"Uğur Vardan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Uğur Vardan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Uğur Vardan

Yine bir ‘Devler Ligi’ arenası...

Japon sinema miti Godzilla’nın modern zamanlardaki maceraları sürüyor. ‘Godzilla II: Canavarlar Kralı’, dünya sathını tarihöncesi devasa yaratıklarla dolu bir ringe çevirirken ekolojik mesajlar peşine de düşüyor. Ne var ki film zorlama konusu ve göndermeleriyle vasatı aşamayan bir çalışma olmuş.

Yine bir ‘Devler Ligi’ arenası...Godzilla II: Canavarlar Kralı (BEŞ ÜZERİNDEN İKİ BUÇUK YILDIZ)
Yönetmen: Michael Dougherty
Oyuncular: Kyle Chandler, Vera Farmiga, Millie Bobby Brown, Charles Dance, Ken Watanabe, Ziyi Zhang, Bradley Whitford, Sally Hawkins, Thomas Middleditch, Aisha Hinds, O’Shea Jackson Jr., David Strathairn, Jonathan Howard / ABD-Japonya ortak yapımı

Önce işin çıkan kısmının özetine bakalım: Japonlar, Hiroşima ve Nagazaki’deki sosyal, fiziki ve ruhi çöküşün ardından kim bilir belki acılarına unutmak, belki de bu acıyı böylesi bir yolla simgeleştirmek adına sinema perdesi üzerinden bir büyük yaratığı sürdüler sahaya... 1954’te çekilen, Ishiro Honda imzalı filmle ilk kez ortaya çıkan ‘Godzilla’, Bikini Adası’nda yapılan nükleer denemelerde formunu değiştirmiş (ya da bulmuş), ağzından ateş çıkan bir canlıydı. Kertenkeleyle dinozor arası bir görüntüye sahip bu yaratık, seyirci tarafından çok sevildi ve ilk adımın ardından defalarca salonlara uğradı. Aslında o, bir bakıma ‘Uzakdoğu sineması’nın King Kong’a cevabı da sayılırdı. Kimi maceralarında tek başına, kimilerinde de bambaşka ‘mutant’larla boy gösterdi sinema perdesinde. İsmi, Japonca karşılığı ‘Gorira’ (Goril) ve ‘Kujira’ (Balina) kelimelerinin karışımından türetilmişti ve ‘Gojira’ diye okunuyordu.

Yine bir ‘Devler Ligi’ arenası...

‘Bu dünya zaten onlarındı’...

Malum, sinema gelişen teknolojiyle olan flörtüyle birlikte artık bambaşka noktalara evrilmiş durumda. İşin içine sermayenin ulusal kimliklerden bağımsız yüzergezerliği (ki bu kapitalizmin temel düsturudur) de eklenince, geçmişin Japon sinema figürünün Amerikan filmlerinde yeniden doğmasına şaşırmamak gerekiyor. Nitekim Hollywood 1998’de, Alman kökenli yönetmen Roland Emmerich imzalı bir yapımla Godzilla’yı yeniden hatırlatmıştı. Daha önce de yazdım, filmin fragmanı bence bütün zamanların en iyilerindendi. Yaklaşık 16 yıl sonra 2014’te, yine Amerikan sineması eliyle yeni bir ‘Godzilla’ izlemiştik. Yönetmen koltuğuna bu kez Gareth Edwards geçmiş ve film bize Godzilla’nın yanı sıra başka yaratıkların dahil olduğu bir ‘Devler arenası’ sunmuş, izlediğimiz görüntüler belli noktalarda ‘Transformers’ serisi tadına ulaşmıştı. Edwards’ın yapıtına ilişkin “Eğlenceli bir oyuncak” tanımlamasında bulunduğumu hatırlıyorum.

Bu hafta, bir tür devam film ambalajıyla yeni bir ‘Godzilla’ macerası izliyoruz. Huzurlarımıza gelen yapımın ismi ‘Godzilla II: Canavarlar Kralı’ (‘Godzilla: King of the Monsters’). Yönetmen koltuğuna bu kez daha çok senaryolarıyla (‘X-Men 2’, ‘Superman Returns’) tanınan Michael Dougherty (iki de uzun metrajı var) oturmuş. Senaryosunu Dougherty’nin yanı sıra Zach Shields ve Max Borenstein’ın kaleme aldığı yapımda önceki adımın izleri sürülüyor. Devletler, Godzilla ve benzeri devasa yaratıkların yok edilmesi yolunda projeler üretirken 2014 yılındaki filmden hatırladığımız Japon bilim insanı Dr. Ishiro Serizawa (en akılda kalıcı cümlesi “Biz ona Gojira deriz”di) ve asistanı Vivienne Graham, meseleye ‘evrimsel’ bakıyorlar ve “Bu dünya zaten onlarındı, insanlık olarak gezegenin gidişatına sonradan dahil olduk ve ortalığı karıştırdık” görüşünü ileri sürüyorlar. Bu kez öyküde ilk filmdeki bilimsel ‘Brody ailesi’ yerine Russell’ları izliyoruz: San Francisco’daki tahribatın yollarını ayırdığı Dr. Emma ve eski kocası Mark’la birlikte kızları Madison... Emma, sisteme çalışan Monarch şirketi çatısı altında dev bir güveye benzeyen Monhra’yı üretirken devreye ekolojik terörist Albay Jonah Alan giriyor ve tuhaf bir denklem oluşuyor. Dr. Emma, bütün devasa mahlukları birbirine kırdırarak genel bir temizlik fikrinin peşine düşüyor. Bu denklemde arada bazı insanların ölmesi de doğal karşılanıyor. Derken yeniden ortaya çıkan Godzilla ve Monhra aynı safta, üç başlı ejderha benzeri Ghidorah’yla tarihöncesi kanatlı yaratık Rodan’a karşı tarafta mücadele veriyor.
Yine bir ‘Devler Ligi’ arenası...
Filmde bilim insanı Dr. Emma Russell’ı Vera Farmiga (üstte sağda), kızı Madison’ı ise Millie Bobby Brown (solda) canlandırıyor.

‘Godzilla vs. King Kong’ yolda

Bu tür yapımlarda öykü, genellikle aksiyonlar arası geçişte bağlayıcı unsurdur. Lakin ‘Godzilla II: Canavarlar Kralı’ndaki öykü fazla saçma duruyor. Bazı bölümlerde ‘ne oluyor, ne bitiyor’, pek anlamak mümkün değil. Ortaya çıkan onca yaratığın açıklaması ise gezegenin dibindeki birtakım labirentlerde yaşadıkları ve gerektiğinde yüzeye çıkmaları... Ayrıca eski efsanelerle ve söylencelerle bağlantı meselesi de zorlama olmuş. Çevreci mesajlar olumlu ama az-biraz yama gibi duruyor. Öyküyü bir tarafa bırakıp aksiyon sahnelerine baktığımızda da mesela ne 1998’deki (Emmerich’in filminde özellikle Brooklyn Köprüsü sahneleri çok iyiydi), ne de 2014’teki yapımlardakine (burada da Honolulu’da geçen ‘tsunami’ sahneleri, Golden Gate’teki kapışma bölümleri ve Godzilla’nın suları yardığı anlar kayda değerdi) benzer, belli ölçülerde heyecan yaratan, görsel açıdan etkileyici görüntülere ve sekanslara da pek rastlayamıyoruz.

Sonuçta ‘Godzilla II: Canavarlar Kralı’, Japon kökenli sinema mitinin, Amerikan yapımı filmler serisindeki en vasat örneği olmuş. “Önümüzdeki maçlara bakalım” derken 2020’de ‘Godzilla vs. King Kong’u izleyeceğimizi de duyurmuş olalım...

Lisede ne yaptığını biliyorum!
Yine bir ‘Devler Ligi’ arenası...
Ma Seninle İlgilenir (BEŞ ÜZERİNDEN İKİ YILDIZ)
Yönetmen: Tate Taylor
Oyuncular: Octavia Spencer, Diana Silvers, Juliette Lewis, McKaley Miller, Corey Fogelmanis, Dante Brown, Gianni Paolo, Luke Evans, Tanyell Waivers, Alisson Janney, Dominic Burgess / ABD yapımı

Geçmişte işlenen bir suç ve şimdiki zamanda olayın faillerinden ve tanıklarından alınan intikam... Herhalde bu klasik temanın vücut bulduğu en tanınmış film ‘Geçen Yaz Ne Yaptığını Biliyorum’ (‘I Know What You Did Last Summer’) olsa gerek. Haftanın yenilerinden ‘Ma Seninle İlgilenir’ (‘Ma’), meseleyi uzun bir zaman dilimine yayıyor ve lise zamanında gerçekleştirilmiş gurur kırıcı bir olayın uzantılarında geziniyor.

‘Carrie’ gibi bir öncü varken

Önce kısaca öykü diyelim: Erica, kızı Maggie’yle birlikte yaşadığı ve hayat kurduğu San Diego’yu terk edip büyüdüğü küçük kasabaya döner. Onun için eski hatıralarla dolu bu topraklar, Mag-
gie için hayatı yeniden tanımlamaktır. Yeni okul, yeni çevre, yeni arkadaşlıklar derken daha ilk günden kendisini sevdirir ve bir gruba dahil olur. Bu grubun yolu çok geçmeden tesadüfler doğrultusunda bir veterinerde çalışan Sue Ann’le kesişir. Orta yaşlı kadın, “Gelin benim evde parti yapın” türü isteklerle gençlerin hayatına adeta zorla ortak olur ve giderek tuhaf kişiliğinin arızalarını gösterir...

Lise zamanı bir partide, birini onur kırıcı biçimde aşağılamanın ne türden karşılığı olacağını sinema tarihinde en etkileyici şekilde (Stephen King uyarlaması) ‘Carrie’ anlatmıştır. Sonrasında aynı güzergâhta gezinmek isteyen hiçbir film 1976 yapımı (ki bizde ‘Günah Tohumu’ Türkçe adıyla 1981’de gösterime girmişti) bu ‘Brian De Palma klasiği’nin eline su dökememiştir.

Yönetmenliğini, ‘Help’ ve ‘Trendeki Kız’ gibi filmleriyle tanıdığımız Tate Taylor’ın üstlendiği ‘Ma Seninle İlgilenir’ ise bırakın ‘Carrie’yle aşık atmayı, kendi içinde bile yolunu bulmakta zorlanan bir film (Bu arada bir İngiliz eleştirmen, ‘Misery’den de tatlar bulmuş Taylor’ın filminde; haklı). Scotty Landes’ın kaleme aldığı senaryo o kadar inandırıcılıktan ve kendi içinde tutarlılıktan uzak ki, ne olay örgüleri, ne geri dönüşler; hiçbiri ikna etmiyor. Eski hesabı kapatmak için ortalığı nihayetinde kan gölüne çeviren Sue Ann’de Octavia Spencer, karikatürize bir tipleme ortaya koymaktan öteye gidemezken aynı şekilde lisede tutulduğu Ben’de Luke Evans da benzer bir karton kişilik sergiliyor. Performanslar bakımından liseli gençler gayet başarılı; grubun yeni üyesi Maggie’de izlediğimiz Diana Silvers, ‘yeni Madchen Amick’ olabilir. Eski göz ağrılarımızdan Juliette Lewis’a kadroda rastlamak ise filmin benim açımdan en akılda kalıcı hamlesiydi.

Sonuç olarak ‘Ma Seninle İlgilenir’, Tate Taylor’ın (ki filmde polis memuru Grainger’ı canlandırıyor) yönetmenlik kariyerindeki en kötü adım olmuş...

Diğer seçenekler...

Haftanın yenilerinden ‘Düzenbazlar’ı (‘The Hustle’) Chris Addison yönetmiş, oyuncular Anne Hathaway, Rebel Wilson, Alex Sharp ve Timothy Simons. Yerli yapım ‘Güvercin Hırsızları’, Osman Nail Doğan imzasını taşıyor. Ankara Film Festivali’nde ‘En İyi Film’ seçilen yapımda başrolleri Seyit Nizam Yılmaz, Mert Buğra Tataroğlu, Gökhan Yıkılkan ve Kutay Sandıkçı gibi isimler paylaşıyor. Sosyal medya fenomeni Enes Batur adına çekilen ikinci film ‘Enes Batur: Gerçek Kahraman’ı Doğa Can Anafarta yönetmiş, kadroda Batur’un yanı sıra Ömer Başdoğan, Altan Erkekli ve Damla Arslanalp yer alıyor. Komedi filmi ‘Kral Midas’ın Hazinesi’nin başrollerinde İsmail Baki Tuncer, Orhan Aydın, Mehmet Ali Tuncer ve Murat Ercanlı var, yönetmen Mesut Çetin. ‘Astral Seyahat’ Hasan Gökalp imzasını taşıyor, oyuncular Pervin Abiyeva, Büşra Acar, Çağdaş Tekelioğlu ve Murat Dada. Haftanın belgeseli ‘Onun Filmi’ iki genç ismin; Su Baloğlu ve Merve Bozcu’nun ortak imzalarını taşıyor. ‘Yaramazlar Takımı: Zaman Yolcuları’ ise Rus yapımı bir animasyon, yönetmen Denis Chernov.

Yine bir ‘Devler Ligi’ arenası...

 

 

 

 

X