"Uğur Vardan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Uğur Vardan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Uğur Vardan

Gökyüzü herkesindir

Ayşe Toprak imzalı belgesel ‘Mr. Gay Syria’, İstanbul’da yaşayan bir grup Suriyeli eşcinsel mültecinin zorluklarla dolu hayatlarına göz atıyor. Film, karakterlerin kimi noktalardaki çıkışsızlığını, umut ve umutsuzluğunu, ruh hallerini gerçekçi ve etkileyici bir dille aktarıyor.

Gökyüzü herkesindir
Mr. Gay Syria -  Beş üzerinden 3.5 yıldız

Yönetmen: Ayşe Toprak
Türkiye-Almanya-Malta-Fransa ortak yapımı

Suriyeli eşcinsel bir mülteci... Aslında onun için hayatın dik yokuşları, cinsel kimliği nedeniyle doğup büyüdüğü topraklarda başlamış. Lakin ülkesinin yaşadığı karmaşayla evini barkını terk edip başka topraklarda kendisine gelecek ararken dertler birken iki oluyor, yumak büyüdükçe daha da büyüyor. Hüseyin, İstanbul’da hayatını sürdürüyor. Haftada altı gün bambaşka bir rutinin peşinde; bir berberde çalışıyor, gerçek kimliğiyle buluşuyor, benzer dertlere sahip insanlarla vaktini geçiriyor. Yedinci gün annesinin, babasının, eşi ve minik kızının yaşadığı banliyöye gidiyor, ona biçilen ya da dayatılan rolü oynuyor.  

Bu ‘şizofrenik durum’ ne kadar sürdürülebilir ki? Suriyeli diğer eşcinsellerle ‘Çay ve Konuşma’ toplantılarına katılıp olası çözümlerin peşine düşüyor. 

Gökyüzü herkesindir
‘Mr. Gay Syria’, Antalya’ya alternatif olarak düzenlenen ‘Ulusal Yarışma’da ‘SİYAD En İyi Film Ödülü’nü kazanmıştı.

‘Kimlikler’ lütfen!

Berlin’de yaşayan eşcinsel aktivist Mahmut Hassino ise hem mülteci krizine hem de Suriyeli eşcinsellerin meselelerine dikkat çekilmesi amacıyla Malta’da düzenlenecek olan ‘2016 Mr. Gay World’e bir temsilci göndermek için çabalıyor. Bu temsilciyi de ‘Mr. Gay Syria’ yarışması sayesinde ortaya çıkarmaya çalışıyor. Hüseyin bu yarışmada, annesine ört bas ettiği cinsel kimliğini hayali bir mektupla açıklayan bir temsil sunuyor. Performansıyla gönüllerde yer ediniyor.

Daha önce ‘Don’t Tell Us Fairy-tales’ ve ‘The Fashion Issue’ gibi kısa belgesellere imza atan Ayşe Toprak, ilk uzun metrajlı belgeseli ‘Mr. Gy Syria’da yukarıda konusunu özetlediğimiz sularda dolaşıyor. Film, bir sınır kapısında Hüseyin’i bize tanıtarak başlıyor, sonrasında altı ay öncesine dönüyor ve bu noktaya nasıl gelindiğinin öyküsünü izliyoruz.

‘Mr. Gay Syria’, sadece Hüseyin’e odaklanmıyor, denklemin içinde Ömer, Nadir, Mahmut, Ayman, Wissam gibi karakterler de var. Hepsinin ortak çabası tercihlerini açıkça yaşabilecekleri bir hayat düzeninin içinde yer almak, öte yandan mülteci kimliğinin getirdiği zorlukları dünya kamuoyuna bütün gerçekliğiyle hissettirebilmek ve birlikte çözüm yollarının bulunması için uğraş vermek. Bu konuda özellikle Almanya’da nispeten daha rahat koşullarda hayatını sürdüren Mahmut Hassino’nun çabaları dikkat çekici. Çünkü o bir tür köprü görevi üstleniyor.
Gökyüzü herkesindir
‘Cinéma vérité’ tadı...

Ayşe Toprak bu karakterler ve onların yaşadıklarını aktarırken genel bir porteye de soyunuyor. Mesela filmin bir yerinde eşcinselliğin yasak olduğu coğrafyalardan bahsediliyor, İran ve Suudi Arabistan’da cinsel tercihi bu yönde olan insanların öldürüldüğüne dair vurgu yapılıyor, sonra sıra ister istemez mültecilerin o an yaşadıkları yere, Türkiye’ye geliyor. Hoşgörünün olduğu ama nerde, ne zaman sınırların belirsizleştiği çok da bilinmeyen bu topraklara yani... Mesela ‘Mr. Gay Syra’, bazı sahnelerinde ‘Onur Yürüyüşü’nün yasaklandığı, polisin yürüyenleri dağıttığı, biber gazı attığı anlardan enstantaneler sunuyor. Oysa sistem birkaç yıl önce ‘Onur Yürüyüşleri’ne izin veriyordu; yani karar verici mekanizmaların keyfine bağlı her şey. İki üç yıl önce serbest olan bir şey, daha sonra yasak statüsüne girebiliyor.  

Toprak ‘Mr. Gay Syria’da yabancı bir eleştirmenin de belirttiği gibi ‘Cinéma vérité’ (‘Gerçek sinema’) tarzında bir yapıma imza atmış. Kimi bölümleri itibariyle karakterlerin çıkışsızlığını, umut ve umutsuzluğunu, ruh hallerini size de benzer bir hissiyatla yükleyen bir anlatım bu. Toprak’ın çalışması, Antalya’ya alternatif olarak İstanbul’da düzenlenen ‘Ulusal Yarışma’da ‘SİYAD En İyi Film Ödülü’ne uzanmıştı.

Sinemada gerçek dramlardan hoşlanıyorsanız bu özel belgeseli kaçırmayın derim...

 

UĞUR VARDAN’LA HAFTANIN FİLMLERİ
Gökyüzü herkesindir
Beş üzerinden üç yıldız

Aşkın Gören GözlerE İhtİyacı Yok

Yönetmen: Onur Ünlü
Oyuncular: Fatih Artman, Demet Evgar, Hare Sürel,
Ezgi Eyüboğlu, Ayşenil Şamlıoğlu, Özgür Emre Yıldırım, Turgut Tuncalp, Umut Temizaş, İncinur Daşdemir/ Türkiye yapımı

Görme biçimleri...

Onur Ünlü’nün ‘benç’te duran filmleri parça parça oyuna dahil olmayı sürdürüyor. Son dönemde ‘Cingöz Recai’ ve ‘Manyak’ sahne almıştı, bu hafta ‘Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok’ sahaya çıkıyor, ‘Kırık Kalpler Bankası’ ve ‘Put Şeylere’ ise beklemede...

Malum, Ünlü’nün üretim tarzı eleştiri konusu. Bu meseleye yönelik görüşümüzü ‘Manyak’a ilişkin eleştiri yazımızda dillendirmiştik; naçizane ben kendi adıma ortada itiraz edilecek bir şey olduğu kanısında değilim. Maç maç düşünmek ve her filmi ayrı değerlendirmek gerekiyor. Ünlü’nün vasat ve iyi filmleri var; bu da son derece doğal. ‘Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok’a gelince; perdede görme yetisini giderek kaybeden cinayet masası dedektifi Salim’in hikâyesini izliyoruz. Karısından ayrılan Salim’in âşık olduğu kadınlar, ilginçtir kördür...

‘Tohumlar fidana’...

‘Ünlü külliyatı’na bakıldığında, son olarak Ankara Film Festivali esnasında ‘Put Şeylere’ izledim. Bu filmle kıyaslandığında ‘Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok’, yönetmenin klasik anlatımına ve üslubuna daha yakın duran bir yapım. Yeşilçam geleneği içindeki trüklere de göndermelerde bulunuyor.

Ünlü’nün dünyasını ve espri anlayışını kendine yakın bulanlar için izlenmesi gayet zevkli ve keyifli bir film var karşımızda. Sizin için bir referans olur mu bilemem ama ‘Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok’un son Adana Film Festivali’nde ‘En İyi Film’, ‘En İyi Yönetmen’, ‘En İyi Erkek Oyuncu’ (Fatih Artman) ve ‘En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu’ (Hare Sürel) dallarında ödüle uzandığını belirtelim. Filmde dedektif Salim’i canlandıran Fatih Artman çok iyi, ayrıca ‘Aile Arasında’ ve ‘Sofra Sırları’ndan sonra bir kez daha seyirciyle buluşan Demet Evgar’ın da gayet başarılı bir performans sergilediğinin altını çizelim.

Son olarak ‘TRT Çocuk Korosu’ klasiklerinden ‘Tohumlar Fidana, Fidanlar Ağaçlara’ (ya da bilinen ismiyle ‘Yurdumda’) şarkısının filmde kullanılmasının da, Onur Ünlü’ye özgü (nostaljik) hınzırlıklardan biri olduğunu
söylemeliyim. 

Gökyüzü herkesindir
Beş üzerinden iki yıldız 

10 X 10

Yönetmen: Suzi Ewing
Oyuncular: Luke Evans, Kelly Reilly, Noel Clarke, Olivia Chereny, Jason Maza, Jill Winternitz, Ruby Bustamante
ABD yapımı

Odam ‘gerilim’ tutmuyor...

Yakın bir geçmişte (2016) vizyona giren ‘Gizli Dünya’da (‘Room’) 17 yaşındayken bir adam tarafından kaçırılıp bir odaya kapatılan ve iki yıl sonra doğurduğu oğluna, bu sıkışık mekânda bambaşka bir dünya tasviri sunan bir kadının öyküsü anlatılıyordu. Haftanın yenilerinden ‘10 X 10’da da yine bir adam bir kadını kaçırıp bir odaya (filmin ismi de odanın ölçülerinden geliyor) hapsediyor. Suzi Ewing imzalı yapımda, ‘Gizli Dünya’dan farklı olarak karakterlerin bu noktaya nasıl geldiklerini en başından itibaren izliyoruz. Filmin derdi de, kaçırılma nedeni üzerindeki gizem ve her adımda, bu gizemin bambaşka bir noktaya savrulması... 

Kâğıt üzerinde böylesi bir özet, konu itibariyle ilgi çekici bir filmle karşı karşıya olduğumuz izlenimi yaratıyor ama ne yazık ki ‘10 X 10’, kendi içindeki mantığını bile zorlayan, sırf şaşırtma adına gereksiz ve anlamsız noktalara uzanan vasat altı bir gerilim. Erkek karakterin (Lewis), kadın karakteri (Cathy) kaçırma bölümündeki sinematografik anlatımın dışında çok da heyecan içermeyen çalışmada, final ve o noktaya kadar geliş sürecindeki gelişmeler de tatmin edici açıklamalardan yoksun. Bu durumda İngiliz kökenli başrol oyuncuların (Luke Evans ve Kelly Reilly) performansları da sonucu değiştirmiyor. Diğer odalara geçelim derim...

Diğer seçenekler

Noemie Saglio imzalı ‘Eyvah Anne Oluyorum’da (‘Telle Mere Telle Fille’)  başrolleri Juliette Binoche, Camille Cottin, Lambert Wilson ve Catherine Jacob paylaşıyor. Kadrosunda Türkan Kılıç, Yaşar Aydınlıoğlu, Tayfun Sav ve Umut Özkan gibi isimlerin yer aldığı ‘Tutsak’ı Beyza Çimenot yönetmiş. ‘Hemşire’de Evren Duyal, Sermet Yeşil, Aytaç Öztuna ve Sertaç Ekici gibi oyuncular rol alıyor, yönetmen Dilek Çolak. Özgür Sevimli imzalı ‘Murtaza’da Cezmi Baskın ve Meral Çekinkaya başrolleri paylaşıyor. ‘Elim Sende’yi Banu Kaptanoğlu yönetmiş, oyuncular Seda Kement, Serkan Gürkan, Fatih Küçük. ‘Öğrenci Kafası: Soygun’ Ayhan Sonyürek imzasını taşıyor, kadroda Rüzgâr Erkoçlar, Beril Kayar, Tolgar Özaltındere gibi isimler var. Haftanın animasyon seçeneği ‘Kral Şakir: Oyun Zamanı’nı ise Berk Tokay ve H. Can Dizdaroğlu yönetmiş.

‘Eyvah Anne Oluyorum’ Gökyüzü herkesindir
‘Hemşire’
Gökyüzü herkesindir

Gökyüzü herkesindir

 

 

 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI