"Ünal Çeviköz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ünal Çeviköz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ünal Çeviköz

Irak'ta referandum bitti, şimdi ne yapılmalı?

Irak'ın Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) tarafından 25 Eylül tarihinde gerçekleştirilen referandum geride kaldı. Resmi sonuçlar IKBY tarafından 27 Eylül tarihinde açıklandı. Buna göre, referandum düzenlenen yerlerde katılım oranının yüzde 72 olduğu anlaşılıyor. "Bağımsızlığı destekliyor musunuz?" sorusuna "evet" diyenlerin oranının yüzde 92,73 olduğu, "hayır" diyenlerin ise yüzde 7,27'de kaldığı belirtiliyor.

Referandum, Irak merkezi yönetimi, İran ve Türkiye başta olmak üzere Irak'ın komşuları ve uluslararası toplum tarafından tepkiyle karşılanmıştı. Bu tepkiler belirtilirken askeri önlemlerin de dile getirildiği görülmüştü. Şimdilik böyle bir tırmanma görülmedi. Umarız yangına körükle gidilmez ve bölge yeni bir fay hattıyla bölünmez. Zira bölgede Kürt varlığını tehdit olarak görmek ve gerilimi bu paradigma üzerinden tırmandırmak sadece Irak'ı değil komşularını da ateşin içine atar.

 

Türkiye'nin tepkisinin gerekçeleri günlerdir söyleniyor, yazılıyor, anlatılıyor. Irak'ın toprak bütünlüğünün zedelenmesi, Irak'ın bölünmesi, bölgede bağımsız bir Kürdistan devletinin kurulması gibi olasılıklar Türkiye'nin ulusal güvenlik açısından ciddi endişe duyduğu konuları oluşturuyor.

 

Türkiye, daha önce bölgede görülen birçok gelişmeye ilişkin tutumunda olduğu gibi, yine çatışmacı bir söylem belirledi. Bu tür söylemler pek fayda sağlamıyor. Sadece ürkütmek ve caydırmak maksadıyla söylendiği anlaşıldığından, artık böyle bir etki de yaratmıyor. Üstelik karşı tarafın işi bir gurur meselesi haline getirmesine yol açarak etkisini iyice yitiriyor.

 

Türkiye meseleyi özünde Irak merkezi yönetimi ile IKBY arasında ve Irak'ın kendi içinde çözüm aranması gereken bir sorun olarak görebilmeliydi. Mesut Barzani'ye yönelik söylemler yerine Irak hükümeti ve Irak'ın diğer komşularıyla sakin bir üslupla  diplomatik dili öne çıkaran bir eşgüdüm sağlayabilmeliydi. Böyle yapsaydı Ortadoğu'da uzun süredir yitirdiği itibarını yeniden kazanabilecek bir davranış içine girmiş olurdu.

 

Irak merkezi yönetimi IKBY'nin hava limanlarını ve sınırlarını kontrol altına almaya hazırlanıyor. IKBY bunu kabul etmiyor ama nasıl karşı koyacağı ve bu zıtlaşmanın sıcak bir çatışmaya dönüşmeden nasıl çözümleneceği henüz açıklık kazanmış görünmüyor. Bu durum önümüzdeki günlerde gerilimin artacağının işaretlerini veriyor. Türkiye bu konuda da dikkatli ve ölçülü davranmayı sürdürebilmeli, merkezi hükümet ile IKBY arasındaki bir çatışmada herhangi bir rol üstlenmeye de heveslenmemeli.

 

IKBY'yi caydırmak için kullanılan iki söylemin üzerinde durmakta yarar var. Birincisi, Habur sınır kapısının kapatılması konusu. Irak Türkiye'nin en önde gelen ihracat ortağı. Irak'a yapılan toplam ihracatın yarısı da IKBY'ne gidiyor. Öte yandan, başta çimento olmak üzere inşaat malzemeleri, kazanılan ihaleler ve bu bölgede gerçekleştirilen inşaatlar Türkiye'nin Irak'a olan ihracatındaki en önemli sektörel payı oluşturuyor. Son yıllarda birçok başka nedenlerden ötürü etkilenen dış ticaretimizin ihracat boyutuna böyle bir darbeyi kendi elimizle vurmamız ne kadar gerçekçi olabilir ki?

 

İkinci konu ise Kerkük-Yumurtalık petrol boru hattı. Türkiye, bölgedeki coğrafi konumundan hareketle doğu-batı arasında enerji kaynaklarının ihracatı açısından önemli bir transit ülke olduğunu ileri sürüyor. Doğal gaz bakımından ise bir ticaret merkezi olarak öne çıkmaya gayret ediyor. Bu özelliklerini hem doğuya hem batıya kabul ettirmek için çaba gösterdiği bir sırada topraklarından geçen enerji hatlarını siyasi maksatlarla bloke edebileceğinin işaretini verdiğinde inanılırlığını ve güvenilirliğini sürdürebilir mi?

 

Aynı şekilde uzun bir süredir Kerkük-Yumurtalık boru hattının yerine Irak ve Suriye topraklarından geçebilecek ayrı bir boru hattının inşa edilmesi için siyasi altyapının hazırlanmakta olduğundan yakınıyoruz. Kerkük-Yumurtalık boru hattından ihracatı engellemek tehdidinin ise böyle bir tasavvura daha güçlü bir meşruiyet kazandırabileceği hiç akla gelmiyor.

 

IKBY referandumu komşumuz Irak'ı ve onun komşularını uzun bir süre meşgul edebilecek yeni bir gerginlik olarak ortaya çıktı. Çözüm taraflar arasında yapıcı ve gerçekçi bir diyalog ile mümkün. Balkanlar'dan Kafkasya ve Ortadoğu'ya varana kadar son yıllarda görülen o ki, ambargolar ve "köşeye sıkıştırıp nefes almasını önlemek" gibi yöntemler bu coğrafyada kararlılığı daha da güçlendiriyor. IKBY'nin referandum kararını eyleme dönüştürmesini engellemenin yolu da onu bu adımı atmaya zorlamamaktan geçiyor.

X