"Uğur Vardan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Uğur Vardan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Uğur Vardan

Yeni bir ‘hesaplaşma’

Bir grup banka soyguncusuyla onların peşine düşen polislerin çekişmesini anlatan ‘Suç Takımı’, Al Pacino ve Robert De Niro’lu Michael Mann klasiği ‘Heat’e (bizde ‘Büyük Hesaplaşma’ adıyla gösterilmişti) selam ve sevgilerini gönderen bir film olmuş. Bu izlenmesi zevkli eski usul polisiyede başrolleri Gerard Butler ve Pablo Schreiber paylaşıyor.

Yeni bir ‘hesaplaşma’

Bizde ‘Büyük Hesaplaşma’ Türkçe çevirisiyle gösterime giren ‘Heat’, Michael Mann filmografisi içinde özel bir yere sahip olmasının yanı sıra ‘sinema tarihinin suç klasiklerinden biri’ namıyla da literatürdeki yerini aldı sanırım. 1995 tarihli yapımda, bir grup banka soyguncusuyla onların peşine düşen polislerin hem kendi aralarındaki kedi-fare oyunu hem de derinlikli çizilmiş karakterlerin özel hayatları perdeye taşınıyor, Mann’ın usta rejisi sayesinde kimi sahnelerde adrenalin dozajı alabildiğine yükseliyor ve ortaya unutulmaz bir yapıt çıkıyordu. Özellikle ‘The Godfather. Part II’dan sonra tekrar aynı film çatısı altında bir araya gelen Robert De Niro ve Al Pacino’nun enfes performanslarının yanı sıra heyecan verici alt kadronun görkemiyle de kıvamını bulan film, zamana yenik düşmeyenler kulübünün daimi üyelerindendir.

Yeni bir ‘hesaplaşma’
1995 tarihli ‘Heat’te Al Pacino, soyguncuların peşindeki Teğmen Vincent Hanna’yı canlandırıyordu.

İyi çizilmiş karakterler

Haftanın yenilerinden ‘Suç Takımı’ (‘Den of Thieves’), elini fazla belli edecek bir biçimde ‘Heat’e öykünüyor. ‘London Has Fallen’ın senaristlerinden biri olarak tanınan Christian Gudegast’ın ilk uzun metrajlı çalışması olan film, öykünme çabasına soyunurken bunu ‘ustalara saygı’ tadında yapıyor ve naçizane benim nazarımda sırf bu yanıyla bile sahaya ‘sempati’ anlamında avantajlı bir biçimde çıkıyor.

‘Suç Takımı’, tıpkı ‘Heat’te olduğu gibi iki cephe üzerine kurulu bir öykü eşliğinde ilerliyor. Bir tarafta polisler, diğer tarafta çoğu geçmişte asker olarak çalışmış soyguncular grubu var. Kamera iki tarafa, aralarındaki ilişkiler ağına, yer yer özel hayatlarına uzanıyor ve nihayetinde Mann’ın yapıtı gibi, finalde yolları kesiştiriyor.

Senaryosunu da Gudegast’ın kaleme aldığı yapımda Los Angeles Polis Teşkilatı’na bağlı çalışan, evliliği çöküş aşamasına girmiş maço bir şefin (laka-
bı ‘Big Nick’), ekibiyle birlikte, Ray Merrimen adlı eski bir deniz piyadesinin organize ettiği bir grup banka soyguncusunun peşine düşmesi anlatılıyor. Nick çetenin varlığını, barmenlik yaparken kendine ele veren Donnie Wilson vasıtasıyla keşfediyor. Soygunlarda sürücülük görevini üstlenen Donnie, zoraki ‘muhbir’ oluyor. Bundan sonrası da zorlu bir takip sürecine dönüşüyor.

Los Angeles’ın kendine özgü suç dünyasında iyi çizilmiş karakterler ve gerçekçi diyaloglar eşliğinde ilerlerken kendince bir toplumsal çürüme tasvirine de soyunan ‘Suç Takımı’nda bir anlamda Al Pacino’nun rolünü üstlenen Gerard Butler’la Robert De Niro’nun karakterini tekrar perdeye taşıyor gibi görünen Pablo Schreiber (Liev Schreiber’ın üvey kardeşi kendileri), kayda değer performanslarıyla dikkat çekiyor. Donnie’de Ice Cube’ün oğlu O’Shea Jackson Jr. da gayet iyi (hatta Amerikalı kimi eleştirmenler oyunculuk açısından babasından daha yetenekli olduğunu yazmışlar). Soyguncular cephesinde yer alan Enson Levoux karakterini de Curtis ‘50 Cent’ Jackson’ın canlandırdığını belirtelim.

‘Heat’ kadar şiirsel olmasa da...

‘Suç Çetesi’ elbette saygı gösterisinde bulunduğu ‘Heat’in çizgisine erişemiyor (bu noktada Amerikalı bir eleştirmenin görüşünü paylaşayım: “Mann’ın yapıtı gibi şiirsel değil”) ama yine de seyircisinde, kendince bir iz bırakıyor. Gudecast’ın filmi için eski usul, hatta demode bir polisiye de denebilir, ki ben bu naftalin kokusunu seviyorum. Eğer siz de seviyorsanız kaçırmayın derim...

SUÇ TAKIMI (5 üzerinden 3,5 yıldız)
Yönetmen: Christian Gudecast
Oyuncular: Gerard Butler, Pablo Schreiber, O'Shea Jackson Jr., 50 Cent, Jordan Bridges, Evan Jones, Dawn Olivieri, Cooper Andrews, Sonya Balmores
ABD yapımı

Yeni bir ‘hesaplaşma’

Geçenlerde Meksika’da ne yaptığınızı biliyorum...

Bahar tatili için Meksika’ya giden bir grup üniversite öğrencisi... Barda tanıştıkları bir genç, onları sahilde karanlık bir yere davet eder ve burada ‘Doğruluk mu Cesaret mi?’ oyunu oynarlar. Ayrılırken de oyunun gerçek olduğunu, sorulan soruları dürüstçe cevaplamadıkları ya da verilen görevleri yerine getirmediklerinde öleceklerini söyler. Grup bu uyarıyı dikkate almaz ama gündelik hayatlarına döndüklerinde gencin söylediklerinin gerçek olduğunu anlarlar...

Kariyerinde ‘Kick-Ass 2’ dışında pek de elle tutulur bir film bulunmayan Jeff Wadlow imzalı ‘Doğruluk mu Cesaret mi?’ (‘Truth or Dare’), ‘Son Durak’la (‘Final Destination’) ‘Geçen Yaz Ne Yaptığınızı Biliyorum’ (‘I Know What You Did Last Summer’) karışımı bir havaya sahip. Hoş, Amerikan gerilim sinemasının geleneğinin temel kurbanları gençlerdir; birbirine sıkı bağlarla bağlı grupların başına bir şeyler gelir, aralarından birileri sırayla hayatını kaybeder. ‘Doğruluk mu Cesaret mi?’ bu genel parantezi, yukarıda ismini andığımız iki filmin özeline indiriyor. İşin içine hafiften aldatma, yakın arkadaşının sevgilisine âşık olma, cinsel tercihini gizleme gibi temalar da katarak sözde ‘sosyal’ bir alt metne de sahip gözükme çabasındaki film, sezonun en vasat altı çalışmalarından.

Kuşkusuz öyle bir niyetleri yoktur ama kötülüğün Meksika’dan gelmesi de durduk yerde Trump politikalarına göz kırpma gibi durmuş. Animasyon harikası ‘Coco’nun destan yazdığı bir dönemde bu hiç iyi olmamış!

DOĞRULUK MU CESARET Mİ? (5 üzerinden 1,5 yıldız)
Yönetmen: Jeff Wadlow
Oyuncular: Lucy Hale, Violett Beane, Tyler Posey, Sophia Ali, Nolan Gerard Funk, Landon Liborion, Morgan Linholm, Sam Lorner, Aurora Perrineau
ABD yapımı

Yeni bir ‘hesaplaşma’
Oyun Gecesi

Diğer seçenekler

‘Oyun Gecesi’ (‘Game Night’), John Francis Daley ve Jonathan Goldstein’ın ortaklaşa yönettiği bir yapım; oyuncular Jason Bateman, Rachel McAdams ve Billy Magnussen. Salih Demir imzalı ‘Cano’nun başrollerinde Berrin Çelik, Gülbin Bozan, Lütfü İrdem ve Salih Demir var. Kadrosunda Esin Civangil, Metin Keçeci ve Dilara Büyükbayraktar’ın yer aldığı ‘İyi ki Doğdun Abla’yı Onur Öğden yönetmiş.

Bir devam filmi olan ‘4N1K-2’ Murat Onbul imzasını taşıyor, oyuncular Gözde Mutluer, Atakan Hoşgören, Burak Yörük ve Sina Özer. Sinan Tabanlı ve İlhan Akgül’ün birlikte yönettiği ‘Son Oyun’un başrollerinde ise İlhan Akgül, Ali Sürmeli, Recep Yağızoğlu ve Deniz Oral var. ‘Şaşkınlar Çetesi’ Kamil Aydın imzasını taşıyor, filmin kadrosunda Sedef Şahin, Oktay Gürsoy, Ferhat Yılmaz ve Ergun Taş gibi isimler yer alıyor. ‘Taksi 5’i Franck Gastambide yönetmiş, oyuncular Malik Bentalna, Bernard Farcy, Sabrina Ouzani ve Franck Gastambide. Hakan Eser imzalı ‘Kaç Kaçabilirsen’in başrollerinde Önder Açıkbaş, Seda Güven ve Cezmi Baskın var. ‘Paçi: Av Sanatı’nı Elçin Elgür yönetmiş, kadroda Mustafa Memoğlu, Esra Memoğlu ve İbrahim Sarı gibi isimler bulunuyor. ‘Fındık Veresiye’de başrolleri Melisa Doğan, Ahmet Hamdi Bacıroğlu ve Yasin Yapıcı paylaşmış, yönetmen Fatema Khawari. Haftanın animasyon seçeneği ‘Renkli Balık Yeni Dünyalar Kâşifi’ ise Burhan Gün imzasını taşıyor. ‘İnatçı Bir Adam’ı Muhammed Rasoulof yönetmiş, oyuncular Soudabeh Beizaee ve Nasim Adabi.

Yeni bir ‘hesaplaşma’
Cano

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI