"Vedat Milor" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Vedat Milor" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Vedat Milor

Üzüm fena halde insana benzer

Benzerliğin sebebini tane tane açıklıyor Elvan Uysal Bottoni. Çünkü ikisi de ‘bakarsan bağ bakmazsan dağ’ oluyor. Ta ki ona “Dur bakalım” diyen birileri çıkana kadar. Yazarın ‘Üzümler ve İnsanlar’ isimli kitabı, işte üzüme dur diyenleri anlatıyor. Ve sonra neler olduğunu...


Elvan Uysal Bottoni’nin Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan son kitabı ‘Üzümler ve İnsanlar. Toprak Ana Bağban Baba’ bu dönüştürme sürecinde yaptıkları işe gönül veren, her türlü zorluğa direnen, teruara (üzümün yetiştiği yerin özelliklerini niteleyen Fransızca kökenli sözcük) saygı duyan ve kaliteye öncelik veren üreticilerin serüvenini anlatıyor. İtalya’da yaşıyor Elvan. Kitaba konu olan 50 küsur üretici de İtalyan. Kitaptan zevk almak için şarap otoritesi olmak, şarapsever olmak, hatta şarap içmek şart değil. Şart olan insan sevgisi, emeğe duyulan saygı, yeni ve olağanüstü yerler keşfetme merakı. Eser, şarap ve bazı üreticiler hakkında zengin bilgiler içeriyor. Ama İtalya’da on binlerce üretici var ve Elvan Uysal hiçbir şekilde abartıya kaçıp seçtiği üreticilerin ‘en iyiler’ olduğu gibi saçma bir iddiada bulunmuyor. Şarapları anlatırken kullandığı dil de şarap snobları ve bir-iki kursa gittikten sonra otorite kesilip, makyajlanmış, sıradan bir marangoz şarabını bulunmaz hintkumaşı gibi 20 cümlede anlatanların dili değil. Yalın ve öze inen bir dil.

Tanıştığı üreticilerin portresini de ustalıkla çiziyor Elvan. Örneğin Furore şaraplarına adını veren Marisa Cuomo... “Uzun boylu, güçlü yapılı, sarışın, ela gözlü, derin bakışlı bir kadın. Güzel. Kocaman, nasırlı elleri var. Bir kadına nasırlı eller ancak bu kadar yakışabilir.” Sanki bağı şaraba dönüştürenin özellikleri ile ürettikleri şarap arasında bir benzerlik var. Furore şaraplarını deneyenler bilir. Mineralite açısından zengin, belkemikleri güçlü, şahsiyetli şaraplar.

Hasadı telef eden Marki

Ülkemizde çok daha iyi bilinen Sassıcaia’ya bakalım. Sahibi Marki Nicolo İncisa della Rocchetta bir İtalyan soylusu. Mütevazı, kibar ama özgüven tepede. Mütevazı olmasına mütevazı da, “Şarabı başkalarından önce bizim beğenmemiz önemli. Biz beğeniyorsak o şarap olmuştur” dediğinde içindeki prens burnunu çıkarıveriyor.
Marki’nin şarapları da kendisi gibi. Güçlü, kendinden emin ama zarif ve dengeli. 1969 ve 1973’te istediği kaliteyi tutturamadığı için iki hasadı telef etmiş.
Acaba bizde de şarap işi büyük ölçekli üreticiler yerine Marisa gibi teruar âşığı nasırlı elli köylüler ve bu işe ticari değil, aşkla ve çocuğunu büyütür gibi yaklaşan idealist kimselerin elinde olsa nasıl şaraplar içerdik? Bana göre, o zaman teknik olarak doğru ama ‘Türk damak tadı’ denen meşe yongalı marangoz şarapları yerine belki kusurlu ama daha rustik ve şahsiyetli veya daha düşük alkollü ama meyvenin şaraba entegre olduğu, daha elegan teruar şarapları içerdik. Şarap da kadın gibi. En güzeli şu, en iyisi bu, diye bir şey yok. Önemli olan çeşitlilik, farklılık, şahsiyet. Ama iyi şarap diye bir şey var ve iyi şarapların ortak bir özelliği mevcut.
Hayır, fiyat değil bu özellik. Pahalı ama kötü, beri yandan 10 Euro civarı ama iyi şarap çok. Ortak özellik eski bağlar, mineral açısından zengin ve kurak teruar, bağı sulamama ve düşük verim.

Üzümün tecrübelisi makbul

Ne güzel anlatıyor ve benzetmeler yapıyor Elvan: “Bu mucize bitkinin mizacı tembel aslında. Kolay yolu seçmeye meyilli. İnsanlar gibi... Geniş aralıklarla ekildiğinde, bir güzel de sulandığında keyfine diyecek yok. Kilolarca üzüm, binlerce yaprak veriyor. Aradığı her şey toprağın yüzeyinde olduğundan, sağında solunda da rahatını bozan olmadığından, kökler istediği gibi yüzeyde yayılıyor. Bu rahatına düşkün üzümün meyvesi gibi kökleri de yüzeysel oluyor. Sonuç tat tuz fukarası bol ürün. Su bulamayıp strese giren ve kökleri derinlere inip mineral emen bağlardan gelen şaraplar derinlikli. Görüp geçirmiş, çok çalışıp strese girmiş, yaşadığı acılardan ve deneyimlerden daha da güçlenerek çıkmış insanlar gibi."
Genç yaşına rağmen çok görüp geçirmiş ve baktığı her şeyde en güzeli, tanıştığı her insanda en iyiyi arayıp bulan Elvan Uysal Bottoni’nin kitabını okumak hem bilgi hem haz veriyor insana.

X