"Ünal Çeviköz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ünal Çeviköz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ünal Çeviköz

Charlottesville sonun başlangıcı mı?

Amerikan tarihinin önemli bir kısmı beyazlar ile siyahlar arasındaki mücadele ile geçmiştir. Beyazların üstünlüğünü savunanlar siyahların köleliği üzerine kurulu bir düzeni de savunagelmişlerdir. Amerikan iç savaşı bu kutuplaşmanın savaşıdır.

Amerika'nın güney eyaletlerinde ağırlıklı olarak tarıma dayalı olan üretim ilişkilerinin en önemli dayanağını tarım işçisi olarak çalıştırılan siyah köleler oluşturuyordu. Bir yandan da kuzeyde ve batıda yavaş yavaş köleliğe son verilmesi için adımlar atılıyordu. Bu ortamda Amerikan başkanlık seçimlerini köleliği kaldırma vaadinde bulunan Abraham Lincoln'ün kazanması güney eyaletlerini tedirgin etti. Birkaç güney eyaleti birlikten ayrılarak Amerika Konfedere Devletleri'ni kurdular.

 

Kuzey eyaletleri birliği savundukları için iki taraf arasında savaş başladı. Amerikan iç savaşı bu coğrafi gerçeklik nedeniyle "Kuzey-Güney Savaşı" olarak da anılır. Savaşın sonunda Kuzey kazanır, Güney teslim olur. Amerikan birliği yeniden sağlanır. Kölelik kaldırılır. Savaşın bitmesine az bir süre kala da Lincoln bir Güney'li tarafından suikastle öldürülür.

 

Böyle trajik bir tarihi arka plana sahip olan Amerika Birleşik Devletleri'nde iç savaşın Kuzey-Güney kutuplaşmasını, dolayısıyla beyazların üstünlüğünü savunanlar ile eşitlikçi, kölelik karşıtı ve demokratik bir toplum yapısını savunanlar arasındaki ayrışmayı tam olarak çözümlediği söylenemez. Yakın tarihte bile bu ayrışmanın etkilerinin bazen toplum yaşamındaki dengeleri tehdit ettiği görülmüştür.

 

2008 yılında ABD tarihinde ilk kez bir siyah Amerikalı'nın, Barack Obama'nın, başkan seçilmesiyle bu tarihi kutuplaşmanın artık sona ereceği sanılıyordu. 2016 yılında Donald Trump'ın başkan seçilmesiyle kutuplaşma yeniden hortladı. Hem de öyle güçlü şekilde hortladı ki, bu defa sadece toplumsal dengeleri olumsuz etkilemekle kalmayacak, aynı zamanda ülkenin siyasi yönetim yapısını da sarsacak bir gelişmeye yol açacak gibi görünüyor.

 

Virginia eyaletinin Charlottesville kentinde yaşanan olaylar aslında Donald Trump'ın başkanlık görevini üstlenmesiyle birlikte ABD'de giderek artan bir ırkçı tepkinin son halkası olarak görülebilir. Bu ırkçı tepkinin gelişmesinde Donald Trump'ın söyleminin rol oynadığının altını çizmek gerekiyor. Zira Trump beyaz Amerikalıların üstünlüğüne dayalı bir anlayışı ABD'deki İspanyol kökenlilerden islam dinine inananlara varana dek tüm unsurlara karşı dayatıyor.

 

Charlottesville'de Güney'in tarihi komutanı General Lee'nin bir heykeli bulunuyor. Bu anıtın mevcudiyetini köleliğin ve ırkçılığın kışkırtılmasına bir gerekçe olarak gören kent halkı, heykelin kaldırılması için bir girişim başlattı. Buna itiraz eden ve beyazların üstünlüğünü savunan ırkçılar kent halkının barışçıl eylemine saldırdı. Bir sivil yaşamını kaybetti, düşen bir helikopterde iki polis öldü, onlarca insan yaralandı.

 

Olayların en çarpıcı yönünü ise ABD Başkanı Donald Trump'ın saldırganlar ile ırkçılık karşıtı eylem yapan göstericiler arasında hiç bir ayırım yapmaksızın tarafların tümünü kınaması oluşturdu. Trump'ın bu davranışı başkan seçildiğinden beri ABD toplumunda giderek artan ayrışma ve kutuplaşmaya adeta yeni ve keskin bir tetikleme olarak görüldü.

 

ABD'de çeşitli kesimlerden Beyaz Saray'a tepki yağarken, Başkan'ın danışmanlığını yapan iş konseyindeki bazı önemli yöneticiler görevlerinden istifa ettiler. Trump önce istifa edenleri eleştirdi, sonra iş konseylerinin görevlerine son verdi. Bu da Donald Trump'ın toplumsal gerginliği yatıştırmak yerine yangına körükle gitmekte olduğunun yeni bir işareti olarak görülüyor.

 

Çağımız popülist liderler çağı. Toplumsal gerginliklerden beslenen, demokratik, eşitlikçi, hak ve hukuka dayalı anlayışları askıya alan ve giderek otoriterleşen yönetim biçimleri tüm dünyayı rehin almış durumda. ABD bu sarmalın büyümesinden ve olumsuz etkisinden kurtulacak mı bilinmez, ancak insanlık benzer sebeplerden dolayı yirminci yüzyılda yaşadığı karanlık günlere geri gitmemeli. Bunu engellemek için tüm dünyada demokratik değerlere önem verenlerin birlik içinde davranmaları gerekiyor.

 

Charlottesville olaylarına en insancıl tepkiyi ABD'nin önceki başkanı Barack Obama konuyla ilgili olarak gönderdiği bir tweet ile veriyor: "Hiç kimse derisinin rengi, kökeni ya da dini nedeniyle başkalarına nefret duymak duygusuyla doğmaz." Obama görevi sona ermiş bir başkan olarak insani değerlerle yükseldikçe, Donald Trump'ın düşüşü devam ediyor.

X