"Ünal Çeviköz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ünal Çeviköz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ünal Çeviköz

NATO ile Rusya arasında yalpalayan Türkiye

Geride bıraktığımız hafta yaşanan bazı gelişmeler Türkiye'nin dış politikası açısından önemli tartışmalara yol açtı.

Soçi'de Rusya, İran ve Türkiye Devlet Başkanları'nın yaptıkları üçlü zirve toplantısı bazı çevrelerde yıllardır savunulan "Avrasya İttifakı Fantezisi"nin hortlamasına yol açtı. Zirve NATO'nun Norveç'te yapılan masa başı tatbikatında yaşanan skandal ile aynı zamanda gerçekleşince söz konusu çevreler bu defa hemen NATO'dan çıkıp Soçi'de işi bağlamaya niyetlendiler. Neler olduğuna bakalım.

 

NATO tatbikatıyla başlayacak olursak, öncelikle yaşanan skandalın tamamen münferit ve kontrolsüz bir gelişme olduğunu vurgulayalım. Bu olay NATO'nun kurumsal bir davranışı ya da komplosu değil. Üstelik, sadece Türkiye'yi incitmekle kalmadı, NATO'yu da yıprattı.

 

Kurumsal değil zira masa başı tatbikatlarda senaryoların uygulanması sırasında bireysel ve sivil sosyal medya girdileri kullanılması henüz NATO için çok yeni. Hata, bu konuyu belli parametreler çerçevesinde konan kurallara uygun biçimde yönetmek için gerekli tedbirler alınmadan uygulamaya geçilmiş olması.

 

Dolayısıyla, bireysel bir davranış sonucu bir üye ülke incitilince ortaya NATO'nun da bir zaafiyet içinde olduğu sonucu çıktı. Üstelik, bu zaafiyet NATO'nun bu masa başı tatbikatıyla hazırlandığı ve gelecek yıl sahada askeri unsurlarla  gerçekleştireceği tatbikatın uygulamasını da zora soktu.

 

Türkiye'nin tepkisinin haksız olduğu söylenemez. İşi bu skandal nedeniyle Türkiye'nin NATO'dan çıkmasını savunmaya kadar vardırmanın ise haklı hiç bir yanı yok. Üstelik NATO Genel Sekreteri ve Norveç makamları Türkiye'den özür üstüne özür dilemişlerken...

 

Türkiye'nin NATO'dan çıkmasını savunanların hayal dünyalarında nasıl bir alternatif bulunduğunu kavramak da zor. Aldığı her kararı kontrol etme, etkileme ve gerekirse veto etme yetkisine sahip olduğunuz bir örgütten neden çıkılır ki?

 

Son zamanlarda yayımlanan kamuoyu araştırmaları Türkiye'de Rusya ile bir tür siyasi, ekonomik ve askeri ittifak içinde bulunmanın yararına inananların arttığına işaret ediyor. Buna şaşırmamak gerekir. Zira bu yılın başından bu yana Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile en çok görüşen yabancı Devlet Başkanı Vladimir Putin.

 

2017 yılı içinde Putin-Erdoğan görüşmelerinin ikisi Pekin ve Hamburg'da çok taraflı platformlarda gerçekleşmiş. Diğerlerinin ise biri Moskova, biri Ankara, üçü de Soçi'de...Bu görüntüye bakınca kamuoyunda Türkiye ile Rusya arasında bir yakınlaşma olduğu inancının yaygınlaşması normal görülmeli. Ancak gerçekçi görülmeli mi?

 

Türkiye ile Rusya arasında birçok alanda işbirliği var. Bunların başında elbette enerji geliyor. Türkiye petrol ve doğalgaz ithalatının çoğunu Rusya'dan yapıyor. Yakında enerji alanındaki işbirliğimiz nükleer enerji alanında da açılacak yeni bir sayfa ile daha da sıkılaşacak. Öte yandan, Türk Akımı projesi de ilerliyor.

 

Türkiye füze savunmasını güçlendirmek amacıyla Rusya'dan S-400 füze savunma sistemi almaya karar verince işbirliği bir de bu alana genişledi. Ancak bundan bir savunma işbirliği sonucu çıkarmak mümkün değil. Rusya füzelerin ortak üretimini kabul etmiyor, teknoloji transferi de vermiyor. Dolayısıyla işbirliği sadece ticari nitelikli silah alımından ibaret.

 

Dış politika bakımından ise iki ülke de Suriye'deki iç savaşın sona erdirilmesi için birlikte gayret sarfediyorlar. Rusya Esad yönetimi ile diyalog içinde, Türkiye de muhalefet unsurlarının önemli bir bölümü ile diyalog sürdürüyor. Bu özellikleri iki ülkeyi, Suriye'de merkezi yönetim ile muhalefetin barış görüşmelerinde aynı masanın etrafına oturabilmelerini sağlamak için zorunlu bir işbirliğine itiyor.

 

Türkiye'nin Suriye sorunu ile ilgili tutumu ilerleyen yıllar içinde gelişen "esnek diplomasi" uygulaması ile uluslararası toplumun tutumuna uyumlu bir evrim gösteriyor, göstermeye de devam edeceğe benziyor. Ancak bu kıvraklık Türkiye ile Rusya'nın Suriye sorunsalı hakkında birbirleriyle tam anlamıyla örtüşen bir tutum izledikleri anlamına gelmiyor.

 

Türkiye ile Rusya arasında başka uyuşmazlık bölgelerinde de görüş farklılıkları var. Balkanlar'da, Karadeniz'de, Kırım'da, Ukrayna'da, Kafkasya'da, hatta enerji projeleri bağlamında Hazar'da dahi farklı yaklaşımlar söz konusu. Bütün bunlar Türkiye ile Rusya arasında bir ittifak değil sadece konjonktürel ve pragmatik bir asgari müşterekler platformu üretiyor.

 

Türkiye Avrasya'nın kalbinde yer alıyor. Bu coğrafyaya güvenlik getirmesinin en önemli boyutunu NATO üyesi olması oluşturuyor. Türkiye'nin NATO üyesi olarak kalması aslında Rusya'nın da topyekün Avrupa güvenlik mimarisindeki yerini ve rolünü güçlendiriyor. Rusya bunun farkında. Acaba Türkiye'de herkes farkında mı?

 

X