"Uğur Vardan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Uğur Vardan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Uğur Vardan

Çirkinler de sever...

Ünlü masal ‘Güzel ve Çirkin’, bu kez müzikal formatıyla huzurlarımızda. Bill Condon imzalı yapım, atmosferi, mekân tasarımları, görsel efektleri, müzikal kalitesiyle dikkat çekiyor. Filmde ‘Güzel’i, ‘Harry Potter’ serisinden hatırladığımız Emma Watson canlandırıyor.

Önce tarihin koridorlarında kısa bir hatırlama turuna çıkalım: Fransız yazar Jeanne-Marie Leprince de Beamount’un 1756’da kaleme aldığı ve orijinal ismi ‘La Belle et La Bête’ olan masal, defalarca sinema filmi, televizyon dizisi ve tiyatro oyunu olarak seyirci önüne çıkmıştır. Beyazperdedeki en iyi uyarlaması Fransız yönetmenJean Cocteau’ya ait, 1946 yapımı siyah-beyaz çalışma olarak kabul edilen metin, çok yakın bir tarihte, 2014’te Christophe Gans tarafından huzurlarımıza gelmiş, Vincent Cassel ve Léa Seydoux’nun başrollerini paylaştıkları bu yapım, orijinal masala bağlı bir uyarlama olarak dikkat çekmişti.

Bu haftadan itibaren salonlarımıza buyur eden, Bill Condon imzalı ‘Güzel ve Çirkin’ (‘Beauty and the Beast’)  ise, 1991 tarihli ‘Disney yapımı’ çizgi filmin uyarlaması. ‘Müzikal’ formattaki bu son adım, atmosferi, görüntüleri, efektleri ve sağlam metniyle kaydadeğer bir çaba ve masalın tarihsel serüveni içinde de derinliği bakımından ‘kalıcı bir eser’e dönüşecek gibi.

Çirkinler de sever...

GÜZEL VE ÇİRKİN

Yönetmen: Bill Condon

Oyuncular: Emma Watson, Dan Stevens, Luke Evans, Kevin Kline, Josh Gad, Emma Thompson, İwan McGregor, Ian McKellen

ABD yapımı

YENİ ŞARKILAR EKLENMİŞ...

Sinemada en son işi olarak Sherlock Holmes’un yaşlılığına eğilen ‘Mr. Holmes’ filmini hatırladığımız Bill Condon, aslında bu proje için en uygun isimlerden biri olarak göze çarpıyor. Çünkü 1955 doğumlu Condon’ın kariyerinde yazar olarak katkıda bulunduğu ‘Chicago’ ve yönettiği ‘Dreamgirls’ gibi iki müzikal var. Stephen Chbosky ve Evan Spiliotopoulos ikilisinin kaleme aldığı senaryodan yola çıkılarak çekilen bu son uyarlamada Alan Menken’ın 1991 tarihli çizgi film kullanılan müziklerine yine Menken ve Tim Rice imzalarını taşıyan yeni şarkılar eklenmiş.

‘Peki öykü ne anlatıyor’ derseniz özetleyelim: Dar görüşlü insanlardan oluşan Villeneuve kasabasının sürekli kitap okuyan ve hayal kuran kızı Belle’le, çarptırıldığı ceza sonucu malikânesindeki hizmetliler birer nesneye (saat, şamdan, dolap vs.), kendisi de tuhaf bir yaratığa dönüştürülmüş bir prensin tesadüfen kesişen yolları ve nefretle başlayıp aşka doğru yol alan ilişkisi.

ESPRİLİ DİL...

Bu uyarlama, orijinal metinde sadece şöyle bir değişikliğe gitmiş; ana kadın karakteri iflasın eşiğindeki bir tüccarın üç kızından en sağduyulu olanından sıradan bir kasaba kızına dönüştürmüş. Baba da ticaret erbabı değil, sanatçı ruhlu eski bir Parisli olmuş.

Özellikle malikânenin eşyalarının kullandığı esprili dil, ‘Çirkin’in edebiyatı olan hâkimiyeti, Shakespeare ve ‘Kral Arthur’un ‘Yuvarlak Masa’sına ve Lancelot meselesine göndermelerde bulunan metnin yanı sıra Belle rolündeki Emma Watson’ın gerçek hayattaki feminist duruşuna yakın karakteriyle ‘Güzel ve Çirkin’, ‘La La Land’in hatırlattığı ‘müzikal’ yol üzerinde yeni bir durak olarak kabul edilecek, son derece keyifli bir yapım.

‘Çirkin’ rolünde Dan Stevens’ı, zorba âşık Gaston’da Luke Evans’ı, babada Kevin Kline’ı izlediğimiz yapımda, Emma Thompson, Ewan McGregor, Ian McKellen gibi isimler de daha çok sesleriyle, daha sonra da görüntüleriyle  ‘şenlik’teki yerlerini alıyorlar.

Sonuç? Bu son derece titiz prodüksiyon, müzikallerin altın çağına yeni bir katkı olarak da kabul edilebilir, kaçırmayın derim.

Çirkinler de sever...

BEN ÖLMEDEN ÖNCE

Yönetmenler: Ry Russo Young
Oyuncular:
Zoey Deutch, Halston Sage, Logan Miller, Cynthy Wu, Kian Lawle, Elena Kampouris. Jennifer Beals

ABD yapımı

KADER DEĞİŞİR Mİ?

Malum, modern ve oturmuş toplumlarda bireyler, çoğunlukla hep aynı günü yaşar gibi sürdürürler hayatını. Harold Ramis imzalı ‘Bugün Aslında Dündü’ (‘Groundhog Day’), meseleyi uçlara taşıyan muhteşem bir alegoriydi. Benzer motiflerde gezinen bir başka romantik adım da ‘50 İlk Öpücük’tü (‘50 First Date’). Haftanın yenilerinden ‘Ben Ölmeden Önce’ (‘Before I Fall’), aynı sularda farklı bir mantıkla yıkanıyormuş gibi görünen bir yapım. Ry Russo Young’ın yönettiği filmde lisenin güzel kızı (aynı zamanda grubu itibariyle gözde gruplarından birinin temsilcisi olan) Samantha’nın, geçirdiği kaza sonucu yaşadığı tuhaf denklemin öyküsünü izliyoruz. Genç kız, her sabah aynı saatte uyanıp aynı ritüeli yaşıyor ve sonucu değiştirmek için yeni adımlar atmaya çabalıyor. Amma velakin...

Bir tür kaderi değiştirmenin öyküsü olan ‘Ben Ölmeden Önce’, temel olarak ‘Bugün Aslında Dündü’yle 70’lerin ünlü klasiği (ki sonradan yeniden çevrimi de gerçekleştirildi) ‘Carrie’nin karışımı gibi. Fakat söz konusu yapımların inceliğinden, zarafetinden ve sinematografik gücünden son derece uzak bir film karşımızdaki. “Herkese karşı iyi olun, aman elinizdekilerin kıymetini bilin” türünden mesajlar eşliğinde ilerleyen yapımda en son ‘Why Him?’de izlediğimiz Zoey Deutch başrolde. Bense filmde en çok hâlâ güzelliğinden hiçbir şey kaybetmemiş olan Jennifer Beals’e (Samantha’nın annesini canlandırıyor) yeniden rastladığıma sevindim.

Çirkinler de sever...

YAŞAM KÜRÜ

Yönetmen: Gore Verbinski
Oyuncular:
Dane DeHaan, Jason Isaacs, Celia Imrie ile Mia Goth, Harry Groener, Ivo Nandi, Magnus Krepper

ABD yapımı

AH ŞU SAĞLIĞA ZARAR SAĞLIK MERKEZLERİ! 

İsviçre Alpleri’ndeki sağlık merkezleri... Lanthimos’un ‘The Lobster’ı, ‘Sorrentino’nun ‘Gençlik’i, hatta Marion Cotillard’lı ‘Aşk Mektupları’ derken son dönemde çok uğradık bu yerleri. Haftanın yenilerinden ‘Yaşam Kürü’ de (‘A Cure for Wellness’), söz konusu merkezlerden birinde ağırlıyor seyircisini. ‘Mousehunt’, ‘Halka’ (Amerikan uyarlaması olanı), ‘Meksikalı’ (Julia Robert ve Brad Pitt’li) gibi yapımların yanı sıra ‘Karayip Korsanları’ serisinin üç filmine imza atan deneyimli yönetmen Gore Verbinski’nin imzasını taşıyan ‘Yaşam Kürü’, özellikle atmosferiyle dikkat çekiyor.

‘Yaşam Kürü’ özetle finansal sorunlar yaşayan bir şirketin, gittiği ‘şifa merkezi’nde artık kapitalist dünyadan  elini ayağını çekmiş, bir tür ‘bilge’ye dönüşmüş görünen CEO’sunu, gerekli evrakları imzalaması için tekrar ‘medeniyete’ geri getirmeye çalışan genç bir yöneticinin (ismi Lock-

hart) çabalarını anlatıyor. Söz konusu genç yönetici merkeze adım attığı andan itibaren esrarengiz olaylarla karşılaşıyor ve giderek içinden çıkılmaz bir labirentin içinde dolanıp duruyor. Merkezin tuhaf yöneticisi (ismi Dr. Volmer), ergenliğin başında bir genç kız, sağlık problemlerini çözmeye gelmiş bir sürü hasta vs. derken iş dallanıp budaklanıyor.

BAZI ‘ADALAR’I ÇAĞRIŞTIRIYOR

Justin Haythe imzalı senaryo kimi eski yapımları o kadar çok çağrıştırıyor ki! Özellikle onca deneye ve gizeme sahne olan merkez itibariyle ‘Yaşam Kürü’nde, ‘Dr. Moreau’nun Adası’, ‘Shutter Island’ ve dahi ‘Operadaki Hayalet’ gibi filmler akla geliyor.

Genç yöneticide Lockhart’ta, en son ‘Life’ filminde James Dean olarak karşımıza gelen Dane DeHaan’ı izliyoruz. Tuhaf yönetici Dr. Volmer karakterini de İngiliz aktör Jason Isaacs canlandırmış.

Sağlık merkezlerindeki ‘sağlığımızı bozan’ meseleler üzerinden aslında çok eski bir derdin, ‘ölümsüzlüğün’ de peşine düşen ‘Yaşam Kürü’, kurduğu atmosferine karşın istediği etkiyi yaratamayan bir film olmuş. Öykünün hatırlattıkları üzerinden yeni bir şey söylememesi de en büyük handikaba dönüşmüş. Bence filmin en iyi yanı ise Benjamin Wallfisch imzalı son derece etkileyici tema müziği olmuş.

Çirkinler de sever...

TATLIM TATLIM / HAYBEDEN GERÇEKÜSTÜ AŞK

Yönetmen: Yılmaz Erdoğan

Oyuncular: Aylin Kontente, Büşra Pekin, Gupse Özay, Şebnem Bozoklu, Serkan Keskin, Çağlar Çorumlu, Fatih Artman, Bülent Emrah Parlak

Türkiye Yapımı

HAYBEDENLER KULÜBÜ

 

Malum her ilişki güzel başlar. Karşılıklı jestler, komplimanlar, övgüler, upuzun telefon konuşmaları, geleceğe dair ortak hayaller, umutlar, birlikte gidilecek upuzun yollar... Lakin ‘sevinçte ve acıda’ diye çıkılan bu hayat yürüyüşünde bir noktadan sonra tökezlemeler, birbirine yük olmalar, tahammülsüzlük vs. gibi zor ve bazen geri dönülmesi imkânsız noktalara varılır. Bir anlamda bu bildik, çok tanıdık ama mutlaka yaşanılası serüvenin ifadesiydi ‘Haybeden Gerçeküstü Aşk’. Yılmaz Erdoğan’ın yazdığı ve Demet Akbağ’la birlikte rol aldığı oyun yıllarca izlendi.

 

YETENEKLİ KADRO

 

Şimdi sıra bu tiyatro oyununun sinema versiyonunda... Bu kez tek çift yerine dört çiftin, benzer dertlerle ve aşamalarla örülü ilişkilerini izliyoruz. Aynı partinin değişik köşelerinde başlıyor tanışma serüvenleri, ilişkiler ilerliyor ve nihayetinde patinaj aşamasına geliniyor.

 

Oyunu izleyenlerin kuşkusuz farklı bir izlenimle salondan ayrılacakları film, kadrodaki sekiz yetenekli ismin performansları ve iyi yazılmış senaryonun avantajıyla vizyon şansı bulmuş birçok yerli yapımın önünde duruyor. Kuşkusuz Yılmaz Erdoğan’ın yönetmenlik kariyeri açısından önemli bir durak olmayacak ama ‘hoş bir sada’ kabilinden kayıtlara geçecek bir çalışma
‘Tatlım Tatlım / Haybeden Gerçeküstü Aşk’.

 

 

 

 

X