"Uğur Vardan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Uğur Vardan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Uğur Vardan

Sistemle güreş kolay değil!

SPOR, bir tutkunun, özel bir heyecanın ifadesi olmanın yanı sıra hayata tutunmanın onca seçeneğinden biridir.

En azından bazıları için... Lakin bu tutunma meselesi kimi zaman tehlikeli sularda gezinir ve ortaya son derece trajik öyküler ve sonuçlar çıkabilir. Önümüzdeki hafta salonlarımıza uğrayacak olan ‘Foxcatcher’ ya da vizyon adıyla ‘Foxcatcher Takımı’, son zamanlarda spor üzerinden hayatın dar ve zorlu koridorlarında gezinen en başarılı filmlerden biri. Üstelik sınıfsal meselelere ve kapitalizme öyle doğru noktalardan bakıyor ki, sanki sosyolojik bir derse dramatik bir öykü eşliğinde tanıklık etmiş gibi oluyorsunuz. Film, aslında bir zamanlar Reşit Karabacak’la 1984 Olimpiyat Oyunları’ndaki acımasız güreşinden hatırladığımız Mark Schultz özelinden başlıyor ve koca bir sistemin anatomisine soyunuyor.
Yaşı yetenlerin hatırlayacağı gibi Schultz, Karabacak’ın kolunu kırmış ama yanlış hatırlamıyorsam, gerekli itirazın zamanında yapılmaması sonucu Amerikalı güreşçi fair-play dışı bu hareketinin bedelini ödememiş ve nihayetinde kendi evleri Los Angeles’ta düzenlenen oyunlarda ‘Altın madalya’ya uzanmıştı. Schultz ismi aslında Amerikan güreş tarihi içinde özel bir yere sahip. Çünkü Mark’ın abisi Dave de çok ünlü bir güreşçiydi ve ikili, ülkelerine çok sayıda zafer tattırmış, madalya kazandırmıştı.

HAYAT DEĞİŞTİREN TEKLİF

Foxcatcher Takımı, Mike’ın abisinin gölgesinden kurtulmak istediği bir dönemde ülkenin en zengin hanedanı Du Pont ailesinden, John Eleuthere’den aldığı teklifle kaderlerinin değişmesinin hikâyesine odaklanıyor. Koca bir servet içinde işlevsiz bir hayatın sahibi olan John, Mike’a kendi güreş takımı ‘Foxcather’ı teslim ediyor ve ekibi önce Dünya Şampiyonası’na, sonra da 1988 Olimpiyat Oyunları’na hazırlamasını istiyor. Kimya, plastik ve enerji sektöründe söz sahibi olan ‘Du Pont Hanedanı’nın bu yalnız ve sorunlu yetişkini canı atış talimi istediğinde Polis Teşkilatı, yeni ateşli bir silahı denemek istediğinde ordu emrindedir. Lakin onun hayat karşısındaki yenilgisinin ve trajik duruşunun faturasını Schultz kardeşler ödemek durumunda kalır...

BEŞ DALDA OSCAR’A ADAY

‘SPOR filmleri’ kategorisinde yer alan yapımlar sadece odaklandıkları kategorilerin muhataplarını değil, tüm sinemaseverleri ilgilendiren öyküler anlattıkları zaman yarınlara kalırlar. ‘Cehennemde İki Devre’, ‘Ateş Arabaları’, ‘Kızgın Boğa’, ‘Rush’ ilk elde aklıma gelen bu türden filmler. Daha önce yine spor endüstrisinin çarkları arasında dolaşan Brad Pitt’li ‘Moneyball’unu (bizde ‘Kazanma Sanatı’ adıyla gösterilmişti) izlediğimiz Bennett Miller, ‘Foxcatcher Takımı’nda bence şu ana kadarki yönetmenlik uğraşının en önemli işine imza atmış. Steve Carrell, Chaning Tatum, Mark Ruffalo, Sienna Miller ve Vanessa Redgrave’in başrollerini paylaştığı bu sosyoloji-spor zirvesi niteliğindeki filmi kesinlikle kaçırmayın derim.

BU NASIL BiR AYMAZLIKTIR?

ORTADA bir cinayet var, her şeyden önce sona erdirilen bir hayat ve geriye bırakılan tarifsiz acılar var... Ve bütün bunlara bir maçın ardından yaşananlar neden olmuş. Ve sen bu acının ardından, deplasmana gidip o öldürülen taraftarın takımıyla zor bir müsabakaya çıkmışsın. Onca güvenlik tedbiri, onca gerilim, stres derken galip gelmişsin ve parkeye atılan bir-iki yabancı madde dışında sakin geçmiş bir mücadelenin ardından evine dönmüşsün. Aaa, bir bakıyoruz bunca yaşananlardan sonra takımın koçunun olduğu bir kareyle süslenmiş bir tişört maçın bir gün sonrasında ‘Zaferin ifadesi’ olarak piyasaya sürülüyor. Allah aşkına bu nedir?
Hele hele başkanlık koltuğunda hukuk profesörünün oturduğu bir kulüpte böylesi bir tişört hangi akla, mantığa, vicdana ve ‘hukuk’a sığar? Üstelik bu tişörtün piyasaya sürüldüğü gün ve ertesinde, o galibiyete imza atan oyuncalar uzun süredir paralarını almadıkları için antrenmana çıkmıyorlarsa, durum daha da ‘Trajik’ bir hal alıyor. Neyse, bu kulübün mali sorunudur, beni asıl olarak böylesi bir tişörtü piyasaya sürme aymazlığı ilgilendiriyor. Son söz: Sevgili Duygun Yarsuvat, siz bir hukukçu ve eğitmen olarak bu duruma ne diyorsunuz?

X