"Ünal Çeviköz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ünal Çeviköz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ünal Çeviköz

Asgari ücret tartışmaları ve evrensel temel gelir hakkı

Türkiye'de yıl sonuna yaklaşılıyor ve her yıl bu dönemlerde  yaşandığı gibi yine asgari ücretin ne kadar olacağı konusunda bir tartışma yaşanıyor.

Türkiye'nin ekonomik büyümesinin yılın üçüncü çeyreğinde dünyadaki en yüksek düzeye eriştiği, bu yılın sonunda da Türkiye ekonomisinde oldukça yüksek bir büyüme hızının yakalanacağı söyleniyor. Ancak enflasyonun giderek artması, işsizlik oranlarının yüksek olması, dört kişilik bir ailenin geçimi için gerekli gelirin hala kolay erişilebilir düzeyde olmaması dönüp dolaşıp asgari ücret tartışmalarını etkiliyor. Sendikalar yüksek rakamlar talep ediyorlar, hükümet ise her zaman olduğu gibi pazarlığı minimum düzeyde tutuyor.

 

Asgari ücreti, "emeğin, ülkenin ekonomik olanakları ve kaynakları ile orantılı olarak, olabildiğince adil bir şekilde belirlenen karşılığı" şeklinde tarif etmek yerinde olur. Hiç bir ülkede, hiç bir zaman emeğin karşılığının tam olarak takdir edilebildiğini ya da adil bir şekilde verilebildiğini söylemek mümkün değil. Geçim endeksi açısından bakıldığında da asgari ücretin dört kişilik bir ailenin geçimini sağlayacak bir  rakam olmasını beklemek hayalcilik olur.

 

Konuya insan hakları açısından bakıldığı takdirde başka bir yol var. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 25. Maddesinin birinci paragrafı şöyle diyor: "Herkesin kendisinin ve ailesinin sağlık ve refahı için beslenme, giyim, konut ve tıbbi bakım hakkı vardır. Herkes, işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, yaşlılık ve kendi iradesi dışındaki koşullardan doğan geçim sıkıntısı durumunda güvenlik hakkına sahiptir."

 

Bu anlayıştan hareket edildiğinde her bireyin böyle bir güvenliğe sahip olması gerektiği, bunun da bir insan hakkı olduğu açıklıkla anlaşılıyor. İnsanlığın yaşamını sürdürme mücadelesinde bugün ulaşılan temel insan hakları ve demokrasi anlayışı doğrultusunda artık yepyeni bir kavramdan söz ediliyor: "Evrensel Temel Gelir".

 

Temel bir insan hakkı olarak görülen bu kavram, her bireye, herhangi bir sınırlama, ayrım veya şart olmaksızın, temel ihtiyaçlarını karşılayabileceği miktardaki parasal karşılığın, koşulsuz bir şekilde ve diğer gelirlerinden bağımsız, ömür boyu düzenli olarak ödenmesi şeklinde tarif ediliyor.

 

Evrensel Temel Gelir'in işsizlik, yoksulluk, toplumsal refah, sosyal adalet ve gelir dağılımındaki dengesizlikler, bireysel ve organize suçlar, terör, eğitim, sağlık ve insanlık ile ilgili diğer birçok konuda karşılaşılan sorunların çözümüne önemli katkı sağlayacağı düşünülüyor ve bu maksatla tartışılıyor, üzerinde çalışılıyor. Doğal olarak bu kavramın, kapsamı, miktarı, nasıl finanse edileceği, mevcut sosyal fonlar ve programlar üzerindeki etkisinin ne olacağı gibi bir çok açıdan değerlendirilmesi gerekiyor.

 

Evrensel Temel Gelir kabul gördüğü ve uygulamaya konduğu takdirde, bu kavrama dayalı uygulamalarla gelir dağılımında daha adil bir anlayışa yönelinmesinin de önünün  açılacağı düşünülüyor. Daha da önemlisi, Evrensel Temel Gelir sosyal adalet, toplumsal huzur ve barış, hatta demokratik ortamda siyasi tercihlerin sağlıklı şekillenebilmesi bakımından da önemli ilerlemeler sağlanmasına yardımcı olacak.

 

Bu konunun Türkiye toplumunda henüz yaygın biçimde tartışılmakta olduğu söylenemez. Ancak önümüzdeki günlerde asgari ücret ile ilgili tartışmaların gündemi meşgul edeceğinin belli olduğu bir sırada, toplumsal demokratik bilincin gelişmesine katkı sağlanması açısından dünyada bir çok ülkede böyle bir tartışmanın mevcut olduğunu bilmekte yarar var.

 

Geçtiğimiz iki yüzyıl evrensel demokrasinin gelişmesi ve yerleşmesi için verilen mücadelelerle geçti. Bu konuda dünyada hala tam olarak gereken olgunluğa erişilebildiğini söylemek mümkün değil. Demokratikleşme sürecinde yavaş ilerleyen ülkelerle demokratikleşmeyi içselleştiren ve hızla geliştiren ülkeler arasındaki makas açılıyor.

 

Türkiye, dışarıdan bakıldığında, demokratikleşme sürecinde çeşitli engellerle karşılaşan ve yeterince hızlı ve olumlu ilerlemeler kaydedemeyen bir ülke olarak görülüyor. Bu algıyı değiştirmek için Evrensel Temel Gelir kavramının Türkiye'de de artık dikkate alınması ve tartışılması gerekiyor.

X