"Uğur Vardan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Uğur Vardan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Uğur Vardan

Irkçılığa karşı omuz omuza...

Siyahi bir müzisyen ve ona, ırkçılığın yoğun olarak yaşandığı Güney’de kol kanat geren beyaz şoförü... Dr. Don Shirley ve Tony Lip’in gerçek hikâyelerinden yola çıkan ‘Yeşil Rehber’, bir turne esnasında iki tarafta yaşanan dönüşümlere odaklanıyor. Tony Lip rolündeki Viggo Mortensen, gösterdiği performansla muhtemelen ‘En İyi Erkek Oyuncu’ dalında Oscar’a aday gösterilecek.

Yeşil Rehber
Yönetmen: Peter Farrelly
Oyuncular: Viggo Mortensen, Marhershala Ali, Linda Cardellini, Don Stark, Sebastian Maniscalco, Dimiter D. Marinov, Mike Patton, Joe Cortese, Frank Vallelonga / ABD yapımı

Irkçılığa karşı omuz omuza...
Yarım saat sonra konser vereceğin salonda yemek yemek istiyorsun ama renginden dolayı izin vermiyorlar. Az sonra müziğinle eğlendireceğin insanlar arasına alınmıyorsun. Durumu anlatıyorsun, nazik ifadelerle insanlık dışı hallerini geçmişteki örneklerle (!) açıklıyorlar: “Bakın, buraya önce de NBA şampiyonu Boston Celtics takımı geldi, onlara da siyahi oyuncularını içeri alamayacağımızı bildirmiştik”...

‘Yeşil Rehber’ (‘Green Book’), 1962’de geçen ve Amerikan tarihinin bitmez tükenmez günahlarından biri olan ırkçılığa dair bir öykü anlatıyor. Filmin iki ana karakteri var: Biri İtalyan kökenli, gece kulüplerinde ‘fedailik’ yaparak hayatını kazanan ama çalıştığı mekân bir süreliğine kapanınca geçici bir iş bakan Frank Anthony Vallelonga ya da yakın çevresinin Tony Lip diye çağırdığı iki çocuk babası bir beyaz; diğeri de Dr. Don Shirley sahne adını kullanan siyahi bir müzisyen. Shirley, ‘Caz Trio’suyla birlikte ‘Derin Güney’e kadar uzanan iki aylık turnesi için bir şoföre ihtiyaç duyuyor, Tony Lip başta nazlansa da karısı Dolores’in ikna olması sonucu işi kabul ediyor.

Driving Mister Shirley...

Evine gelen siyahi işçilerin limonata içtikleri bardakları çöpe atacak kadar ırkçı bir yapıya sahip olan İtalyan kökenli şoförle müşterisi arasındaki kültürel refleksler ve hayata karşı duruş açısından var olan farklılıklar ve mesafeler, bir süre sonra önemsizleşiyor, yok oluyor ve zamanla, sarsılmaz bir dostluğun temelleri atılıyor.

Kardeşi Bobby’yle birlikte çektikleri ‘Salak ile Avanak’, ‘Ah Mary Vah Mary’, ‘Kingpin’ gibi absürd komedileriyle tanınan Farrrely Biraderler’den Peter’ın bu solo çalışması, sinema serüvenindeki baskın çizgilerin dışında bir yapım. ‘Yeşil Rehber’, genel olarak aynı rotanın klasiklerinden sayılan ve Güneyli yaşlı bir kadınla siyahi şoförünün süreç içinde biçimlenen dostluğunu anlatan ‘Driving Miss Daisy’ tadında bir yapıya sahip. Irkçılığın insanlık dışı tezahürleri açısından da öyküde karşımıza çıkan kimi anlar ve olaylar itibariyle de film, ünlü atlet Jesse Owens’ın hayatını anlatan ‘Race’ ve bu yılın başında gösterime giren ‘Mudbound’la birinci elden akraba. Dostlukları ölüme kadar süren gerçek karakterlerden (bu arada Tony Lip daha sonra oyunculuk serüvenine atılıp ‘Godfather’le başlayan kariyerinde birçok filmde küçük rollerde boy göstermişti) sinemaya taşınan bu öykünün senaryosuna Vallelonga’nın oğlu Nick (ki filmde ‘Augie’ adlı bir karakteri de canlandırıyor) katkıda bulunmuş.

‘Elit’le ‘bıçkın’...

Peter Farrelly, ismini 1936’dan 1966’ya kadar piyasada bulunan ve siyahların Güney’i ziyaret ettiklerinde problem yaşamamaları için nerede kalıp, nerelere rahatça girip çıkabileceklerini gösteren bir rehber kitaptan alan bu son yönetmenlik çabasında, yer yer komedinin de ön plana çıktığı ama daha çok duygusal gelgitlere dayalı bir anlatımı tercih etmiş. ‘Yeşil Rehber’in en önemli yanı ise sanırım oyunculukları. Tony Rip’te Viggo Mortensen çok başarılı bir ‘bıçkın İtalyan’ portresi çiziyor. Danimarka kökenli aktör, muhtemelen bu filmdeki performansıyla Oscar’larda ‘En İyi Erkek Oyuncu’ dalının beş adayından biri olacak. Keza Aretha Franklin, Chubby Checker ya da Little Richard gibi popüler siyahi müzisyenleri tanımamış, hayatında hiç kızarmış tavuk yememiş ‘elitist’ Dr. Donald Shirley’de izlediğimiz Maherslaha Ali de çok başarılı. Fakat iki yıl önce ‘Moonlight’taki performansıyla ‘En İyi Yardımcı Erkek’ ödülünün sahibi olmuştu; bu yıl yine aday olur mu bilemiyoruz tabii ki...

2013’te aramızda ayrılan (Vallelonga 4 Ocak’ta, Shirley de 6 Nisan’da vefat etmiş) bu ikilinin, hayattaki eksikleri üzerinden birbirlerine kol kanat germe yolculuğunun alçakgönüllü ifadesi olan ‘Yeşil Rehber’, etkileyici bir dostluk ve dönüşüm öyküsü anlatıyor, kaçırmayın derim...

Haftanın öne çıkanları

Hacker'lık ‘out’, Bond’luk ‘in (Beş üzerinden iki buçuk)

◊ Yönetmen: Fede Alvarez
◊ Oyuncular: Claire Foy, Sverrir Gudnason, Lakeith Stanfield, Sylvia Hoeks, Vicky Krieps
İngiltere-Almanya-İsveç-Kanada-ABD ortak yapımı

’ İsveçli Stieg Larsson’un ölümünden sonra popülerleşen ‘Milenyum serisi’nin ana kahramanı Lisbeth Salander'ın yeni sinema macerası ‘Örümcek Ağındaki Kız’ (‘The Girl in the Spider’s Web’) huzurlarımızda. Karakteri bu kez Claire Foy canlandırıyor (daha önceki isimler Noomi Rapose ve Rooney Mara’ydı). Salander’ı Bondvari bir profile dönüştüren film, Stockholm’e de Batman’in şehri Gotham tadı vermiş. Atmosfer kayda değer ama senaryo çok zayıf ve kendi içinde inandırıcılıktan fazlasıyla uzak.

Vicdani ‘borç’lar... (Beş üzerinden üç)

◊ Yönetmen: Vuslat Saraçoğlu
◊ Oyuncular: Serdar Orçin, İpek
Türktan Kaynak, Rüçhan Çalışkur, Ozan Çelik, Beyti Engin, Feridun Koç,
Türkiye yapımı
Vuslat Saraçoğlu’nun ilk uzun metrajlı çalışması 'Borç', zorlu ekonomik koşullarda insani duruşunu korumaya çalışan ama girdiği sınavlarda ahlaki ve vicdani sıkışmalar yaşayan bir emekçinin öyküsünü anlatıyor. Eskişehir’de geçen ve birçok festivalden ödüllerle dönen filmde, özellikle ana karakter Tufan’da Serdar Orçin çok başarılı bir performans ortaya koyuyor.
Diğer seçenekler

‘Hedefim Sensin’i Kıvanç Baruönü
yönetmiş, filmin kadrosunda Ata Demirer, Demet Akbağ, Gonca Vuslateri ve Tarık Ünlüoğlu gibi isimler yer alıyor. ‘Kötülük İçinde’ (‘The Bad Nun’), Scott Jeffrey imzasını taşıyor, oyuncular Becca Hirani, Lucy Chappell, Tiffany Ellen Robinson ve Thomas Mailand. ‘Hindistan Eşkıyaları’nda (‘Thugs of Hindostan’) ise başrolleri Katrina Kaif, Aamir Khan, Amitabh Bachchan ve Fatima Sana Shaikh paylaşıyor, yönetmen Vijay Krishna Acharya.
‘Kadın Olmanın Günahı’
Kadınların seçme ve seçilme hakkını elde edişlerinin yıldönümünde, Cumhuriyet tarihinin ilk siyasi partisini kuran Nezihe Muhiddin uzun metraj belgesel film ile anılıyor. Ümran Safter’in yönettiği, Ahsen Diner’in senaryosunu yazdığı ‘Kadın Olmanın Günahı’ adlı çalışma, 5 Aralık Çarşamba, saat 17.00’de Kadir Has Üniversitesi’nde izleyiciyle buluşacak.
Irkçılığa karşı omuz omuza...
Biz de Varız!

Bu hafta sinemaseverlere yönelik yeni bir organizasyon başladı. İstanbul Modern Sinema’da, Türk Tuborg

  1. Ş.’nin katkılarıyla düzenlenen programda sinemamızın bu yılın öne çıkan yapıtları ‘Biz de Varız!’ başlığıyla sunuluyor. 29 Kasım’da start alan ve
    16 Aralık’a kadar sürecek olan seçkide, toplumda ‘öteki’
    olana yer açan, yeni bir dil, kimlik veya temsil arayışına girişen filmler yer alıyor.
    Bu haftanın programı şöyle:

Bugün

Kar

Yön: Emre Erdoğdu

Saat 13.00

*   *   * 

Halef

Yön: Murat Düzgünoğlu

Saat 15.00

*   *   *  

Çirkin Kral Efsanesi

Yön: Hüseyin Tabak

Saat 17.00

*   *   *  

Yarın

Güvercin

Yön: Banu Sıvacı

Saat 13.00

*   *   *  

Parçalar

Yön: Rojda Akbayır

Saat 15.00

*   *   *  

Arada

Yön: Ali Kemal Çınar

Saat 17.00

 *   *   * 

6 Aralık

Tuzdan Kaide

Yön: Burak Çevik

Saat 15.00

 *   *   * 

Yol Kenarı

Yön: Tayfun Pirselimoğlu

Saat 19.00

 

 

X