"Uğur Vardan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Uğur Vardan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Uğur Vardan

Kuyularda ışıksızım...

Sinema yoluyla ‘Balkan coğrafyası’nda gezinmeye devam ediyoruz.

Geçen hafta ‘Annemin Yarası’yla çıktığımız yolculuğun bu haftaki rehberi ‘Mükemmel Bir Gün’ (‘A Perfect Day’). O çok sevdiğimiz ‘Güneşli Pazartesiler’in yönetmeni olarak tanınan Fernando Leon de Aranoa’nın imzasını taşıyan bu yapım, 1995’te söz konusu coğrafyanın en çalkantılı ve acılı günlerini yaşadığı dönemde geçiyor.

Kuyularda ışıksızım...

Filmin kısaca öyküsü şöyle: Bir grup Batılıdan (Porto Rikolu, Amerikalı, Ukraynalı, Fransız, İspanyol vs.) oluşan gönüllü yardım ekibi, darmadağın olmuş bir coğrafyada yöre insanlarının dertlerine olabildiğince derman olmak için çabalamaktadır. Önlerindeki somut vaka da insanların en temel ihtiyaçlarından biri olan suyun sağlandığı az sayıdaki kuyudan birinde bulunan cesedi çıkarmaktır. Lakin önce fiziki koşullar, sonra da bürokrasi önlerindeki en önemli engeller olarak belirir.

De Aranoa, filmine bir yandan Balkan coğrafyasının kendine özgü mizahını ve yöre insanının ironik bakışını yedirirken öte yandan da uzaktan uzağa Robert Altman klasiği ‘MASH’e selam yolluyor. Ayrıca müzik de filmin güçlü unsurlarından.

 


Senaryonun önemi!



Öte yandan öykü komediye göz kırparken gezindiği coğrafyada yaşanan trajedilerle yüzleşmekten de kaçınmıyor. Özellikle topunun peşinde koşan minik Nikola karakteri böylesi buluşmalar için fırsat yaratmış. Benicio Del Toro, Tim Robbins (fiziksel olarak bir hayli değişmiş, tanımak zor oldu!), Olga Kurylenko ve Melanie Thierry’den oluşan kadronun uyumu da filmi fazlasıyla inandırıcı kılmış.
Filmin basın gösterimi, ‘Annemin Yarası’nın basın gösteriminden bir gün sonra yapıldı. Bu durumda üst üste iki sabah aynı bölgelerde gezintiye çıktık ama asıl önemlisi bir filmde senaryonun ne kadar önemli bir unsur olduğunu da hatırladık!
Sonuç olarak ‘Mükemmel Bir Gün’,
De Aranoa’nın en mükemmel filmi değil ama yine de vasatın üstünde bir yapım,
kaçırmayın derim...

 

 

MÜKEMMEL BİR GÜN

Yönetmen: Fernando Leon de Aranoa

Oyuncular: Benicio Del Toro, Tim Robbins, Olga Kurylenko, Melanie Thierry, Eldar Reisdovic, Fedja Stukan İspanya yapımı

 

 


Birkaç ‘çürük’ elma...

 

Kuyularda ışıksızım...


‘Kod 999’, öyküsünün odağına teşkilat içindeki kirli polisleri koyan bir aksiyon. John Hillcoat imzalı yapım, kâğıt üzerindeki heyecan verici oyuncu kadrosuna ve etkileyici bazı sahnelerine karşın ortalamayı aşamıyor.

 


Görevini kötüye kullanan polisler, Amerikan sinemasının zaman zaman ilgi gösterdiği karakterlerdir. Şahikasını James Mangold’un ‘Cop Land’i ve Antoine Fuqua’nın ‘Training Day’inde (ki hatırlanacağı gibi bu film başrol oyuncusu Denzel Washington’a ‘En İyi Erkek Oyuncu’ dalında Oscar getirmişti) bulan bu güzergâha yeni bir durak ekleniyor: ‘Kod 999’ (‘Triple 9’).
John Hillcoat imzalı yapımın konusu kısaca şöyle: Atlanta’da üyeleri arasında ikisi faal (Marcus Belmont ve Franco Rodriguez), biri emekli (Michael Atwood) polis olan çete, yöredeki Yahudi-Rus mafyası için soygun düzenler. Olaya el koyan dedektif Jeffrey Allen’ın yeğeni genç polis memuru Chris, atandığı departmanda Marcus’un yeni partneridir. Mafyanın elini yükseltmesi ve yeni bir istekte bulunmasıyla çete farklı bir plana soyunur ve kurban olarak Chris’i seçer...


Portföyünde Viggo Mortensen’li ‘Road’, Shia LaBeouf, Tom Hardy ve Jessica Chastain’li ‘Lawless’ gibi yapımlar bulunan John Hillcoat’un bence en iyi filmi psikolojik derinliklere vâkıf bir western olan ‘Proposition’dı. ‘Kod 999’, kuşkusuz bu çapta bir yapıt değil ama zaman zaman yönetmeninin erdemlerini hissettiren, kimi anlarında kendinizi kaptırıp öyküde olmasa bile görüntülerde heyecanlı bir kovalamacanın içinde kaybolacağınız türden bir film. Özellikle girişteki soygun bölümü hafiften Michael Mann (ve de ‘Heat’) tadı veriyor. Lakin hikâye belli
bir noktadan sonra bu türün klişelerine hapsoluyor ve cazibesini kaybetmeye başlıyor.

 

Daha iyisini beklerdik

 


Öte yandan kadro da kâğıt üstünde gayet davetkâr ama iş performanslara gelince beklentiler pek karşılanamıyor. Mesela her daim ağabeyi Ben’den daha iyi bir oyuncu olduğuna inandığım Casey Affleck (özellikle ‘Korkak Robert Ford’un Jesse James Suikastı’nda muhteşemdir), Chris Allen’da belki de kariyerinin en vasat işlerinden birine imza atmış. Keza ‘Rus-Yahudi mafyası’nın kadın şefi Irina Vlaslov’da da Kate Winslet... Marcus Belmont’ta Anthony Mackie (ki onu ‘Avengers’ ekibinden ‘Sam Wilson / Falcon’ olarak da tanıyoruz) ve Fanco Rodriguez’de Clifton Collins Jr. fena değiller. Michael Atwood’daki Chiwetel Ejiofor (namıdiğer ‘12 Yıllık Esaret’in Solomon Northup’ı) da idare eder. Filmin parlayan ismi ise ‘pulp’ romanlardan fırlamış bir tiplemeye hayat veren Woody Harrelson olmuş. Tecrübeli aktör ‘True Dedective’ten sonra burada da yine bir dedektife, Jeffrey Allen’da hayat verirken birinci sınıf bir iş çıkarmış.
   İsmini, bir memur yaralandığında polis telsizlerinin geçtiği ‘Kod: 999’ ifadesinden alan film, sonuç olarak belli oranlarda çekici ama genel olarak ait olduğu kulvar dahilinde vasat sayılabilecek bir yapım olmuş. Yönetmen Hillcoat’un eski işlerine bakarak “Daha iyisini beklerdik”
diyoruz...

 

 

KOD 999

Yönetmen: John Hillcoat


Oyuncular: Casey Affleck, Chiwetel Ejiofor, Anthony Mackie, Woddy Harrelson, Kate Winslet, Aaron Paul, Gal Gadot, Clifton Collins Jr. ABD yapımı

 

 

 

Kötüye karşı omuz omuza...

 

Kuyularda ışıksızım...


Ve Po’nun o iri cüssesi, bir kez daha gölgesini sinema perdesine düşürüyor. ‘Kung Fu Panda’ serisinin üçüncü adımında kahramanımız ‘biyolojik’ babasıyla tanışırken başka âlemlerden gelip ortalığı kötülüğe boğan ve doğaüstü güçlere sahip olan Kai’ye karşı mücadeleye soyunuyor.
Po’nun köklerine yaptığı yolculuğun da öyküsü olan ‘Kung Fu Panda 3’, genel olarak dostluk ve dayanışma ruhuna dikkat çekiyor ve öykünün kötü adamının ancak ‘Omuz omuza’ yok edilebileceğini hatırlatıyor. Ana ve yan karakterleri fazlasıyla sempatik olan, sunduğu görsel dünya itibariyle de albenisi yüksek bir film olan ‘Kung Fu Panda 3’, ne yazık ki öykü boyutunda yeterince çekici değil.
Ya da şöyle tanımlayalım; bazı animasyonlar her yaştan çocuklar içindir, bu kez ‘bazı çocuklar’ sıkılabilir...    

 

KUNG FU PANDA 3
YÖNETMENLER: JENNIFER YUH  ALESSANDRO CARLONI

Seslendirenler:
Okan Yalabık, Deniz Çakır,
Ali Poyrazoğlu, Altan Erkekli ABD yapımı

 

 

DİĞER SEÇENEKLER

 


◊ İlahi klipleri çeken bir yönetmenin komik serüvenlerini anlatan ‘Olaylar Olaylar’ın başrollerinde Sadi
Celil Cengiz, Fırat Tanış ve Zeynep Kankonde var.
◊ Bir yıldızın ölümü ve ardından morgda yaşananlar. Hector Hernandez Vicens’in yönettiği ‘Ölüm ve Ötesi’nde Alba Ribas, Cristian Valencia ve Bernat Saumell oynuyor.
◊ Yeni bir hayat kurma hayalleri yaşarken cinayetle suçlanan bir adam... Yönetmenliğini Murat Şenöy’ün üstlendiği ‘Şeytan Tüyü’nde Mustafa Üstündağ, Güven Kıraç ve Şükran Ovalı Engin oynuyor.
◊ İki sıkı çocukluk arkadaşı ve kapılarını çalan bir felaket. ‘Seni Şimdiden Özledim’in başrollerinde Drew Barrymore ve Toni Collette var. 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI