"Vedat Milor" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Vedat Milor" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Vedat  Milor

Daha iyisini yapabilecek kapasitede BABEL OCAKBAŞI NEVİZADE

Kuzu ciğere gereken özeni göstermişler. İyi temizlenmiş. Kuzu kuşbaşı için de iyi diyecektim ama... Pişimi doğru ve yumuşaktı. Sanırım kuzu budu... Terbiye de edilmişti. Ama ikinci parçayı ağzıma attığımda içinde sinir çıktı. Keyfim kaçtı elbette. Bundan sonraki yemekle keyfim gene yerine geldi. Kuzu uykuluk. Taze ve tam kıvamında pişirip güzel çeşnilendirmişler. Kendilerini tebrik ettik.

Daha iyisini yapabilecek kapasitede BABEL OCAKBAŞI NEVİZADE
Adana’yı gözümüzün önünde zırhla çektiler. Çok kişi olduğumuzdan üç kez servis edildi. İlk gelen çok iyiydi. İkinci gelen çok pişmişti. Üçüncüsüyse az pişmişti. Bunun nedeni tabii ki bizim, “Çok pişmesin” diye ısrar etmemiz, ustanın da bu sefer ters yönde hata işlemesi.Ama her şeye rağmen buranın Adana’sı İstanbul ortalamasının üzeri.

Nevizade’deki düzgün lokantalardan biri burası. Aslında Beyoğlu civarındaki bir lokantayı yazmak kolay değil. Çünkü gece İstiklal Caddesi ve civarında yürümek her babayiğidin göze alamayacağı bir şey. Etraf tehlikeli. Bıçaklama ve öldürme oluyor ve muhtemelen olmaya devam edecek. Özellikle hanımların yalnız dolaşması imkânsız gibi. Grup halinde de zor.  Ayrıca son iki yılda ne zaman bu civarda yemek yesem ciddi bir sorunla karşılaşıyorum. Sigara içiliyor. Pasif dumanı içine çekmek, içmeyen için de içen kadar tehlikeli. Akciğer kanseri öldüren kanserler arasında şu an birinci sıraya yerleşti. Bunu geçelim. Sigara dumanı beni çok rahatsız ediyor. Gözlerim yaşarıyor. Koku alma duyum köreliyor. Pis koku kıyafetlerime siniyor. Sigara belasından dolayı ülkede gidebileceğim lokanta sayısı giderek azalıyor.

Biz de büyük bir grupla gittik Babel’e.  Ocağın etrafına oturduk. Aramızda kimse de sigara içmediği için yemeğe başlamadan önce güzel kebap ve soğan-sarmısak kokularını içime çekebildim.

Kuru patlıcan dolmasıyla başladık yemeğe. Bunu vasat bulduk. Kemik tadı olması gerekir dolmada derinlik vermesi için. Yoktu. Biraz tekdüze ve aşırı acıydı.

Terlemiş soğan ve sarmısak, acılı lavaş ekmeğiyle birlikte sunuldu. Lavaşı beğendim. Terlemiş soğan ve sarmısağa biraz kuyrukyağı gerek. Bunu en iyi Kurtuluş Adana Ocakbaşı yapıyor.
Daha iyisini yapabilecek kapasitede BABEL OCAKBAŞI NEVİZADE
BEŞ ÜZERİNDEN İKİ BUÇUK YILDIZ
Hüseyinağa Mahallesi, Kameriye Sk. No: 7 Beyoğlu/İstanbul
Tel: (0212) 244 64 60

Mezelere özen göstermeliler

Ezme. Patlıcan salata. Humus. Bu üçü de ülke ortalamasını tutturdu ama geçemedi. Patlıcan salata da evdeki fırında közleyip yaptığımız düzeyin bir tık altındaydı. Humusun tahini acıydı. Genel olarak daha iyi malzeme kullanmaları ve mezelere özen göstermeleri gerekir.

Kuzu ciğere gereken özeni göstermişler. Pamuk gibi. İyi temizlenmiş. Kuzu kuşbaşı için de iyi diyecektim ama... Aması var. Pişimi doğru ve yumuşaktı. Sanırım kuzu budu... Terbiye de edilmişti. Ama ikinci parçayı ağzıma attığımda içinde sinir çıktı. Kimsenin bakmadığına emin olduktan sonra peçeteyi ağzıma götürüp yapılması gereken şeyi yaptım ve çöp tenekesine yöneldim.

Bir parantez açayım. Kâğıt mendil büyüklüğündeki k3ağıt peçeteler size rahatsız etmiyor mu?  Ne işe yarıyor bunlar? Yurtdışında gittiğim lokantalarda keten peçete veriliyor. Ya da en azından hanım eşarbı hacminde bir kâğıt peçete... Bizde adam başı 200 TL ve üstü hesap ödediğiniz birçok lokanta bile doğru dürüst peçete kullanmıyor. Ucuzculuk mu? Ruh fakirliği mi? Kültür mü? Kimsenin ses çıkarmaması mı? Hepsi bir arada herhalde.

Keyfim kaçtı elbette ağzıma gelen sinirden. Ama bundan sonraki yemekle keyfim gene yerine geldi. Kuzu uykuluk. Taze ve tam kıvamında pişirip güzel çeşnilendirmişler. Kendilerini tebrik ettik.

Son olarak Adana ve kaburga... Adana’yı gözümüzün önünde zırhla çektiler. Çok kişi olduğumuzdan üç kez servis edildi. İlk gelen çok iyiydi. İkinci gelen çok pişmişti. Üçüncüsüyse az pişmişti. Bunun nedeni tabii ki bizim, “Çok pişmesin” diye ısrar etmemiz, ustanın da bu sefer ters yönde hata işlemesi.

Ama her şeye rağmen buranın Adana’sı İstanbul ortalamasının üzeri. Kaburgaysa ortalamanın üstü değil. Eti çiklet gibi çiğnemek gerekiyordu. Ayrıca çeşnilendirilmemişti. Halbuki dinlendirip terbiye etmek lazım. Tabii et kalitesi de önemli. İstikrarsızlık sorunu olmasa daha iyisini yapabilecek kapasitede bir ocakbaşı.

200 TL ve üstü hesap ödediğiniz birçok lokanta doğru peçete kullanmıyor. Ucuzculuk mu? Ruh fakirliği mi? Kültür mü? Kimsenin ses çıkarmaması mı?

 

 

X