"Ünal Çeviköz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ünal Çeviköz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ünal Çeviköz

Türkiye- ABD ilişkilerinde muhatap sorunu

ABD ile Türkiye arasındaki ilişkilerin tarihine baktığımızda belki de bu tarihin en zor ve karmaşık döneminden geçmekte olduğumuz uzun bir süredir birçok çevrede dile getiriliyor.

Son zamanlarda ikili ilişkilerimizin önündeki en önemli engelleri ABD'nin PYD/YPG'ye silah ve askeri malzeme vermeye devam etmesi, Reza Zarrab davası, Fethullah Gülen'in iade edilmemesi, vize konusunda yaşanan sıkıntılar ve Türkiye kamuoyunda ABD hakkındaki algının giderek olumsuzlaşması olarak sıralamak mümkün.

 

Geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump arasında gerçekleşen telefon görüşmesi sırasında ele alınan konular bağlamında PYD'ye yapılan silah yardımının da konuşulduğu Türkiye'deki basın haberlerinde geniş yankı buldu. Yapılan açıklamada Trump'ın "PYD'ye silah yardımının derhal durdurulması konusunda gerekli talimatları verdiği", hatta "bunun çok daha önce yapılması gerektiğini belirttiği" söylendi.

 

Ertesi gün bu defa Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada PYD'ye silah yardımı konusunun "yeniden değerlendirileceği" belirtildi. Kısa bir süre sonra da Pentagon tarafından yapılan açıklamada PYD ile ilişkilerin gerek görüldüğü müddetçe devam edeceğinin altı çizildi, zamanı gelince PYD'ye verilen araç ve ağır silahların geri alınmasının planlandığı vurgulandı.

 

Bütün bu açıklamalar ABD'de birşeylerin yolunda gitmediğine, Başkan ile kurumlar arasında görüş ayrılıkları olduğunu gösteren  farklı söylemlerin kullanıldığına işaret ediyor. Dolayısıyla, Türkiye ile ABD arasında yaşanmakta olan zorluklara bakarken, ABD'nin kendi içinde yaşadığı sistem bunalımını da göz ardı etmemek gerekiyor.

 

Türkiye'den bakıldığında, ABD Başkanı ve Beyaz Saray ile Türkiye Cumhuriyeti Başbakanları ve Cumhurbaşkanları arasındaki  diyalog ve temaslar iki ülke arasındaki ilişkiler için en güvenilir referans olarak görülür. Bununla beraber, ABD Başkanları'nın dış politika uygulamalarında ABD'nin kurumları ile olağan bir danışma ve iletişim içinde olduğu dikkate alınmaz.

 

ABD'nin bugün içinde bulunduğu durum ise olağan değil. Dolayısıyla, olağan olmayan koşullarda eski alışkanlıklardan hareket etmek ve ABD Başkanı'nın ABD'nin resmi politikasını yansıttığını varsaymak yanlış anlamalara yol açabiliyor.

 

Avrupa'lı liderler, Donald Trump'ın akıl karışıklığına yol açan ve tutarlılığı tartışılır ifadelerine itibar etmek yerine, günümüz koşullarında ABD ile ilişkileri kurumsal düzeyde ele almanın daha güvenilir sonuçlar doğuracağını kısa zamanda kavradılar.

 

Trump'ın, ABD Başkanı olarak bir nükleer saldırı başlatmak için gerekli yetkiye sahip olduğu biliniyor. Ancak bu konuda tek başına karar almasının sakıncalı sonuçlar doğurabileceğine ilişkin endişeler konunun ABD Senatosunda tartışılmasına dahi yol açıyor.

 

Daha önce stratejik konularda komutanlık yapmış uzmanlar ABD Başkanı'nın böyle bir karar almasının "yasal olup olmadığını" sorgulayacaklarını, gerekirse Başkan'dan aldıkları talimatın yasallığını uzmanlara danışarak teyit etmeden uygulamayacaklarını dile getirdiler. ABD tarihinde bir Başkan'ın yetkilerinin bu şekilde kuşku yarattığı sık rastlanan bir durum değil.

 

ABD'de Başkan Trump ile ABD'nin yerleşik kurumsal düzeni arasındaki makas giderek açılıyor. Aslında Trump'ın seçim kampanyası sırasında da başkan seçildiği takdirde ülkenin sistemsel sıkıntılarla karşılaşabileceği endişelerini dile getiren çevreler olmuştu. Seçilmesinden sonra bu endişelerden neyin kastedildiği daha net biçimde anlaşıldı. Bugün, ABD'de kurumsal yerleşik düzen, örneğin güçlü kuvvetler ayrımı gibi sistemin temelini oluşturan unsurlar Başkan'ı giderek kuşatıyor ve bireysel hata yapılmasını önleyici tedbirleri yavaş yavaş alıyorlar.

 

Türkiye'nin PYD konusundaki sıkıntılarını ABD Başkanı Trump'tan ziyade ABD'nin askeri yetkililerinin, bu bağlamda Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) kavraması daha önemli gözüküyor. Dolayısıyla, Türkiye'nin de ABD ile olan ilişkileri, en azından içinde bulunduğumuz olağanüstü koşullar nedeniyle, bu dönemde kurumsal düzeyde ele almasında yarar olacağı anlaşılıyor.

X