Soyluların tatil mabedi Cap-Ferrat

Bu seyahatimde bana 20’nci yüzyılın Afrodit’i diye özetlenebilecek kadar güzel bir kadın eşlik ediyor. Fransız Riviera’sının incisi Cap-Ferrat’nın tadını; beş kere evlenip boşanan, sevgililerinin ardı arkası kesilmeyen hatta erkekleri aşkından akıl hastanelik eden Rosemarie Kanzler’i bol bol anarak çıkardım.

Haberin Devamı

İnanılmaz bir parti. Prens Rainier ve Grace Kelly, Gregory Peck, Henry Ford II, David Niven, Stewart Granger, Kirk Douglas, Bob Hope, Louis Jourdan ve Avrupa, Amerika, Latin Amerika sosyetesinin en önde gelen bilumum ismi...

Soyluların tatil mabedi Cap-Ferrat

Rosemarie Kanzler, 2000’de öldü.

Ama ilgi odağı bunların hiçbiri değil. Marlene Dietrich’e çok benzeyen Rosemarie Kanzler. 50 yaşında ama vücudu 20’lik mankenlere taş çıkarır. Her davetliyle tek tek ilgileniyor. Sesi kadife gibi. Soprano. Birden elindeki şampanya kadehini bırakıyor, siyah kadife ve dantelli dekolte elbisesini çıkarıp atıyor, şatonun havuzuna balıklama dalıyor. Sutyen kullanmıyor. Beş kez evlenmiş ama çocuğu olmamış; bel ince, göğüsler dimdik. Birden sesler kesiliyor ve herkes hayranlıkla onu seyrediyor. Normal bir dişi değil; Eski Yunan’ın güzellik ve haz tanrıçası Afrodit’in 20’nci yüzyılda farklı isimle tezahürü sanki.

Haberin Devamı

Soyluların tatil mabedi Cap-Ferrat

Cap-Ferrat parası olan herkesi kucaklayan bir yer değil.

MANİKÜRCÜLÜKTEN KARUN OLMAYA UZANAN YOL

Oysa tanrıça olarak doğmamış. Hatta fakir. Manikür-pedikür yaparken onun zarafet ve güzelliğini kıskanan zengin bir hatun, bilmem kaç karatlık elmasını adeta gözüne sokmuş ve “Bak, senin buna sahip olma şansın yok” demiş.

Ama Allah ‘yürü ya kulum’ demiş bu hatuna. 2000 senesinde, 85 yaşında son bulan, inanılmaz bir yaşam. Karun gibi zengin ve hepsi farklı ülkelerden erkeklerle beş evlilik, beş boşanma. Ama bunun yüz misli erkekle birliktelik, çılgın aşklar...

Soyluların tatil mabedi Cap-Ferrat

Soldan sağa; Grace Kelly, Romalı Perihan ve Kanzler, Monte Carlo’da.

Elde edemeyeceği erkek yok ama özellikle yakışıklı istiyor. Kocaları onu kaçırmamak için bu ilişkilere göz yumuyor, havaya kurşunlar sıkılıyor, ikinci koca Meksikalı Carlos Oriani aşkından çıldırıp akıl hastanesine kapatılıyor. Heinrich Himmler ve Joseph Goebbels de hayranlar arasında. Onu Alfred Hitler’le tanıştırıyorlar ve herhalde işlediği cinayetlerden dolayı uyuma zorluğu çeken diktatör, Rosemarie’nin eski Viyana şarkılarını dinlerken mışıl mışıl uyuyor.

Haberin Devamı

Uzun süre yazları Saint-Jean-Cap- Ferrat’daki köşkünde kalmış bu doğa harikası kadın. Chateau (Şato) St. Jean; denize sıfır, kendi limanı olan bu saray yavrusunun adı. Kaldığım otelin tam karşısında. Terasımızda hülyalara dalıyor ve Chateau St. Jean’da Rosemarie’nin partisinde buluyorum kendimi. Duvarlarda Holbein, Rembrandt ve Titian’lar. Ama ben de partideki herkes gibi, bu ilah kadının masmavi gözlerine dalıyor, okyanusta sürüklenip gidiyorum... Tam batmak üzereyken, aynı güzellikte turkuvaz gözlerin yarı endişe, yarı şefkatle beni süzdüğünü görüyor ve Rosemarie’nin kocalarından bin kez şanslı olduğumu düşünüyorum.

Soyluların tatil mabedi Cap-Ferrat

Kanzler’in yıllarca yazlarını geçirdiği Chateau St. Jean, bir saray yavrusu.

Haberin Devamı

ST. TROPEZ’DEN FARKI HİTAP ETTİĞİ KESİM

Geçmiş ve artık geri gelmesi mümkün olmayan muhteşem yüzyıl... Ama Cap-Ferrat hâlâ dünyanın en olağanüstü deniz kasabası. St. Tropez gibi parası olan herkesi de kucaklamıyor. Gürültü patırtıya açık değil. Ayrıca çok pahalı. Kral II. Léopold’un villası şu andaki sahibesi Suzanne Marnier-Lapostolle tarafından 1 milyar euro’ya (yaklaşık 4 milyar 200 milyon TL) satışta. Chateau St. Jean daha da güzel ve konumu iyi. 1 milyar euro’dan fazla etmeli. Şu anki sahibi Abu Dabili bir zengin. 80 yaşında. Tekrar satışa çıksa acaba kim alır? O şaşaalı günler geri gelir mi?

Rosemarie Kanzler, “Ben bu dünyada var olan her türlü güzellik ve haz için yaşarım” (I live totally for the beauty and the pleasure that is available to us in the world) demiş. Epiküryen felsefe...

Haberin Devamı

Geçen hafta yazdığım St. Tropez yeni zenginlere hitap ediyorsa, burası daha soylu bir kesime hitap ediyor gibi. Ya biz faniler ve sıradan bireyler ne yapabiliriz? Valla benim kaldığım otel 3 yıldızlı, odalar küçük ama bana bu havayı soluma şansı veriyor.

İşte dünyanın en olağanüstü deniz kasabasından benim önerilerim…

Soyluların tatil mabedi Cap-Ferrat

1- PALOMA PLAJI

Konum harika. Fiyatlar Çeşme’den pahalı değil. Önceden telefon edip şezlong ve şemsiye kiralayın. Lokantası iyi ve akşam da gidilebilir. Ama benim gibi, öğle yemeğine iki kişi 10 euro harcamak istiyorsanız onun da yolu var. Kasabadaki pastaneden sandviç alıp yanınızda götürün, Paloma’dan da kahve ısmarlayın. Biz üç günün ikisinde bunu yaptık, bir şey demediler.

Haberin Devamı

Soyluların tatil mabedi Cap-Ferrat

2- LA MERENDA

Cap-Ferrat’da bir-iki iyi lokanta var ama pahalı. Gerisi sıradan. 20 dakikada Nice’e gidin. Rezervasyon almayan La Merenda’da dirsek dirseğe yeniyor ama lezzet olağanüstü, fiyatlar makul ötesi. Dominique Le Stanc, Michelin 2 yıldızlı bir şef ama gastronomik mutfak değil esnaf lokantası açmış. İşkembe, pissaladière (ançüez ve soğanlı pizza), sardalye, pesto soslu spagetti, kabak çiçeği kızartma; lezzet fışkırıyor.

Soyluların tatil mabedi Cap-Ferrat

3- CHÂTEAU DE LA CHÈVRE D’OR

Michelin 2 yıldızlı lokantasını denemedim ama Cap-Ferrat’ya 20 dakika mesafedeki ortaçağ köyü Eze’deki bu butik otel görülmeli. Terasında oturup bir şampanya ısmarlayın. Önünüze gelen Cristallerie de Paris’nin şampanya flütü bence dünyanın en iyisi çünkü en estetiği. Geriye ne kaldı? Kadehini tokuşturacağınız doğru insan. Aman kırmamaya dikkat edin. Sordum; 140 euro imiş kadehin fiyatı!

Yazarın Tüm Yazıları