"Ünal Çeviköz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ünal Çeviköz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ünal Çeviköz

Magna Carta'dan sekizyüzyıl sonra neler oluyor?

15 Haziran 1215'te imzalanan "Magna Carta" hukuk ve demokrasi tarihinin en önemli belgelerinden biri olarak kabul edilir. 802 yıl önce İngiltere'de Kral John ile toprak sahibi asiller arasında imzalanan bu anlaşmanın aristokrasinin kendi haklarını ve çıkarlarını kollamak maksadıyla hazırlandığını ileri sürenler vardır. 

Öte yandan, o dönemlerde hak arayabilme gücüne en çok sahip olanlar toprak sahibi asiller olduğundan anlaşmayı aslında onların üzerinden tüm  halkın çıkarlarının kollandığı bir tarihi belge olarak görenler de vardır. Zaman içinde Magna Carta'nın hükümlerinin bir çoğu bugün hak ve özgürlükler konusunda gerçek hukuk devleti kavramının dayanağı olarak önemli referans oluşturur.

 

Günümüzde tüm dünyada insan hakları, temel hak ve özgürlükler, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü tehdit altında. Çağdaş hukuk devleti olduğunu iddia eden birçok ülkede bu kavram ayaklar altına alınmış durumda. Böyle olunca, Magna Carta'nın bundan sekiz yüzyıl önce koymuş olduğu hukuk kurallarını hatırlamak bireysel hak ve özgürlüklerin keyfi şekilde ihlal edilmesini önlemek için kaçınılmaz hale geliyor.

 

Magna Carta'nın ortaya çıkışı ile ilgili tarihi koşullara bakıldığında İngiltere'de adaletin ayaklar altına alındığı bir dönemden geçilmekte olduğu görülüyor. Kral John toprak sahibi asillerin ellerindeki toprakları almak amacıyla her türlü adaletsizliğe başvuruyor ve haksız gasp olayları artıyor. John İngiltere tarihinin en sevilmeyen krallarından biri oluyor. Onun acımasız yönetiminde herhangi bir şekilde adaletin önüne çıkarılmadan, usulüne uygun bir yargılama sürecinden geçmeden insanlar tutuklanıyor, hapsediliyor.

 

İngiltere'nin 1214 yılında Fransa ile yaptığı savaşı kaybetmesini fırsat bilen asiller 1215 yılında Kral John'a karşı başkaldırıyorlar ve haklarını savunan bir dizi istekle karşısına çıkıyorlar, isteklerinin kabul edilmemesi halinde de savaşacaklarını açıkça belirtiyorlar. Canterburry Başpiskoposu tarafından hazırlanan "Magna Carta Liberatum" (Özgürlükler Büyük Şartı) adı altında, bugün bir tür Anayasa olarak kabul edilebilecek olan belge 15 Haziran 1215'te Kral ve Asiller tarafından imzalanıyor. 

 

Bir savaşı engellemek için imzalanan Magna Carta'nın bir Barış Anlaşması olarak kabul edilmesi gerektiğini düşünenler de vardır. Belgenin bugün orijinal olarak elde kalan dört nüshası olduğu söyleniyor. İki örnek Salisbury ve Lincoln katedrallerinde, diğer ikisi ise İngiliz Milli Kütüphanesi'nde bulunuyor.

 

Magna Carta, 1215'ten sonra birçok kez yenilenmiş, bazı maddeleri değiştirilmiştir. Bu süreç 1297 yılına kadar sürmüş, bu tarihte orijinal metin İngiliz temel hukukunun bir unsuru olarak kabul edilmiştir. Daha sonra Magna Carta ilk imzalandığı dönemlerdeki önemini yavaş yavaş yitirmiştir.

 

16. Yüzyılın sonunda İngiltere'de Anayasa olarak kabul edilen eski bir belgenin var olduğuna ilişkin hukuki tartışmalar konuyu yeniden gündeme getirince, Magna Carta yeniden hatırlanıyor. O tarihten sonra da bugün parlamentonun yasama erkinin ve ceza hukukunun önemli ilkelerinin temeli olarak İngiliz hukuk sistemindeki yerini alıyor.

 

Magna Carta Amerikan anayasasının da temelini oluşturan bir belgedir. Bugün bu belge İngiltere ve Amerika'da hukuk çevrelerinde ve siyasi çevrelerde "tüm zamanların en önemli anayasal belgesi, despotun keyfi otoritesine karşı bireysel özgürlüklerin temeli" olarak anılıyor.

 

Magna Carta'nın çağdaş hukukun en önemli anlayışını 39. Maddesinde ifade ettiği söylenir. Bu madde İngiliz ve Amerikan anayasalarında da hala aynı ifade ile korunmaktadır. Bireysel özgürlüğün kısıtlanamayacağını en açık şekilde ifade eden bu madde şöyle der:

 

"Hiç bir özgür insan, kendi benzerleri tarafından ülkenin kanunlarına uygun şekilde yasal olarak muhakeme edilip hüküm giymeden tutuklanamaz, hapsedilemez, mal ve mülkünden yoksun bırakılamaz, kanun dışı ilan edilemez, sürgün edilemez veya hangi şekilde olursa olsun zarara uğratılamaz."

 

Bireysel özgürlükler ve onların güvence altına alındığı hukuk devleti kavramı çok önemli. Günümüzde bunların ihlali anlamına gelen uygulamalarla karşılaşılması insanlık tarihinin demokrasi ve temel hak ve özgürlükler bakımından sekiz yüzyıl önce elde etmiş olduğu hakların gerilettirildiği endişesini doğuruyor. 

X