"Uğur Vardan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Uğur Vardan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Uğur Vardan

'O' yine aramızda...

Stephen King külliyatının en etkileyici yapıtlarından ‘O’, 1990’da mini seri olarak seyirci karşısına çıkmıştı. Roman, bu kez uzun metrajlı film formatında huzurlarımızda... Bir grup çocuğa musallat olan ‘Pennywise’ isimli bir palyaçonun öyküsünü anlatan yapım yer yer etkileyici.

Sinema için Amerikan edebiyatının en bereketli yazarı konumundaki Stephen King’in en iyi romanlarından biri kabul edilen ‘O’ (‘It’), 1990’da bir mini dizi olarak (Tommy Lee Wallace yönetmişti) televizyon üzerinden ilk sinemasal serüvenini yaşamıştı. 1986 tarihinde kaleme alınan metin, şimdi de uzun metrajlı film formatında huzurlarımızda. Maine’e bağlı küçük Derry kasabasında bir grup çocuğun, ‘Palyaço’ kılığındaki (ki ismini kendisi ifşa ediyor: ‘Pennywise’) kötü bir ruha karşı verdikleri mücadeleyi anlatan romanın ilk adımını vakti zamanında izlediğimde çok beğendiğimi ve bazı sahnelerde ürperdiğimi hatırlıyorum. Birçok eleştirmence de vurgulandığı üzere söz konusu dizinin asıl gücü, ‘Palyaço’yu canlandıran Tim Curry’nin performansından kaynaklanıyordu.

O yine aramızda...

‘O’

Yönetmen: Andy Muschietti

Oyuncular: Bill Skarsgard, Jaeden Lieberher, Jeremy Ray Taylor, Sophia Lillis, Finn Wolfhard, Wyatt Oleff, Chosen Jacobs, Jack Dylan Grazer, Nicholas Hamilton, Jackson Robert Scott

ABD yapımı

Yeni uyarlamada ise kamera arkasına Andy Muschietti geçmiş. Genç yönetmenin kariyerine bakıldığında bir-iki kısa film dışında uzun metraj olarak sadece bir gerilim çalışması olan ‘Mama’ (2013) var. Ama ‘O’ üzerinden ortaya çıkan işe bakıldığında sınıfı geçtiğini söyleyebiliriz.

Önce kısaca konu: Bill, hastalığı sırasında kardeşi Georgie’yi (biraz da başından savmak maksadıyla) yaptığı kâğıttan gemiyi yüzdürmesi için aşırı yağışlı bir havada dışarıya yollar. Sularda sürüklenen gemi, nihayetinde bir mazgalın içine girerken aynı yerden peşi sıra ortaya bir palyaço çıkar. Bu, ‘Pennywise’ın kırmızı balonu ve kendine özgü tuhaf kahkahasıyla kendisini ilk kez ortaya koymasıdır. Georgie kaybolur ve bir süre sonra ağabeyinin, bu acıyla baş edemediği günlere geliriz. Sonrasında Bill, yakın arkadaşlarıyla birlikte bir tür ‘çete’ refleksiyle hareket ederken grup giderek genişler ve yedi kişilik bir bütüne ulaşır. Her biri bir şekilde Pennywise’la teke tekte karşılaşır ve hep birlikte onu yok etmek için mücadeleye soyunur.

O yine aramızda...

Hem 80’ler hem de dayanışma ruhu...

Chase Palmer, Cary Fukunaga, Gary Dauberman üçlüsünün kaleme aldığı senaryodan çekilen ‘O’da Andy Muschietti, birkaç sahnede klasını konuşturmuş. Özellikle baştaki Georgie’nin ‘Pennywise’yla karşılaştığı bölüm görsel, estetik ve sinematografik açıdan çok başarılı. Lakin filmin genelinde benzer çizgiye ulaşan sahne ya da bölüm sayısı pek de fazla değil. İşin germe ve ürpertme bölümünde ise özel efektler yardımıyla yaratılan kadrajlar ve atmosferin çok da etkili olduğunu kendi adıma söyleyemem. Bu tür yapımlar bakımından daha konvansiyonel bir izleyici profiline sahip olduğum için belki de, doğallıktan uzak görünen dokunuşlardan pek de etkilenemiyorum. Kim bilir, mini seri ‘O’nun tortuları daha güçlü durduğundan, şimdiki zaman versiyonunu, eskisi kadar çarpıcı bulmadım.

Muschietti’nin filminin güzelliklerine gelince: Senaryo 50’ler sonuyla 60’lar başı geçen öyküyü 80’lere taşımış ve o döneme ait nostaljik bir boyut katmış. Bisikletli çocuklar çetesi (ki kendilerine ‘Losers-Kaybedenler’ ismini takıyorlar) etrafa bir tür ‘E.T.’ tadı katıyor. O sırada gösterimde olan ‘Elm Sokağı Kâbusu’ ya da dönemin çok tutmuş iki filmi ‘Sixteen Candles’ ve ‘The Breakfast Club’ın oyuncusu Molly Ringwald’a yapılan göndermeler, gayet incelikliydi. Ayrıca metin, ekip üyeleri üzerinden feminizm, ırkçılık, ‘öteki’ olma hali gibi okumalara da soyunuyor. Tabii ‘düşman’a karşı ‘dayanışma ruhu’ da ön planda. Bir de kimi kadrajların tablo güzelliğinde olduğunu söylemeliyim.

Oyunculuklara gelince... Çete üyelerini canlandıran minik oyuncular Jaeden Lieberher, Jeremy Ray Taylor, Sophia Lillis, Finn Wolfhard, Wyatt Oleff, Chosen Jacobs, Jack Dylan Grazer çok iyi oynuyorlar (özellikle de Sophia Lillis). ‘Pennywise’da Bill Skarsgard belki bir Tim Curry değil ama onun da iyi oynadığını söylemek gerek.

Sonuç? Bugünlerde daha çok twitter üzerinden Başkan Trump’a yönelik sert muhalefetine tanık olduğumuz Stephen King’in sinemadaki en son uyarlaması ‘Kara Kule’ çok başarısızdı, ‘O’ ise izlenmesi ve hatıraları yeniden ayağa kaldırması açısından gönül çelen bir çalışma olmuş. Ayrıca bu film, ‘Kaybedenler’in çocukluk çağlarını anlatıyor, sırada yine Muschietti’nin çekeceği ve ekibin yetişkinlik dönemini anlatan ‘Chapter II’ var, bilginize...

DÜŞÜK DOZDA JASON BOURNE...

İbiza’da tatil ortamı... Amerikalı yüksek lisans öğrencisi Mitch Rapp, denizin içindeki kız arkadaşını telefonuyla kaydetmeyi bırakıp uzattığı yüzükle ‘nişan’ işlemine geçiyor. Ee, bu durum bir kutlamayı da gerektiriyor. Bara gidip kokteylleri söylerken plajı basan IŞİD’çiler ortalığa kan gölüne çeviriyor. Eylem sırasında Rapp ne yazık ki müstakbel hayat arkadaşını kaybediyor. Aylar sonra onu intikam hırsıyla dolu genç bir CIA ajanı olarak görüyoruz. Kimliğini saklayarak ‘şer yuvaları’na sızıyor, örgütle hesabını kapatıyor, derken Büro Şefi Irene Kennedy’nin tavsiyeleriyle deneyimli ajan Stan Hurley’nin yanına veriliyor ve bir tür ‘genç’ Jason Bourne olarak yetiştirilerek sahaya sürülüyor...

O yine aramızda...

SUİKASTÇI

Yönetmen: Michael Cuesta

Oyuncular: Dylan O’Brien, Michael Keaton, Sanaa Lathan, Taylor Kitsch, Shiva Negar

ABD yapımı

Türkiye sahneleri felaket...

2013’te, 47 yaşında kanserden hayatını kaybeden Vince Flynn’ın karakteri Mitch Rapp’in sinemadaki bu ilk serüveni niteliğindeki ‘Suikastçı’ (‘American Assassin’), doğrusu kafası karışık bir politik düzlemde ilerliyor. Görünürdeki düşman IŞİD’ken öykü daha sonra nükleer takıntılı İran Genelkurmay Başkanı ve Savunma Bakanı’nın faaliyetlerine ve karanlık tarafı seçmiş eski bir ajanın çılgınlıklarına kayıyor. Öte yandan film Londra, Tripoli, İstanbul, Roma gibi merkezlere de uğruyor ve bu toplam içinde en az inandırıcı çekilmiş sahneler olarak İstanbul’dakiler görünüyor; son derece bozuk Türkçe, nereye ait olduğu belli olmayan plakalar, kötü mizansenler ve koca kentin merkezindeki jandarmalar vs.

O yine aramızda...

Filmde genç suikastçının eğitmenini Michael Keaton canlandırıyor.

‘Batman’, ‘Birdman’, şimdi de eğitmen!

Oyunculuklara gelince... Eski ‘Batman’ ve ‘Birdman’ Michael Keaton, bu kez ‘Eğitmen’ Stan Hurley’de karşımıza gelirken ‘Labirent’ serisinden hatırladığımız Dylan O’Brien de genç ve başına buyruk ‘suikastçı’ ajan Mitch’te gayet iyi.

Daha çok televizyon için çalışan Michael Cuesta’nın yönettiği yapım, giriş (kimi Batılı sinema yazarlarının da vurguladığı gibi muhtemelen 2015’te gerçekleştirilen, IŞİD’in üstlendiği ve 39 kişinin ölümüyle sonuçlanan Tunus’taki otel baskınından esinlenmiş) sekansıyla en akılda kalıcı bölümüne imza atıyor. Lakin sonrasında film ilerledikçe öykünün dikişleri bir bir patlıyor (hele Akdeniz’de bir nükleer bomba meselesi var ki, evlere şenlik). ‘John Wick’ serisiyle pür aksiyona, ‘Atomic Blonde’ ve ‘Jason Bourne’ serisiyle ‘politik’ sosa bulanmış aksiyona doymuş olmalısınız, ‘Suikastçı’ bütün bu yapımların yanında sönük kalsa da türünün hayranları için sineye çekilebilir belki...

O yine aramızda...

‘Aşk Notları’

DİĞER SEÇENEKLER...

Yıllara dağılan hüzünlü bir öykü anlatan ‘Aşk Notları’nı (‘The History of Love’) Radu Mihaileanu yönetmiş, oyuncular Derek Jacobi, Sophie Nelisse, Gemma Arterton, Elliott Gould ve Mark Redall. Orçun Benli imzalı ‘Ver Kaç’ın kadrosunda ise Kenan Ece, Bülent Çolak, Aslıhan Güner ve Fırat Tanış gibi isimler var. Başrollerini Cemal Hünal, Ekin Türkmen, Ebru Sarıtaş ve Ruhi Sarı’nın paylaştığı ‘Benzersiz’i ise İlker Sarı yönetmiş. Haftanın animasyon seçeneği ‘Kocaayak ve Oğlu’ (‘The Son of Bigfoot’), Jeremy Degruson-Ben Stassen ikilisinin imzasını taşıyor. ‘Örümcek’in kadrosunda ise Sedat Ergen, Bihter Delüv, Nihat Demirel ve Burak Arslan gibi isimler var. Yönetmen Sedat Ergen. Bir başka yerli seçenek olan ‘Korkacak Bi’şey Yok’u Burak Donay yönetmiş, oyuncular Rukiye Gül, Özgür Esat Şentürk, İbrahim Vurmaz ve Burak Aydın.

O yine aramızda...

‘Ver Kaç’

 

 

 

X