"Ünal Çeviköz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ünal Çeviköz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ünal Çeviköz

Ortadoğu'da kurtlar sofrası

Ortadoğu tarih boyunca en yoğun güç mücadelelerine sahne olan coğrafyalardan biridir. 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren petrolün keşfi ve sanayide kullanılmaya başlaması ise bu konuda çok zengin kaynaklara sahip olan bölgeyi yirminci yüzyılın başlarından itibaren daha da önemli bir hale getirmiştir. O kadar ki, Ortadoğu'da son yüz yıldır devam eden güç mücadelesini sadece petrol açısından görüp değerlendiren ve kuramsallaştıran görüşler dahi mevcuttur.

Bugün Ortadoğu'daki nüfuz savaşlarını petrol ve doğalgaz optiğinden okumak isteyenlerin özellikle altını çizdikleri iki önemli gelişme var. Birincisi, ABD Devlet Başkanı Donald Trump'ın Ortadoğu vizyonu. Trump göreve geldikten sonra Ortadoğu'ya bakışında üç önemli unsurun altını çizdi: Suriye'de IŞİD ile savaş, Irak'ta petrolün kontrolü, İran'la varılan nükleer anlaşmanın iptali.

 

İkinci önemli gelişme ise Rusya'nın Ortadoğu coğrafyasına geri dönüşü. "Geri dönüş" tanımının altını çizmekte yarar var, zira soğuk savaş döneminde küresel düzeyde Sovyetler Birliği-ABD ya da Doğu-Batı kutuplaşmasının odak noktalarından birini de Ortadoğu oluşturuyordu. Sovyetler Birliği'nin bölgedeki iki önemli dostu olarak da Sovyetler Birliği Komünist Partisi'nin kuruluş yapısından ilham alan Baas Partisi'nin iktidar olduğu Irak ve Suriye öne çıkıyorlardı.

 

Sovyetler Birliği dağıldı, komünizm modeli yıprandı, Irak ve Suriye de başka gelişmelerin etkisinde kalarak yıkım yaşadılar. 2015 yılının Eylül ayının sonundan itibaren Rusya'nın Suriye'deki iç savaşa müdahil olması Rusya'nın Ortadoğu'ya yeniden dönüşünün miladıdır. Bugün bu geri dönüş sadece Suriye'de değil, Irak, Lübnan, Suudi Arabistan, Mısır ve İsrail üzerinde de Rusya'nın kurnaz diplomatik, siyasi, ekonomik ve enerji politikalarıyla kendini sağlamlaştırmaktadır. Rusya'nın petrol ve doğal gaz ihracatının en önemli rakibi Ortadoğu'dur.

 

Ortadoğu'da nüfuz kavgası ise yeniden ABD ile Rusya arasındaki  vekalet mücadelelerine dönüşmüştür. Görünen o ki, bu iki aktör  bölgesel dengeleri yeniden kurguluyorlar, etki ve nüfuz alanlarını belirliyorlar. Rusya batıda Suriye sahasında kontrolünü artırıyor. ABD doğu'da Irak'ta ve Suriye-Irak sınırında belirgin bir konum elde ediyor. Her ikisi de yerel aktörlerle çalışmayı, bu bağlamda hem Suriye'de hem Irak'ta Kürt unsurlar üzerinden oyun kurmayı planlarının önemli bir boyutu haline getiriyorlar. Suriye'nin güneyinde Ürdün sınırında oluşturulan çatışmasızlık bölgesinde de ortak sorumluluk üstlenerek bir bakıma birbirleriyle işbirliği de yapar görünebiliyorlar.

 

Rusya ve ABD bölgeye dışarıdan gelen aktörler. Oysa bu coğrafyanın tarih boyunca birbirleriyle kendi aralarında nüfuz mücadelesi yapan iki önemli aktörü var: Türkiye ve İran. Bölgede dengeler kurulur ve kartlar yeniden dağıtılırken, bu iki ülke ve son altmış yılda onlar kadar önemli bir üçüncü bölgesel aktör haline gelen İsrail'i göz ardı etmek mümkün değil.

 

İran, gerek Irak'ta 2003 yılından bu yana yaşanan gelişmeler, gerek Suriye'de 2011 yılından sonra ortaya çıkan durum açısından değerlendirildiğinde, bölgesel dengelerde önemli kazanımlar elde eden bir aktör olarak algılanıyor. Bu da ABD ile Rusya arasındaki nüfuz mücadelesini ister istemez etkiliyor.

 

ABD'nin bölge vizyonundaki unsurlardan birini İran karşıtlığının oluşturuyor olması Suudi Arabistan, İsrail, Mısır ve Körfez'deki bazı ülkeleri bir saflaşmaya doğru itiyor. Rusya ise bu saflaşma karşısında şimdilik İran ile yakın durduğunu göstermeye çalışıyor, Suriye sahasında karşılaşılan sorunların çözümünde İran ile birlikte hareket ettiği görüntüsü vermeye gayret ediyor.

 

Bu görüntüye kapılıp gitmemek lazım. Suriye konusunda İran ile Rusya arasında da derinden bir nüfuz mücadelesi olduğunu, her ikisinin de Şam üzerinde etki yarışı içinde olduklarını, bu durumun görüş ayrılıkları keskinleştiğinde pek ala birlikte hareket görüntüsünü de değiştirebileceğini hatırda tutmak yerinde olur.

 

Ortadoğu'daki denklemin en kıymetli unsurunu ise "Peki, Türkiye ne yapıyor?" sorusu oluşturuyor. Rusya, ABD, İran ve Türkiye'ye dört üzerinden not verilse, Türkiye'nin geçer not alabileceğine inananların sayısı o kadar az ki...Hal böyle olunca, bu defa "Peki, yanlış nerede?" sorusu ortaya çıkıyor.

 

Ortadoğu bölgesi Türk, İran'lı, Arap, Yahudi ve Kürt unsurların çağlar boyu birlikte yaşadıkları bir coğrafyadır. Kürtler hariç bu halkların tümü ulus devlet yapılanmalarına sahiptir. Kürtler ise en yoğun olarak Türkler ile ve Türkiye sınırları içinde birlikte yaşıyorlar. Bu birlikteliği önce kendi sınırları içinde, ardından bölgesel kapsamda demokratik bir vizyona dönüştüremedikçe, Türkiye gerek Irak'ta, gerek Suriye'de Kürt unsurların ABD ve Rusya'nın oyun planlarında yer alan aktörler olarak kalmasını engelleyemeyecektir.

X