"Vedat Milor" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Vedat Milor" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Vedat  Milor

Ne zaman gitsem haz aldığım mekân: Develi Samatya

Samatya Develi, en güzel çocukluk ve gençlik anılarımın depreştiği yerlerden. Ayrıca eşime de Türkiye’yi sevdiren bir lokanta. Belki bu yüzden nesnel analiz kolay değil. Ama referans noktası olabilecek çiğköftesi, iyi ve çok iyi diye özetleyebileceğim ara sıcakları ve kebaplarıyla bence ilgiyi hak ediyor.

Devamlı mutluluk diye bir şeye inanacak kadar saf biri değilim ama anlık mutluluk diye bir şey var. İnsandan insana değişiyor tabii. Çok fazla planlayabildiğiniz bir olay değil ama. Kendiliğinden, beklenmedik anlarda ortaya çıkıyor.
Gastronomi belki bu yüzden yediden yetmişe herkesin ilgisini çekiyor. Uzmanlığı falan boş verin şimdi. Bu iş geliyor, tek bir ‘lokma’ya dayanıyor.Yemek demedim, lokma! Önce burnunuza gelen bir koku. Bu kokunun anımsattığı bir duygu. Ya da bir anı. Sonra dil teması, çiğneme ve yutma. Yüzünüzde gülümseme, gönlünüzde ferahlama. Niye mutlu olduğunuzu bilmiyorsunuz ama mutlusunuz.
İşte bu yüzden, bir yeme-içme eleştirmenini bir ‘otorite’ olarak kabul etmek çok zor. Zor çünkü gastronomik doğrularla kişisel mutluluğa götüren gastronomik tercihler çok farklı olabiliyor.
Örnek vereyim: Izgara bonfile sulu olmalı. Gastronomik açıdan doğru. Siz çok pişmiş seviyorsunuz, içini pembe görünce aklınıza kan geliyor ve mideniz bulanıyor. Bu da sizin doğrunuz. Sevdiğiniz gibi yapacağınıza gastronomi uzmanının dediğini yaparsanız mutsuz olursunuz. Kendi bildiğiniz ‘yanlış’ olsa bile size zarar vermiyor ki... Sigara dumanı gibi başkasına da zarar vermiyor.
Buna karşılık bir tıp doktoru ve onun doğru dediğiyle mukayese edelim yukarıdaki örneği.
Doktor, “Bronşit olmuşsun; dinlen, sigara yok, şu antibiyotiği al ve içki de yok bu sürede” dedi. Bunların tam tersini yaparsanız sonuçlarına da katlanırsınız. Zatürree ya da daha kötüsü olduğunda da hiç de mutlu olmazsınız!
Ne zaman gitsem haz aldığım mekân: Develi Samatya
En güzel çocukluk anılarım
Belki bunların bilincinde olduğumdan, ben yemek sırasında o yemekle ilgili konuşmak ve analiz yapmaktan hoşlanmıyorum. Özellikle yediğinden mutlu olan biriyle. O yemeğin analizi, bana alınmakta olan hazzın içine limon sıkmak gibi geliyor.
Samatya Develi, benim yukarıda bahsettiğim anlamda ne zaman gitsem haz aldığım bir mekân. En güzel çocukluk ve gençlik anılarım depreşiyor burada. Eski Karaköy Liman’la birlikte rahmetli babamın beni ilk getirdiği lokantalardan. İlk ciddi kebabı yediğim yer. Güneydoğu’nun dayanılmaz kokularının ruhuma işlediği ilk mekân. Ayrıca eşime Türkiye’yi sevdiren bir neden de Moda’daki eski Şiribom ve Develi’nin kebap ve alinazikleriydi.
Belki bu yüzden nesnel analiz kolay değil. Özellikle de lokantayla ilgili kayıtlarımı dinlerken nadiren duygularını belli eden eşimin şen şakrak kahkahalarını işittikçe...
Ama öncelikle habersiz gittiğimi belirteyim. İkincisi, büyük bir grupla gittiğimi. En önemlisi de çalışanların beni tanımalarına rağmen devamlı başımızda durmayıp keyfimizin içine limon sıkmadıklarını...
Yemeği de şöyle özetleyeyim: Sıradan başladı. Sonra iyi ve çok iyi oldu. Giderek ivme hızlandı.
Sıradan olan soğuklar: Soğuk, çamfıstıklı humus. Sıcak, pastırmalı humus. Köpoğlu. Atom. Deniz börülcesi. Muhammara. Yoğurtlu semizotu. Puf ekmek, tereyağı ve tulum.
Bu tip mezelerin bileşimleri iyi düşünülmüş ve geleneksel olduğu için kötü olmaları zor. Ama sıradışı olmak için özel gayret sarf etmek lazım. Çok iyi tahin, gerçek yoğurt, körpe deniz börülce, üst düzey domates ve biber salçası gibi... Kötülüğü de bayat olması, dolapta çok kalması gibi nedenlerle olur. Develi’nin soğukları ikisinin arası: Sıradan malzeme ama taze.
Ama çok iyi olan bir soğuk var: Çiğköfte. Daha iyisi can sağlığı. Referans noktası olur.
Ne zaman gitsem haz aldığım mekân: Develi Samatya
Develi Samatya’nın soğuk mezeleri taze ama malzemeleri sıradan olduğu için fark yaratamıyor.
Alinaziğin kıymalısını yiyin
Ara sıcaklar iyi ve çok iyi. Lahmacun bol etli, yeşillikli, her tarafı eşit pişmiş. İyi. Soğanı azıcık çiğ kalmasa çok iyi diyeceğim. Kızarmış içliköfte, üzerine pulbiberli erimiş tereyağıyla çok iyi oldu. Cevizli. Koyunla yapılsa daha iyi olacak. Haşlama içliköfteyse bizce çok iyiydi.
Gelelim kebaplara... Adana iyi, fıstıklı olanı çok iyiydi. Bıçak kıyması. Kuyrukyağı da lezzet vermiş. Özellikle istemeniz lazım. Kuzu şiş de iyi terbiye edilmiş ve içi sulu bırakılmış.
Patlıcan söğürme kebap ağzınıza layık. Patlıcan kebaptan farkı; domates, patlıcan ve kebabın önünüzde kesilip, ufak parçalar haline getirilip, tereyağıyla harmanlanıp (bence gereksiz) dürüme sarılması. Ya alinazikler? Parça etli kavurmalı olanını boş verin, kıymalısına bakın. Bir lokma. Sonra başta bahsettiğim haz ve mutluluk. Bazen hatıralar lezzetten önemli.
Ne zaman gitsem haz aldığım mekân: Develi Samatya

X