"Vedat Milor" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Vedat Milor" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Vedat Milor

İstanbul’da sevdiğim yeni nesil kahveciler

Kahve, sonsuz çeşitliliği olan gurme bir ürün. Türkiye’de de öyle baş döndürücü bir hızla yaygınlaşıp çoğalıyor ki bu dünyada neler olup bittiğini yakından takip etmek gerek.

İstanbul’da sevdiğim yeni nesil kahveciler

Biliyorsunuz şu anda dünyada bir kahve devrimi yaşanıyor. Birinci ve ikinci dalga geride kaldı. Şimdi üçüncü dalga kahve öne çıktı.

Türk kahvesinden bahsetmiyorum ama bu alanda artık söylenecek bir şey yok. Tüm dünyaca ünlü gerçek Türk kahvesi artık yandı, bitti, kül oldu. Bugünün İstanbul’unda artık sadece Mandabatmaz kaldı geleneksel usul ve lezzette Türk kahvesi yapan.

Mandabatmaz’dan yola çıkarak üçüncü dalga denen kahve akımının bizim geleneksel Türk kahvesiyle aynı prensiplere dayandığını söyleyebiliriz.

Bunlardan ilki, kahve fincana gelene kadarki aşamalara özen gösterme... Yani çekirdeğin kalitesi, kavrulması, öğütülmesi, kullanılacak kahveyle su oranı, suyun kalitesi, sıcaklığı ve kullanılan ekipman. Artık bizler endüstriyel Türk kahvesi içiyoruz. Bu şartlar altında ve ülkede artık geleneksel kahvemiz çok nadiren bulunurken gençlerin üçüncü dalga kahveleri takdir edip buralara akın etmeleri normal.

İstanbul’da sevdiğim yeni nesil kahveciler
Cup of Joy

İki ciddi sorun var

Birinci ve ikinci dalga ne? Birinci dalga süpermarketlerde bulunan, çözünebilir kahve. Bu tip kahvelerin normal posalı (telveli) veya iri çekim çekirdeğin kullanıldığı ve Chemex, French Press, V60 kullanılarak hazırlanan kahvelere göre kafein bağımlılığı yaratıp kronik yorgunluğa neden olduğu bir görüş. Karşı görüşse tüm kahvelerin bu açıdan aynı olduğu. Ancak herkesin üzerinde birleştiği nokta, çözünebilir kahvelerin aroma açısından zayıf olduğu. Bunun nedeni de kullanılan çekirdeklerin kalite olarak alt seviyede olması ve çözünebilir kahve hazırlanırken aromatik uçucu maddelerin kısmen kaybedilmesi.

İkinci dalgaysa bildiğiniz, ABD çıkışlı franchise’lar. Buralarda kullanılan kahve, kendi kavurup öğüttükleri kahveler. Kaliteleri üzerine olumsuz bir yorum yapmak istemiyorum. Ama iki ciddi sorun var: Biri, kahvelerin çok fazla kavrulması. Diğeri de aşırı sıcak sunulması. Her iki durumda da kahvenin meyvemsi ve aromatik özelliklerinden büyük ödün veriliyor.

İstanbul’da sevdiğim yeni nesil kahveciler
Coffee Sapiens

Hepsi minicik mekânlar

Üçüncü dalga kahveler İstanbul’da çığ gibi büyüyor. Hepsi iyi mi? Sanmıyorum. Benden çok daha sık kahve içen arkadaşlarımdan bazıları yeni açılan kahvelerin kimisinde çok kötü kahve içtiklerini söylüyorlar. Doğrudur.

Üst düzey kahve yapmak elbette çok zor. Filtre kahvenin ideali düz çöküş, emek yoğun ve hazırlamak zaman alıyor. Büyük dikkat istiyor. Espresso ve cappucino da öyle (yarın izah edeceğim gibi latte’yi kahveden saymıyorum). Belki bu nedenle dünyanın her yerinde üçüncü dalga kahveler minik, daracık, rahatsız mekânlar.

Kahve fiyatlarının yüksekliği normal çünkü hacim küçük, kapasite sınırlı ve ürün kalitesi yüksek olduğundan maliyet yüksek. İşin ilginç bir yanı da aynı özenin sınırlı sayıda yemek/tatlı/sandviç çeşidine gösterilmesi. Bu tip kahvelerden Cihangir’deki Norm Café’de çok iyi sıcak panini (sandviç) yediğimi hatırlıyorum. Bebek’teki Cup of Joy’un quiche’leri tamamen doğal malzemeden ve nefis. Moda Rafine’deki Kaan Değer’in de yaptığı tatlıların az ama gerçekten öz olduğunu belirteyim. Bütün bunları dikkate alırsam ürün kalitesine dayalı mutfak anlayışının lokantalardan önce üçüncü dalga kahvelerin en iyilerinde başladığını söyleyebilirim.

İstanbul’da sevdiğim yeni nesil kahveciler
Petra

Size tavsiye etmek isteyeceğim iki yeni dalga kahve daha var: Nişantaşı’nda Petra ve Karaköy’deki Coffee Sapiens.

Her iki kahveye de üç kez gittim ve farklı baristalar hazırlamasına rağmen ikisini de tutarlı buldum. Sapiens’in Etiyopya Yirgacheffe’den hazırladıkları espresso çok iyiydi. Keza aynı çekirdekle ve V60’de düz çöküş (pour over) tekniğiyle çok başarılı bir filtre kahve hazırladılar. Güçlü gövdeli, asiditesi orta ve meyvemsi bir kahve. Karanaj adlı tatlıları da güzel. Mini kavanozlarda hazırlanıyor ve iki çeşidi var: Tuzlu, Fransız karamelli ganaj ile naneli, ahududulu, chili biberli ganaj.

Petra’ya ise her gidişimde Etiyopya Hunkute düz çöküş yöntemiyle hazırlanmış nefis bir kahve içtim. Çiçeksi kokuları olan, asiditesi yüksek, damakta sitrik tatlar hissedilen ve zarif bir kahve. Hafifle orta arası kavrulmuş. Böylece aroması ve karakteri kaybolmamış.

Kahve onu standardize eden büyük endüstrinin eline bırakılmayacak kadar gurme bir ürün ve sonsuz çeşitliliği olan bir dünya. Bu dünyada neler olup bittiğine bir göz atmak gerek.

Norm Cafe (0538) 247 41 08, Cup of Joy (0212) 263 00 06, Rafine (0535) 035 46 35, Petra www.petracoffe.com, Coffee Sapiens (0541) 721 40 08.

LOKANTA SAHİPLERİNE BİR AÇIKLAMA...

Beni temsil ettiğini ifade ederek, belirli hizmetlerin sağlanacağı vaadiyle hareket eden kişilere itibar edilmemesi gerekmektedir. Yorumlarımın nesnelliğine itimat ederek hareket eden okur kitleme karşı en büyük ödevim, içerisinde yer alacağım her türlü ticari girişimde sahip olduğum etik prensiplere uyulmasını sağlamak olacaktır. Bu çerçevede en geniş şekliyle beni temsil yetkisine sahip olan avukat Kerim Aynur haricindeki kişilerin şahsım adına taahhütte bulunması mümkün değildir. Saygıyla bilgilerinize sunarım.

X