"Ünal Çeviköz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ünal Çeviköz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ünal Çeviköz

İki referandum ve Bağdat- Madrid ekseni

25 Eylül tarihinde Irak'ta Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) tarafından bir referandum düzenlenmesi planlanıyor. IKBY Başkanı Mesut Barzani bu referandum ile bölgede yaşayan Kürt halkına bağımsızlığı destekleyip desteklemediklerinin sorulacağını belirtiyor.

2005 yılının Ocak ayında Irak genelinde düzenlenen seçimler sırasında, IKBY'de seçmenlere aynı soru sorularak bir yoklama yapılmıştı. Herhangi bir bağlayıcılığı olmayan ve gayriresmi bir düzenleme olarak kabul edilen bu yoklamada halkın %98,8'inin IKBY'nin bağımsızlığını desteklediği görülmüştü. O dönemde Bağdat yönetimi bu sonucu sembolik bir girişim olarak algıladığı için üzerinde durmamıştı. Ancak Kürt halkının beklentilerinde bir gerileme olmadı.

 

Bugün durum farklı. Bağdat 25 Eylül tarihinde IKBY'de  referandum düzenlenmesini Irak'ın toprak bütünlüğüne bir tehdit olarak algılıyor, referandumun yasa dışı olduğunu ileri sürüyor ve sonucunun Irak hükümeti tarafından tanınmayacağını belirtiyor. Irak meclisi de referandum girişimini reddetti. Diyala ve Salahaddin vilayetlerindeki yerel yönetimler de referandumun kendi sınırları dahilinde düzenlenmesini kabul etmeyeceklerini bildirdiler.

 

Durum gergin ve önümüzdeki bir hafta zarfında daha da gerginleşeceğe benziyor, zira Irak Başbakanı Haydar el-Ibadi referandumun şiddetle sonuçlanması halinde Irak yönetiminin askeri müdahalede bulunacağını belirtti. Böyle bir müdahale, IŞİD ile mücadeleyi daha yeni yeni tamamlamaya çalışan Irak'ta yeni bir iç kutuplaşma ve sıcak çatışmanın habercisi gibi görünüyor.

 

Benzer bir durum İspanya'da da söz konusu. Orada da Katalonya'da 1 Ekim tarihinde Katalonya'nın bağımsızlık isteyip istemediği konusunun halka sorulacağı bir referandum planlanıyor.

 

Madrid'deki merkezi İspanya hükümeti referandumun anayasaya aykırı olduğunu, geçersiz addedileceğini ve sonucunun tanınmayacağını belirtiyor. İspanya Hükümeti de, tıpkı Irak'ta olduğu gibi, referandumun düzenlenmesinin İspanya'nın birliğini  tehlikeye atacağını ileri sürüyor.

 

Katalonya'da da 2014 yılında bir referandum düzenlenmiş ve halkın eğilimi yoklanmıştı. O referandumun da herhangi bir bağlayıcılığı bulunmuyordu. Oylamaya katılan halkın %80'i bağımsızlığı desteklediklerini beyan etmişlerdi. Bu yoklama da sembolik görülmüş, oylamaya katılım ancak %37 civarında kalmış, bu da bir bakıma bağımsızlık taraftarı olmayanların sandığa gitmedikleri, dolayısıyla halkın eğiliminin bağımsızlıktan yana olmadığı şeklinde yorumlanmıştı.

 

Bu defa durum değişik. Katalonya'da bölgesel yönetimin yaptırdığı kamuoyu yoklamaları bağımsızlık taraftarlarının %44,3 civarında, bağımsızlık karşıtlarının ise %48,5 civarında olduklarını gösteriyor. Dolayısıyla, referandumun sonucunu tam olarak kestirmek güç ve belki de katılım oranı sonucun belirlenmesinde önemli bir rol oynayacak.

 

İspanya'da da durum gergin. Katalonya'da yapılacak referandumu destekleyen Katalan Belediye Başkanları hakkında Madrid merkezi hükümetinin talimatıyla soruşturma başlatıldı. Bu Belediye Başkanları hapis tehlikesiyle karşı karşıyalar. Bu karar tepkiyle karşılandı ve Barselona'da yüzbinlerce Katalan protesto yürüyüşü düzenlediler, tepkilerini dile getirdiler.

 

1 Ekim'de referandumun düzenlenmesi halinde, Bağdat'taki gibi askeri müdahale olmasa dahi, Madrid ile Barselona arasında ciddi bir gerginlik doğması ve bunun İspanya'yı kutuplaştırması olasılığı yüksek görülüyor.

 

Irak ve İspanya'daki referandumlar son yıllarda yerel yönetimler ya da daha fazla özerklik ve yerinden yönetim isteyen halklar ile merkezi yönetimler arasındaki gerginliklerin sonucunda ortaya çıkıyor. Benzer durum 2014 yılında Birleşik Krallık içinde İskoçya'da da yaşanmıştı. Londra'nın tutumu ne Bağdat'ınki ne Madrid'inki gibi olmuş, İskoçya'nın bağımsızlığının sadece Birleşik Krallık için değil İskoçya için de olumsuz sonuçlarının olacağı görüşünü o dönemin Birleşik Krallık Başbakanı David Cameron bizzat İskoçya'ya giderek halka anlatmaya çalışmıştı.

 

Londra İskoç halkının oylama kararını demokratik bir hak olarak görmüş ve tehditle engellemek yerine akıl ile engellemeyi ve doğru yolu göstermeyi denemişti. Sonunda referandum yapılmış ve İskoçya'nın bağımsızlığı lehine değil aleyhine sonuçlanmıştı. Bugün bağımsızlık konusu İskoçya'da hala tartışılıyor ancak yeni bir referandumun kısa süre içinde yeniden gündeme gelmesi beklenmiyor.

 

Federal yapılı devletlerde merkez ile yerel yönetimler arasındaki dengesizlikler ve adil işletilemeyen sistemler halkların kendi kaderini tayin hakkını kullanma taleplerini güçlendiriyor. Buna "toprak bütünlüğü" kavramıyla karşı çıkmak günün koşullarını zorlamak olarak yorumlanıyor.

 

Irak'ta da İspanya'da da daha demokratik, daha adil ve daha saygı gören bir yaşam için yükselen referandum taleplerini gerginlik, kuvvet kullanma ve tehdit yoluyla durdurmaya çalışmak  yeni iç çatışmalara yol açma tehlikesinden başka bir işe yaramıyor.

 

Oysa Irak'ta da İspanya'da da referandumların hemen akabinde yeni bağımsız devletlerin ortaya çıkmayacağı, toprak bütünlüğünü zedelemeyecek düzenlemelerin referandum sonrası süreçlerin iyi yönetilmesi halinde mümkün olabileceği, asıl çözümün merkez-yerel yönetim dengesizliğinin giderilmesinde yattığı gözden kaçırılıyor. Tehdit ile ürkütme ve sindirme yoluna gidildikçe hak, hukuk, adalet ve demokrasi yok ediliyor.

X