i yere fırlattığı iddiaları. Diğer yanda her gün gelen Filistinli gençlerin Yahudilere bıçakla saldırdığı haberleri.

Filistin-İsrail hattında neler oluyor?

3.İntifada (Filistinlilerin İsrail’e karşı ayaklanması) çoktan başladı da, sadece adı mı konulmuyor?

*

Önce bu noktaya nasıl gelindi, çok kısa hatırlayalım: 13 Eylül’de, yani Yahudilerin yeni yılı olan Roş Aşana bayramında Yahudi yerleşimciler Kudüs’teki Mescid-i Aksa'ya girdiler.

Bunu protesto eden Filistinlilere İsrail polisi gazla ve plastik mermiyle müdahale etti.

İşte o günden beri Kudüs’te çatışmalar gitgide arttı. Sadece son iki haftada 30 Filistinli, 7 İsrailli hayatını kaybetti.

Bunun üzerine Başbakan Netanyahu da bu hafta acilen güvenlik kabinesini topladı. Ve 2. İntifada’dan beri görülmemiş sertlikte kararlar aldı. Askerleri de yığarak Kudüs’ü tamamen abluka altına aldı.

Peki tüm bunlar 3.intifadanın başladığı anlamına mı geliyor?

POST-MODERN İNTİFADA

İsrail’de “Türkiye” denilince ilk akla gelen gazeteci olan Arad Nir’le konuşuyorum.

Nir, 3. İntifadanın çoktan başlamış olduğu görüşünde. Ancak ona göre bu seferki direniş, öncekilerden farklı.

Öncekilerin Filistinli gruplar tarafından sahiplenildiğini ve organize edildiğini hatırlatıyor.

Bu seferki ise tamamen Filistinli gençlerin insiyatifinde.

Özellikle sosyal medya üzerinden örgütleniyorlar. Buna “post-modern intifada” da diyebiliriz.

Yine, daha öncekiler tüm ülkeye yayılmışken, bu seferki ayaklanmaların ve saldırıların yüzde 80’i Kudüs’te meydana geldi. Hatta bu yüzden“Kudüs İntifadası” diyenler de var.

*

Peki Filistinli yetkililer ve gruplar neden bu kez ayaklanmalara sahip çıkmıyor?

Telefonla ulaştığım İsrail’in eski Ankara Büyükelçilerinden ve Dışişleri Bakanlığı eski Müsteşarı Alon Liel’e göre bunun sebebi, daha önceki intifadaların Filistin davasına zarar verdiğini düşünmeleri.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas da daha yeni bunu dile getirdi.

Arad Nir ise, Filistinli örgütlerin artık umudunu kaybettiği ve yorgun düştüğü görüşünde.

Diğer taraftan Liel, henüz bu direnişe “intifada” denilemeyeceğini söylüyor.

1. intifadanın 6 yıl, 2.sinin de 4 yıl sürdüğünü hatırlatıyor. “Daha bir aydır süren bu ayaklanmaların ne kadar süreciğini bekleyip görmek lazım” diyor.

NEDEN ŞİMDİ?

İşlerin bu noktaya gelmesinin asıl sebebi ise, İsrail’in özellikle Netanyahu döneminde tavan yapan şahin politikalarının yarattığı öfke.

Filistinliler çözümsüzlükten dolayı da bıkmış ve diplomasiden yana umutlarını kaybetmiş durumdalar.

Bir diğer sebep de, uluslararası toplumun dikkatini tamamen Suriye-Irak savaşları ve İran’la anlaşmaya yöneltmiş olması.

Ve Filistin davasından uzaklaşması. Bu nedenle Filistinliler bir bakıma dikkat çekmeye çalışıyor.

*

Peki bundan sonra ne olur?

Netanyahu güvenlik önlemlerini gittikçe arttırıyor.

Bu ise ancak kısa vadede şiddeti durdurabilir. Arad Nir “bu gidişat sonunda katliama gider” diyor. Hükümetin istifa etmesini ya da düşmesini ise beklemiyor.

TÜRKİYE HEDEFTE

Tüm bu karmaşa içinde Türkiye İsrail’de sık sık anılıyor.

Malûm İsrail, Hamas’ın Batı Şeria’daki askeri şefi Salih Aruri’nin Türkiye’ye sığındığını iddia edegeldi.

Hatta Netanyahu bu yüzden Ankara’yı -dolaylı olarak- ayaklanmaları provoke etmekle suçladı. Ankara ise bu iddiaları yalanladı.

Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu’nun (Dışişleri Müsteşarı iken) İsrailli mevkidaşı Dore Gold’la Roma’da görüştüğü yaz başında basına yansımıştı.

İsrail medyasına göre Gold bu toplantıda Aruri’nin sınırdışı edilmesini istedi ve Ankara da yerine getirdi.

*

Geçtiğimiz Çarşamba bir olay daha meydana geldi.

İsrail’in ayaklanmaları provoke etmekle suçladığı “1948 Filistin İslami Hareketi”nin lideri Şeyh Raid Salah, Türkiye’ye gelmeye çalışırken İsrail polisince engellendi.

Alon Liel bu iki haberi örnek gösteriyor.

Ve İsrail’de Türkiye’nin Hamas üzerinden ayaklanmaları dolaylı olarak desteklediği iddialarına dikkat çekiyor.

Ankara’nın son olaylarda İsrail’in şahin tutumundan duyduğu rahatsızlığa da bakınca, yakın gelecekte ilişkilerde bir değişim beklememek gerekiyor.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI