"Uğur Vardan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Uğur Vardan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Uğur Vardan

Sevgi emektir

Biz, meseleye bu coğrafyadan dahil olanlar, ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’ sayesinde çok iyi biliyoruz ki, “Sevgi emektir...’

Haftanın mönüsünde yer alan ‘Babalar Savaşıyor’ (‘Daddy’s Home’) bu tezi bir komedi filmi formatında önümüze atıyor. İşinde başarılı Brad, iki çocuklu bir dul olan Sarah’la evlenmiştir. Bütün derdi Sarah’nın önceki evliliğinden olan iki çocuğuna kendisini ‘baba’ olarak kabul ettirmektir. Lakin miniklerin bu yöndeki adımları çok yavaş ilerlemektedir. Brad tam belli ölçülerde mesafe kat ettiğini düşündüğü anda, çocukların gerçek babası olan Dusty çıkıp gelir. Brad’ın her konudaki iyimser yaklaşımı ve genel olarak pozitif karakterini fırsat bilen Dusty, evi bir rekabet alanına çevirir ve ‘karizma’sını da kullanarak başta minikler olmak üzere eve gelen tamirciden Dusty’nin işyerindeki patronuna kadar herkesi yanına çeker...

 

Sevgi emektir

 

Will Ferrell Amerika’nın hatırı sayılır komedyenlerinden. ‘Babalar Savaşıyor’ onun üzerinden gelişen bir öyküye sahip. Sürekli vücudunu göstererek fiziksel üstünlüğünü vurgulayan, gençliğini ve dinamizmini ortaya koyarak girdiği yarışta ipi göğüslemeye çabalayan Dusty’de de Mark Wahlberg’le belli ölçülerde iyi bir ikili olmuşlar (ki Wahlberg bu karakteriyle hafiften ‘Boogie Nights’ esintileri sunuyor). Eve gelen tamirci Giff’te Hannibal Buress’in, Dusty’nin patronu Leo’da Thomas Harden Church’ün (ki onu da özellikle ‘Sideways’den bu yana çok seviyoruz), Doktor Francisco’da Bobby Cannavale’nin kayda değer performanslar ortaya koyduğu, Sarah’ı da Linda Cardellini’nin gayet iyi oynadığı ‘Babalar Savaşıyor’, aslında daha iyi bir komedi olabilirmiş. Lakin klişe konusu ve üç-beş esprili anının dışında çok şey sunamıyor. Duygusal sahneleriyle de daha çok ‘Aile komedisi’ formatına yakın olan filmin sanırım en önemli mesajı, şiddeti gündelik hayatın seçeneklerinden çıkarma yolundaki çabası. Ama bu mesajın da öykünün geneli içinde çok naif durduğunu söylemeliyim.
Sonuç itibariyle ‘Horrible Bosses 2’ ve ‘That’s My Boy’ gibi filmlerin yönetmeni olarak tanınan Sean Anders imzalı ‘Babalar Savaşıyor’, özellikle Will Ferrell hayranlarına tavsiye edilecek vasat bir komedi.           

 

BABALAR SAVAŞIYOR

Yönetmen: Sean Anders


Oyuncular: Will Ferrell, Mark Wahlberg, Linda Candellini, Owen Wilder Vaccaro, Scarlett Estevez, Thomas Hander Church, Hannibal Buress, Bobby Cannavale ABD yapımı

 

 

Dalgaları aşamıyor

 

Sevgi emektir


‘Alacakaranlık’ ve ‘Açlık Oyunları’ serilerinin açtığı yoldan yürüme çabasındaki ‘Beşinci Dalga’da gençler bu kez ‘uzaylı istilası’na başkaldırıyor. Türünün bütün klişelerini barındıran film, vasat bir çaba olmaktan öteye gidemiyor.  


İlk adımı ‘Alacakaranlık’ (‘Twilight’) attı ve ‘öncü’ görevini üstlendi, ‘Açlık Oyunları’ (‘The Hunger Games’) pazarın ne kadar büyük olduğunu hatırlattı ve bayrağı daha ileri noktalara taşıdı. Sonra gelsin diğer seriler: ‘Uyumsuz’ (‘Divergent’), ‘Labirent’ (‘The Maze Runner’) derken şimdi de sırada ‘Beşinci Dalga’ (‘The 5th Wave’) var... Formüller belliydi: Ergen karakterler ve iki delikanlı arasında gidip gelen genç kız... ‘Alacakaranlık’ giderek yükselen vampir edebiyatının gençlik halkasıydı, ‘Açlık Oyunları’ güzergâh açısından benzer duraklara uğrasa da fonuna distopik unsurlar yerleştiriyor ve ana karakterlerini, diktatoryal bir yönetime karşı mücadelenin içinde sunuyordu. Bu ana çatı enikonu ‘Uyumsuz’ ve ‘Labirent’te de kullanıldı. Benzer şekilde baskıcı bir rejim ve dayatılan sisteme başkaldıran gençleri gördük.
Yeni bir serinin ilk adımı niteliğindeki ‘Beşinci Dalga’ ise benzer yapıyı bu kez çok eski bir ‘tehlike’ eşliğinde inşa ediyor. Rick Yansey’nin serisinden uyarlanan yapımda uzaylı istilasına direnen Cassie Sullivan adlı genç bir kızın verdiği mücadeleyi izliyoruz. Elbette Cassie bu uğraşta yalnız değil, bir anlamda bütün bir kuşak kendince başkaldırıyor ve gökyüzünden gelen tehlikeye karşı umudu ve geleceği temsil ediyorlar.

 

‘Koskoca genel yayın yönetmeni...’

 


‘Beşinci Dalga’ fazlasıyla klişe bir yapım... Düşmanlar, karşı koyuş, gezegenin ele geçirilme çabası, Cassie Sullivan karakterinin lisede ilgi duyduğu Ben Parish’le istila günlerinde tanıştığı Evan Walker (ki kendisini bir saldırıdan kurtarıyor) arasında gidip geldiği gözlenen gönlü vs. her bir şey o kadar tanıdık, o kadar bildik ki... Belki filmin şu tavrı kayda değer: Uzaylılar önce devasa bir gemiyle adeta gökyüzüne demir atıyor, sonrasında adım adım (yani dalga dalga) felaketlerin boyutlarını büyütüyor ama asla kendilerini göstermiyorlar. Yani biz form olarak onların neye benzedikleri konusunda bir fikre sahip olamıyoruz. Lakin sinematografik açıdan bu son derece zayıf film gişede beklediği ilgiyi görmezse devamı gelmeyebilir, ki bu tür örnekler de var geçmişte.     
Öte yandan Cassie’den yeni bir Katniss Everdeen yaratmak zor, keza Chloë Grace Moretz de yeni bir Jennifer Lawrence olmaz. Ayrıca olmasına da gerek yok, Moretz yeteneğini daha önce (‘Kick-Ass’ serisi ve özellikle de ‘Clouds of Sils Maria’yla) kanıtlamış bir isim. Parish’i canlandıran Nick Robinson’ı ‘Jurassic World’den hatırlıyoruz, Walker’da karşımıza gelen İngiliz kökenli Alex Roe ise yolun başında bir oyuncu. Kadronun tecrübelileri ise Albay Vosch’ta Liev Schreiber ve Çavuş Reznik’te Maria Bello. Lakin yakın bir zaman önce ‘Spotlight’ gibi çizgiüstü bir yapımda izlediğimiz Schreiber’ı bu filmde görünce “Sen koskoca yayın yönetmenisin, bu rolde ne işin var?” diye düşünmeden edemedik. Şaka yapıyorum tabii, usta oyuncu bu filmin de en inandırıcı karakterlerinden biriydi.
Sonuç? Genel çizgileriyle
‘Beşinci Dalga’, “Oscar sonrası ‘vasat hafta’nın sıradan örneklerinden biri” yargısının ötesine taşıyamıyor bizleri...

 


BEŞİNCİ DALGA

Yönetmen: J. Blakeson


Oyuncular: Chloë Grace Moretz, Nick Robinson, Ron Livingston, Maggie Siff, Liev Schreiber,
Maria Bello ABD yapımı

 


DİĞER SEÇENEKLER

 

Londra’da İngiliz başbakanının cenaze töreni sırasında bombalar patlar. ‘Kod Adı: Olimpus’ ekibinin İngiltere serüveni niteliğindeki ‘Kod Adı: Londra’da
Gerard Butler, Angela Bassett, Aaron Eckhart ve Morgan Freeman rol alıyor.


-Yozgatlı bir ailenin daha önce hiç gelmedikleri İstanbul’da yaşadıkları üzerine bir komedi olan ‘Kaçma Birader’i Murat Kaman ve Defne Deliormanlı yönetmiş. Oyuncular Zafer Algöz, Melek Baykal, Emrah Kaman ve Algı Eke.

-Haftanın yerli gerilimi ‘Ceberrut’ta internet fenomeni olmak için yola
çıkarken ummadıkları olayların içine düşen gençler anlatılıyor. Oyuncular Tolga Demircan, Merve Akaydın, Özgür Yelence, yönetmen Özgür Yelence.

-Hamile eşi İlknur’un bitmez tükenmez isteklerini yerine getirmek için seferber olan Ali Kundilli’nin babalık yolundaki macerası. ‘Ali Kundilli 2’yi
Faruk Aksoy yönetmiş, Cem Gelinoğlu, Zeynep Aktuğ ve Ezgi Tombul oynamış.

-Ünlü bir kadın oyuncunun cesedinin morga gelmesiyle başlayan olaylar dizisi... Yönetmenliğini Hector Hernandez Vicens’in üstlendiği ‘Ölüm ve Ötesi’nin başrollerinde El Cadaver de Anna Fritz, Alba Ribas ve Cristian Valencia var.

X