"Ünal Çeviköz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ünal Çeviköz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ünal Çeviköz

Başkanlık Sistemi'nde kuvvetler ayırımı ve yasama erkinin işlevi

ABD Başkanı Donald Trump geçtiğimiz hafta kendisi için çok önemli olan bir konudaki yasa tasarısını Senato'dan geçiremedi.  ABD kamuoyunda "Obamacare" adıyla bilinen ve düşük gelirli ABD vatandaşlarına daha ekonomik sağlık hizmetleri olanağı yaratan sağlık sistemini Cumhuriyetçi Parti yedi yıldır sürekli olarak eleştiriyordu. Donald Trump da seçim kampanyası sırasında Obama dönemine ve Demokrat Parti iktidarına karşı en güçlü eleştirileri bu sisteme dayandırarak yöneltmişti.

Obama tarafından 2010 yılında başlatılan sistem ABD'de her vatandaşın sağlık hizmetlerine erişebilmesini garanti ediyor. Buna göre, her Amerikalı yasa gereği sağlık sigortasına sahip oluyor. Yasalar aynı zamanda sağlık sigortası öneren şirketlerin de adil olmalarını sağlayıcı önlemleri alıyor. İhtiyaç duyulduğu takdirde hükümet sağlık sigortası primlerinin daha ödenebilir rakamlarda olmasını garanti etmek için sübvansiyon da yapabiliyor.

 

Obama'nın ve Demokrat Parti'nin hayata geçirdiği bu sistem elli kişiden daha fazla işçi çalıştıran şirketlere de yasal olarak çalışanlarına sağlık sigortası yapma zorunluluğu getiriyor.

 

ABD'de bu sistemin hayata geçirilmesi kolay olmadı. Sigorta şirketleri ve elliden fazla çalışanı olan şirketler başta olmak üzere birçok çevreden gelen direnç ve teknik sıkıntılar, sistemin tam işlerlik kazanabilmesi için beş yıl geçmesine yol açtı. 2015 yılından beri de sistem nispeten kabul edilebilir bir işlerlik kazandı.

 

Peki Trump, aslında adil, eşitlikçi ve sosyal devlet anlayışıyla hazırlanarak hayata geçirildiği izlenimi veren bu sisteme neden karşı çıkıyordu? En büyük sorun büyük şirketlerden kaynaklandı. Bu şirketler çalışanlarına sağlık sigortası sağlama giderlerini azaltmak için işgücünü azaltmayı tercih ettiler. Bu gelişme işsizliğin artmasına yol açtı. 2014 yılında Kongre'nin bütçe komisyonunda yapılan bir tahmin, 2021 yılına kadar ABD'de işgücündeki azalmanın 2,3 milyon kişiye ulaşacağını gösteriyordu.

 

Esasen, Obama'nın sağlık sigorta sistemi herkesin az da olsa sigorta primi ödemesini, böylelikle sağlık hizmeti giderlerindeki külfet paylaşımını yaygınlaştırmayı, sağlık giderlerini de bu ölçüde azaltmayı öngörüyordu. Amerika'daki yerleşik düzen bu kadar kısa sürede Obama'nın sosyal demokrat içerikli bu çabalarının yeterince başarılı bir sonuç vermesine fırsat vermedi.

 

İşsizliği azaltmayı ve ABD ekonomisini canlandırarak üretimi artırmayı, "Amerika'yı yeniden büyütmeyi" hedefleyen Trump'ın söylemlerinin bu tür adil ve sosyal içerikli bir sistemi hedef alması çok doğal. Ancak Trump'ın Demokrat Parti tarafından hayata geçirilen sağlık sistemini eleştirmesi aslında kendi partisi içinde de tam anlamıyla desteklenmiyordu. Trump tarafından öngörülen yasa değişikliği kabul edilseydi, bir çırpıda 18-22 milyon arasında ABD vatandaşının sağlık sigortasından yoksun kalacağı ortaya çıkınca Cumhuriyetçi Parti içinde de sıkıntılar başladı.

 

Temsilciler Meclisi'nden geçmesine rağmen Trump'ın yasasının ABD Senatosu'nda takılmasına sebep olan gelişme çok ilginç. Senatoda Cumhuriyetçi Parti 52, Demokrat Parti 46 sandalyeye sahip. İki üye de bağımsız ancak bunlar genellikle Demokrat Parti ile birlikte hareket ediyorlar. Dolayısıyla, oylamada Cumhuriyetçi Parti'nin çoğunluğu bulması normal gözüküyordu. Öyle olmadı. 

 

Cumhuriyetçi Parti Senato üyelerinden Maine senatörü Susan Collins ve Alaska senatörü Lisa Murkowski'nin Trump'ın yasa teklifine "hayır" oyu verecekleri belliydi. Bu durumda 50-50 eşitlik olacak ve Başkan Yardımcısı Pence'in eşitlik durumunda devreye girerek yasa lehine vereceği oy yasayı Senato'dan geçirecekti. Ancak Arizona Senatörü John McCain'in, üstelik daha on gün önce beyin kanseri teşhisi konmasına rağmen, her türlü gayreti göstererek Senato'ya gelmesi ve "hayır" oyu kullanması Trump'ın planlarını bozdu.

 

Yasaya "hayır" oyu veren Cumhuriyetçi senatörler bu davranışlarını böyle önemli bir yasanın bir yönetimden diğerine bu şekilde toplumsal kutuplaşma yaratacak bir şekilde değişmesine karşı olduklarını belirterek açıklıyorlar. Onlara göre bu yasa Cumhuriyetçi Parti ile Demokrat Parti'nin bir araya gelerek ortak bir çözüm bulmalarını gerektiren bir konuyu ilgilendiriyor. ABD'de kendi partilerinin politikalarını ne pahasına olursa olsun desteklemeyen ve toplumsal uzlaşıyı öne çıkaran, bir diğer deyişle "azınlığın haklarına saygı gösteren çoğunluk" anlayışına dayalı sorumlu tavır takınabilen kongre üyeleri böylece demokrasinin bekçileri olabiliyorlar.

 

ABD'de yaşanan bu gelişme "Başkanlık Sistemi"nin kuvvetler ayırımına dayalı kontrol ve denetim mekanizmaları sayesinde otoriterleşmeye yol açmayan gerçek bir demokratik işlerlik kazanabildiğini gösteriyor. Bunun için de yürekli Maine, Alaska ve Arizona senatörlerine ihtiyaç duyuluyor.

X