"Vedat Milor" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Vedat Milor" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Vedat  Milor

Huzur arayanlar için Patmos

Santorini gibi muhteşem, Mikonos gibi sosyetik, Girit gibi olağanüstü kumsalların ya da Rodos gibi antik bir ortaçağ şehrinin olduğu bir ada değil Patmos. Korfu gibi yeşil değil ve olağanüstü diyeceğim lokantaları da yok. Ama huzurlu bir tatil için aradığım her şey var...

“Patmos’u fazla tanıtmaya gerek yok, bir kez ziyaret edin, o sizi kucaklar ve bir daha bırakmaz” demiş bir okuyucum.
“Patmos mutfağı dillere destan. Üzerine ansiklopediler yazılır” demiş bir diğeri.
İlki ciddi. İkincisi ironi. Herhangi bir Yunan adasında bulunan ürün ve mezelerin bizde de bulunduğuna vurgu yapıyor. Mutlak öyle. Ama benim için ilk okuyucumun sözleri daha fazla anlam taşıyor. Taşıyor, çünkü gastronomi tek başına fazla anlam ifade etmiyor. Önemli olan yaşam tarzı ve kültür.

Huzur arayanlar için Patmos


İzinsiz selfie’ler ve psikolojik ablukalar

Bodrum, Marmaris, Datça, Alaçatı falan deyince kalabalıklar gözümü korkutuyor. Ama daha da yıldırtan ve bezdiren, insanların asabi davranışları ve hoyratlık. Genel olarak sağduyu eksikliği sanki milli özelliğimiz oldu. Kötü ve hırçın olanın sesi, iyi ve erdemli olanı bastırıyor. Buna bir de bizim kültüre özel faktörleri ekleyin. Birisi, insanımızın diğerlerinin özel alanına kamikaze pilotu gibi dalması. Örneğin bir tanıdığımla otururken yanıma gelip izin bile almadan şıppadak selfie çekenler... Ya da ben lokantada iken arkadaşımla konuşmamı pattadak kesip ‘davet’ kisvesi altında beni farklı bir yeri ziyaret etmem için psikolojik ablukaya alanlar. Buna bağlı bir sorun birçok vatandaşımızın üzerine vazife olmayan şeyleri kendine hak görüp ve vazife bilip gereksiz akıl ve öğüt verme isteği. Karşı tarafa sormadan “Ben senin yerinde olsam...” diye başlayan ve beni sinirlendiren ‘iyi niyet’ gösterileri. Benzer bir sorun kimden neyi, nasıl isteyeceğini bilmeyip karşındakini bunaltma. Örneğin “İlla falan şehri ziyaret et” ya da “Dünürüme basında iş bul!” tipi. Bütün bunlar sık sık başıma geldiği ve beni rahatsız ettiği için artık yurtiçinde tatil yörelerine pek gitmiyor gibiyim.

***Bodrum, Marmaris, Datça, Alaçatı falan deyince kalabalıklar gözümü korkutuyor. Yıldırtan ve bezdiren, insanların asabi davranışları ve hoyratlık.***

Mazoşist değil hedonistim

Bir de sizlerin empati kuracağını sanmadığım iki özel sorun var. İlki sigara. Artık lokantalar, vapurlar, her yerde fosur fosur sigara içiliyor. Bu beni bunaltıyor ve hemen kaçmak istiyorum. İkincisi şarap. Benim için akşam yemeğinin olmazsa olmazı. Birçok lokantamızda içki yok. Olsa da benim standartlarıma, keseme ve yemeğe uygun şarap bulma ihtimalim binde bir. Bulsam da doğru sıcaklık ve bardakta ve doğru şekilde servis edilmesi mucizelere bağlı! Mazoşist değil hedonist olduğum için de bana haz vereni yapıyorum. Tatillerimde Akdeniz ülkelerini tercih ediyorum. Yazın da Yunan adaları bana özellikle cazip geliyor. En sevdiğim ada şu diyemem ama gördüğüm 6-7 ada arasında en sevdiklerimden biri Patmos. Herkesi kucaklar mı bilemem ama yazın adanın hemen hemen yarısının Türk olduğunu gördüğüm için birçok vatandaşımızın benimle hemfikir olduğunu düşünüyorum.

Huzur arayanlar için Patmos


Gözünüz çirkinlik görmüyor

Santorini gibi muhteşem, Mikonos gibi sosyetik, Girit gibi olağanüstü kumsalların ya da Rodos gibi antik bir ortaçağ şehrinin olduğu bir ada değil Patmos. Korfu gibi yeşil değil ve olağanüstü diyeceğim lokantaları da yok. Ama huzurlu bir tatil için aradığım her şey var.
Gemilerin yanaştığı adanın merkezi Skala bazı diğer adalardaki merkez gibi kaotik değil. Bu satırları yazdığım İstanbul Burgaz Adası’nın vapurların yanaştığı kıyısında olduğu gibi itfaiye araçları, cenaze arabası, çöp kamyonları, belediye araçları, umumi hela ve yük iskelesi de orada değil.
Gözünüz çirkinlikleri görmüyor, kulağınızı yük iskelesinden bakkallara pet su taşımak için geri geri giden araçların sinyal sesleri ve devasa kamyonların gürültüsü tırmalamıyor, mazot, çöp ve hela kokusundan burun direğiniz kırılmıyor. Skala’da dalgaların sesini dinliyor, yosun ve deniz kokusunu içinize çekiyor ve zambak çiçekli, mavi panjurlu minik beyaz evlere bakarak göz banyosu yapıyorsunuz.
Ünlü manastırın bulunduğu Chora kartal yuvası gibi tepeden adaya hâkim ve mistik-gizemli havası bozulmamış. Adadaki en lüks Aktis de o kadar güzel inşa edilmiş ki doğaya hükmetmeye çalışmamış, onun parçası olmuş. Adada sakin plajlar, ucuz ve temiz oteller de mevcut.
Bayağı iyi lokantalar da var. Haftaya onlardan bahsedeceğim.

X