"Ünal Çeviköz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ünal Çeviköz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ünal Çeviköz

Türkiye-Ermenistan ilişkileri ne zaman normalleşir?

Sovyetler Birliği dağılalı 26 yıl oldu. Türkiye Sovyet ardılı yeni bağımsız ülkelerin tümüyle diplomatik ilişkiler kurdu ve bu ilişkileri geliştirdi. Ermenistan ile bir türlü diplomatik ilişki kurulamıyor ve iki ülke arasındaki kara sınırı kapalı tutulmaya devam ediyor.

10 Ekim 2009 tarihinde Türkiye ile Ermenistan arasında Zürih'te iki protokolün imzalanmasının yarın sekizinci yıldönümü. 2008 ve 2009 yıllarında İsviçre'nin kolaylaştırıcı rol üstlendiği süreçte ardı ardına yapılan toplantılar sonucunda imzalanan iki protokol Türkiye ile Ermenistan arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasını ve iyi komşuluk ilişkilerinin geliştirilmesini öngörüyordu. Bu amaçlara ulaşmak için de her iki ülkenin parlamentolarının söz konusu protokolleri onaylamaları ve yürürlüğe sokmaları gerekiyordu. Olmadı.

 

Türkiye, Güney Kafkasya'da istikrar ve güvenliği etkileyen en önemli iki mesele olan Yukarı Karabağ sorununun çözümü ile Türkiye ve Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesini  birbirleriyle karşılıklı destek içinde paralel olarak yürümesi gereken süreçler olarak görüyordu. Böyle kalsaydı her ikisinde de  ilerleme kaydedilebilirdi.

 

Ancak Türkiye'nin Yukarı Karabağ sorununun çözümünü ya da bu konuda mutlaka bir ilerleme kaydedilmesini Ermenistan ile ilişkilerin normalleşmesi için bir önşart olarak dayatması koşulları değiştirdi. O ana kadar Türkiye'nin normalleşmeyi gerçekten ve samimi biçimde istediğini ve protokollerin imzalanmasına varan sürece de bu amaçla başladığını düşünen ve buna ikna olan Ermenistan, bu koşullandırmayla birlikte Türkiye'nin samimiyetine olan inancını yitirdi.

 

Güven kaybı Türkiye'nin dış politikasında daha önce yaşanmamış bir durum değil. Türkiye başka örneklerde de müttefikleri ya da bölgedeki komşuları gözünde güven kaybına uğradığı için bu komşulara Ermenistan'ın da eklenmesi açıkçası Türkiye'yi pek rahatsız etmedi. Güney Kafkasya'da gerçekten önemli bir bölgesel aktör haline gelme şansı da böylece uçup gidiverdi.

 

Ermenistan protokoller ile ilgili süreç boyunca hem iç politika hem diyasporanın baskıları nedeniyle oldukça zorlandı. Ancak 10 Ekim 2009 tarihinde protokoller imzalandıktan sonra Türkiye'nin ortaya bir önşart koyması Ermenistan'a bir bakıma bu baskılardan kurtulmak için de fırsat verdi. Ermenistan, Türkiye protokolleri onaylamadığı sürece Ermenistan'ın da onaylamayacağını belirterek normalleşmenin önündeki engel olarak Türkiye'yi gösterebildi.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin arşivinde tozlu raflar arasında kaybolan iki protokol, Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan tarafından Şubat 2015'te Ermenistan Parlamentosu'nun gündeminden tamamen çıkarıldı.

 

Birleşmiş Milletler 72. Genel Kurulu'nun açılışı vesilesiyle Sarkisyan'ın NewYork'ta yaptığı konuşma bir türlü ilerletilemeyen Türkiye-Ermenistan ilişkilerini yeni ve daha da ümitsiz bir safhaya sokacağa benziyor. Sarkisyan konuşmasında, "Türkiye bu protokolleri ilelebet rehin tutabileceğini ve ancak kendi çıkarlarına uygun bir zaman geldiğinde onaylayabileceğini düşünüyorsa yanılıyor" dedi ve protokollerin uygulanmasına yönelik olarak hiçbir olumlu ilerleme görülmediğini vurguladı. Bu koşullar altında, Ermenistan'ın bu iki protokolü 2018 yılının ilkbaharından itibaren "hükümsüz" addedeceğini belirtti.

 

Türkiye'nin içinde bulunduğu siyasi ortam 2018 ilkbaharına kadar bu protokollerin uygulanmasına ilişkin bir ilerleme kaydedilmesine imkan tanıyacağa benzemiyor. O halde, beş ay sonra söz konusu protokoller Ermenistan tarafından artık "yok hükmünde" kabul edilecek.

 

1921 yılında imzalanan Kars Antlaşması'ndan bu yana geçen süre zarfında iki ülke arasında ortak olarak imzalanan yegane belgeleri oluşturan bu protokoller gerçekten Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi için eldeki en önemli dayanağı oluşturuyordu. Bundan sonra iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesi "bir başka bahara" kalacak.

 

Ermenistan ile ilişkileri normalleştirmek Türkiye'nin toplumsal demokratikleşme sürecinin bir gereği olarak belirmişti. Demokratikleşmenin bir unsuru Soğuk Savaş kalıntısı olan bu durumu düzeltmek, bir diğeri de Türkiye'nin kendi içinde Kürt kökenli yurttaşlarıyla kendi tarihi toplumsal uzlaşısına erişmek idi. Her ikisi de artık gündemde değil. Hal böyle olunca, Türkiye'de demokratikleşmenin de gündemden düştüğü düşüncesinde olanların görüşleri güç kazanıyor. Normalleşme için artık öncelikle Türkiye'de demokratikleşmeyi beklemek gerektiğine olan inanış da güçleniyor.

 

Ermenistan protokolleri yok hükmünde saymakla yanlış yapıyor. Bu durumda Türkiye'ye protokolleri ve normalleşme sürecini ortadan kaldıran tarafın Ermenistan olduğunu ileri sürme fırsatı veriyor. Türkiye ise, belki kısa vadede Ermenistan'ı bu şekilde günah keçisi olarak göstermeyi başarabilse de, ileride normalleşme süreci yeniden gündeme geldiğinde artık bu protokollere dönme fırsatını yitirmiş olacak. O zaman yeniden ve "sıfırdan" başlayacak olan müzakerelerde ise, mevcut  protokollerin sağladığı avantajları yeniden elde edebilmek çok zor olacak.

 

Bazen, kısa vadeli, dar görüşlü, duygusal ve tepkisel güdülerle  dış politika kararları almak orta ve uzun vadedeki çıkarları olumsuz etkiliyor. Bu tutum devam ettikçe, çöpe gitmeye yüz tutan Türkiye-Ermenistan normalleşme süreci protokollerinin de Türkiye'nin son kaybı olmayacağı anlaşılıyor.

X