Türkiye’ye gelince gördüklerim bana cenneti hatırlatır

KALE Grubu’nun kurucusu İbrahim Bodur, 1980’li yıllarda bir heyetle Medine’ye gitti. Medine’de heyeti Türkiye sevdalısı, Osmanlı hayranı, ileri görüşlü, yaşlı bir iş insanı hurma bahçesinde ağırladı. Ev sahibi Arap iş insanı Bodur ve heyetine hurma ağaçlarını gösterdi:

Haberin Devamı

- Bu güzelim hurmalıklara villalar yapma teşebbüsleri görüyorum. Şayet bu ziraat alanlarında yapılaşma olursa, gün gelir torunlarımız, “Şu betonlar, demirler hurma olsa da yesek” derler.

Sohbette petrolün ekonomik öneminden söz edilirken, ev sahibi iş insanı şu noktanın altını çizdi:

- Petrolün alternatifi bulunabilir ama suyun, gıdanın alternatifi yoktur.

Ardından Muhammed suresi ile Bakara suresine işaret etti:

- Kur’an’da cennet, akarsular, nehirler, bağ ve bahçelerle tasvir edilmektedir.

Sözlerini şöyle bağladı:

- Türkiye’ye geldiğim zaman gördüklerim bana hep cenneti hatırlatır. Cennetinize sahip çıkın, bu nimeti koruyun ve şükredin.

İlahiyatçı,“Tevhit Mesajı” adlı tefsirin yazarı Prof. Hasan Elik, tanık olduğu bu sohbeti İbrahim Bodur’un 2004 yılında başlattığı “Issız Cuma Hayrı, Tarım ve Kültürel Etkinlikler Fuarı”nın 14’üncüsünde Yenice’deki (Çanakkale) Issız Cuma Camii’nde okuduğu hutbede cemaatle paylaştı.

Haberin Devamı

Prof. Elik, fuar nedeniyle hutbenin konusunu tarım üzerine belirledi:

İlahi bir lütuf olarak insana bahşedilen ziraat/tarım imkanı ve yaşamsal önemi.

Hutbeye şöyle girdi:

- İnsan toprağın çocuğudur. Onu, anası olan toprak besleyecektir. Kur’an’ı Kerim bu gerçeği birçok ayette farklı üsluplarla beyan etmektedir.

Tâhâ suresinden şu bölüme işaret etti:

- Allah sizi topraktan yaratmış ve yeryüzünü sizin için muazzam nimetlerle donatmıştır. Gökten yağan yağmurlar, yağmur suyu ile yeşeren topraklarda yetişen ve hem insanların hem de hayvanların yedikleri çeşit çeşit bitki türleriyle bu muhteşem yeryüzü insan yaşamı için en uygun hâle getirilmiştir.

Ülkemizin her türlü tarım ürününü yetiştirme potansiyeline sahip olduğunu vurguladı:

- Ama bu nimetin yeterince değerlendirildiğini söylemek maalesef zordur. Nice verimli topraklarımız ekilmemekte, değerlendirilmemekte; nice su kaynaklarımız heba edilmektedir. Bu cennet vatanın bize sunduğu imkânları fark ederek buna layık olmamız ve gereğini yapmamız kendimiz ve insanlık adına bir vazife, toplumsal sorumluluk anlamında “farz-ı kifaye” hükmündedir.

Haberin Devamı

Toprağın da suyun da üzerimizde hakkı olduğunun altını çizdi:

- Bu hak, korumak, verimli kullanmak, bakımsız terkedilmiş bırakmamak ve kirletmemektir. Bu büyük nimete, emanete sahip çıkmamanın dünyevî ve uhrevî sonuçları kaçınılmazdır.

Diğer faydalı işler gibi ziraatin de bir mümin için, tabiatın zikir ve tesbih faaliyetine katılmak anlamına geldiğini, fiili dua olduğunu kaydedip, Hz. Peygamber’in bu konudaki hadislerini aktardı:

Bir kimse bir ağaç dikse, o ağaçtan yenen mahsul onun için sadakadır. Vahşi hayvanların yediği de sadakadır, kuşların yediği de...

Her kim çorak bir araziyi ihya etse, bundan dolayı Allah tarafından mükâfatlandırılır.

Kim bir fidan diker veya ekin eker de bundan insanlar ve kuşlar faydalanırsa bu onun için hayır ve berekettir.

İyi bayramlar...

Haberin Devamı

MEVCUT İSLAM ANLAYIŞI İLE BU ÇAĞI ÇIKARAMAYIZ

TORUNLAR GYO Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Torun, geçenlerde Mall of İstanbul’daki ofisinde Şahinler Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Şahin başkanlığındaki bir grubu ağırladı. Buluşmaya Lütfullah Kayalar, İbrahim Nalbant, Turhan Gündüz, Ahmet Aydın, Tavit Köletavitoğlu, Diyanet İşleri eski Başkanı Prof. Ali Bardakoğlu, TMSF eski Başkanı Ahmet Ertürk de katıldı.

Prof. Bardakoğlu ve Ahmet Ertürk, İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi bünyesinde Torunlar Grubu’nun desteğiyle kurulan “Kur’an Araştırmaları Merkezi”ni (KURAMER) yönetiyor. Buluşmaya katılanlar fırsatı bulmuşken Prof. Bardakoğlu’na sorular yöneltti:

Haberin Devamı

- Hocam, ülkemizde “Deizm” yükseliyor mu? “Deist” sayısı artıyor mu?

Prof. Bardakoğlu: Yeni neslin kafası karışık. Bunu biz yarattık. Dini çok fazla günlük hayata müdahil kıldık. “Dindarım” diyenlerin yaptıkları yanlışlar, yeni neslin kafasını daha çok karıştırıyor.

- Teknolojinin gelişmesine dini açıdan yorumunuz nedir? Örneğin “yapay zeka”yı dini açıdan nasıl değerlendirmek gerekiyor?

Prof. Bardakoğlu: Teknolojinin gelişmesi dinimize ters düşmez. Eğer doğru anlatırsak, bilimin gelişmesi dindarlığı artırır. Ancak, mevcut İslam anlayışı ile bu çağı çıkaramayız.

Prof. Bardakoğlu, bu noktada dindarlığını giyimle sergilemeye çalışanlara dikkat çekti:

Haberin Devamı

- 7’nci yüzyıldaki kıyafetlerle yaşamamızı Hz. Peygamber de istemezdi.

Sözlerini şu mesajla noktaladı:

- Dinimizi, onu anlamayan “din adamları”nın tekeline bırakmayalım.

 

Yazarın Tüm Yazıları