"Uğur Vardan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Uğur Vardan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Uğur Vardan

Bizi ayıran ‘duvar’...

Amerika’nın Irak’ı işgali sırasında keskin bir nişancının hedefi haline gelen ve küçük bir duvarın ardına sığınarak korunmaya çalışan bir askerin yaşadıklarını anlatan ‘Sniper: Duvar’, kurduğu tekinsiz atmosferin yanı sıra siyasal göndermeleri bol diyaloglarıyla dikkat çekiyor.

Yönetmenlik uğraşına ‘Swingers’ ve ‘Go’ gibi bağımsız karakterli yapımlarla ‘Merhaba’ dedikten sonra Robert Ludlum’ın daha önce ‘TV filmi’ formatında sinemaya uyarlanmış romanını yeniden ve sağlam bir rejiyle perdeye taşımıştı Doug Liman. Bizde ‘Geçmişi Olmayan Adam’ çevirisiyle vizyona giren film (ki orijinal ismi ‘The Bourne Identity’ydi), adeta ünlü klasik ‘Akbabanın Üç Günü’nün şimdiki zaman uzantısıydı. ‘Jason Bourne üçlemesi’nin ilk adımı olan bu yapım, Liman’daki potansiyeli de açığa çıkarıyordu. Sonrasında ‘Mr. & Mrs. Smith’, ‘Fair Game’, ‘Edge of Tomorrow’ gibi yapıtlara da imza attı ama ‘The Bourne Identity’ çizgisini yakalayamadı.

Bizi ayıran ‘duvar’...

SNIPER: DUVAR

Yönetmen: Doug Liman

Oyuncular: Aaron Taylor-Johnson, John Cena, Laith Nakli

ABD yapımı

Amerikalı yönetmen-yapımcı bu kez ‘Sniper: Duvar’ adlı (orijinal ismi ‘The Wall’) son yapıtıyla huzurlarımızda. Adı üzerinden öyküsüne metaforik anlamlar ve göndermeler katılan yapım, Irak’ta Amerikan işgaliyle başlayan süreçte ‘resmi’ olarak savaşın bittiğinin duyurulduğu bir zaman diliminde geçiyor.    

Konuyu özetlersek: İnşası tamamlanmamış bir boru hattının çevresinde bir grup ceset var ve olay yerine sonradan intikal eden iki çavuş; Allen Isaac ve Shane Matthews, etrafı kolaçan etmekle görevliler. Lakin 22 saatlik bekleyiş canlarını sıkmış durumda ve “Eğer etrafta bir ‘Spiner’ (‘keskin nişancı’) olsa hamle yapardı” düşüncesiyle yerlerini terk ediyorlar. Çok geçmeden onları bekleyen bir çift gözün olduğunu anlıyorlar. İkisi de vuruluyor, Matthews açık alanda hareketsizce yatarken Isaac de ölümcül bir bekleyişin parçasına dönüşüyor.

SHAKESPEARE’DEN EDGAR ALLAN POE’YA...

Senaryosunu Dwain Worrell’in kaleme aldığı ‘Sniper: Duvar’ genel olarak bir atmosfer filmi. Yıkılmış bir yapının ayakta kalmış son duvarımsı kalıntısında, yaralı halde bekleyen bir asker, nereden geleceği belirsiz kurşun ya da kurşunlara karşı koymaya çalışırken az ötede arkadaşı yerde yatıyor. Onun akıbeti de meçhul; ağır yaralı mı ölmüş mü, bilmiyor. Bu gerilimli ortamı ve nereye savrulacağı belirsiz bekleyişi, ‘sniper’la kurulan telsiz bağlantısı bir nebze kırıyor. Yüzünü hiç görmediği bir tür celladı, sürekli onu ve işgalci ABD zihniyetini sorguluyor; öte yandan muhabbetlere Shakespeare’den Edgar Allan Poe’ya uzanan bir düzey hâkim oluyor!

Bizi ayıran ‘duvar’...

Filmin başrolünde Aaron Taylor-Johnson var.

‘Sniper: Duvar’, -kapıyı ilk aralayan olması bakımından önce onun adını analım- Spielberg’ün ‘Duel’i türü bir gerilim hattının üzerinde yükseliyor. Ana karakter, film boyunca karşı tarafı görmeden bir sese karşı mücadele ediyor. Filmi, öncüllerinden ayıran yan ise diyaloglardan yükselen siyasal ve sosyolojik ‘atışmalar’. Sniper’ın işgalciliğe yaptığı iğnelemeler, sığınılan duvarın hem ölüme engel olan yanı hem de kültürel açıdan Doğu-Batı ikilemine yaptığı vurgu. Üstelik bu duvarın, işgal sırasında yıkılan bir okula ait olduğu düşünülürse...  

Liman’ın filmi, belki noktalara kadar gerilimini sürdürmesi bakımından ilgi çekici. Diyaloglar da, günümüz dünyasındaki meselelere vurgu yaparak yer yer gönül çeliyor ama genel olarak filmin çok da çarpıcı olduğunu söylemek pek mümkün değil. Üç karakterli (Allen Isaac’te Aaron Taylor-Johnson, Shane Matthews’ta John Cena  ve Juba lakaplı, birçok Amerikan askerinin hayatına kıymış namlı ‘spiner’ın sesinde Laith Nakli olmak üzere), az masraflı (helikopter kiralamaya biraz para gitmiş olabilir!) filmde
Liman, teknik kabiliyetlerini alabildiğince konuşturmuş ama ondan daha iyisini bekliyorduk doğrusu... 

Bizi ayıran ‘duvar’...

ARABALAR 3

Yönetmen: Brian Fee

Seslendirenler: Yekta Kopan, Burçin Artut, Sinan Divrik, Bora Sivri, Ender Yiğit, Bahtiyar Engin

ABD yapımı

USTAM SESLENDİ UZAKTAN... 

ixar-Disney ortaklığının yeni ürünü ‘Arabalar 3’ (‘Cars 3’), ilkini 2006’da izlediğimiz bir serinin son halkası. İlk adımda yönetmen koltuğunda ‘Animasyon gurusu’ John Lasseter oturuyordu, yanındaki isimse Joe Ranft’tı. İkinci filmde Lasseter’ın yardımcısı olarak Brad Lewis’i görmüştük. Şimdiyse kamera arkası Brian Fee’ye teslim edilmiş (Lasseter ise yapımcı).

Bu tür yapımlarda yönetmenden ziyade öykü önemlidir. Pixar da öyküye önem verir ve kalburüstü yapımlara imza atar. ‘Arabalar 3’te, ön planda serinin ana karakteri ‘Şimşek McQueen’in yeni nesil karşısındaki tutunma çabasını izliyoruz. Serinin ilham kaynağı olan NASCAR türü yarışlardaki ışıltılı geçmişini ayakta tutmak isteyen deneyimli ‘arabamız’, genç Jackson Storm’un dinamizmi ve üstün teknolojisi karşısında bocalıyor. Bütün hesapların görüleceği finale ise Cruz Ramirez adlı bir eğitmen eşliğinde hazırlanıyor.

‘Arabalar 3’, yaşlılık, zirveden uzaklaşma, kabuk değiştirme, teknolojik yenilik gibi sularda geziniyor ama asıl olarak ‘usta-çırak’ ilişkisine ve geleneksel yapının önemine vurgu yapıyor. Bu yanıyla film, hem miniklere hem de yetişkinlere öyküsü üzerinden önemli mesajlar yolluyor. (Bir de ana kahramanları arasına bir kadın karakter/Cruz Ramirez katıyor.)

Ayrıca ‘Arabalar 3’ öncesi gösterilen ‘Lou’ adlı kısa film de enfes; kesinlikle kaçırmayın derim...

Bizi ayıran ‘duvar’...

GENÇLİK BAŞIMDA DUMAN

Yönetmen: Gudmundur Arnar Gudmundsson

Oyuncular: Baldur Einarsson, Blaerr Hinriksson, Dilja Valsdottir, Katla Njalsdottir

İzlanda yapımı

KUZEY IŞIĞI!

Ergenlik, uyanan birtakım duygular, cinsel kimlik arayışı ve küçük çeperleri dahilinde taşranın, o dayanılması zor baskısı... İlk uzun metrajı ‘Gençlik Başımda Duman’da (‘Hjartasteinn’) Gudmundur Arnar Gudmundsson, iki küçük sıkı dostun öykülerine odaklanıyor. Thor, babalarının küçük bir kızla ilişkiye girmesinin ardından evi terk etmesiyle iki kızkardeşi ve çocuklarının baskısı altında hayatını sürdürmekte zorlanan annesiyle birlikte yaşamaktadır; Kristjan ise homofobik babanın ‘erkeksi’ dayatmaları eşliğinde kendi yolunu çizmeye çabalamaktadır.

İzlanda kırsalında geçen ‘Gençlik Başında Duman’, bu yılın Oscar’lı filmi ‘Ayışığı’yla (‘Moonlight’) birçok yönden yakın akraba. (Hatta Gudmundsson’un yapıtına ‘North-light - Kuzey Işığı’ demek mümkün!) İncelikli detaylarda kıvamını bulan, enfes görüntü çalışmasına sahip olan, oyunculuk performansları çizgi üstü bir noktada seyreden, çok iyi bir rejiyle anlatılmış bu mütevazı ama son derece etkileyici yapıtı kaçırmayın derim.     

Bizi ayıran ‘duvar’...

DİĞER SEÇENEKLER

Haftanın yenilerinden ‘Deccal 2’yi Özgür Bakar yönetmiş, oyuncular Murat Prosçiler, Burak Sarımola ve Gülay Hayır. Bir başka yerli seçenek ‘Sinyalciler’in başrollerinde Burak Satıbol, Ayhan Taş, Tamer Karadağlı ve Cemal Hünal var, yönetmen Ahmet Kapucu. ‘Eşik’ ise Erkan Tahhuşoğlu ve Ayhan Salar’ın ortak imzalarını taşıyor, oyuncu kadrosunda ise şu isimler bulunuyor: Senem Çelikkol, Bedia Yaman, Mine Özen ve Raci Küçük. Fikret Reyhan imzalı ‘Sarı Sıcak’ta ise başrolleri Aytaç Uşun, Mehmet Özgür ve Gökhan Şimşek paylaşıyor.

Bizi ayıran ‘duvar’...

‘Kaptan Fantastik’

AÇIK HAVADA SİNEMA KEYFİ...

UNIQ İstanbul’un, Başka Sinema işbirliğiyle gerçekleştirdiği ‘UNIQ Açıkhava Film Festivali’nde bu hafta izlenecek filmler şöyle:

◊ 18 Haziran ‘Kabakçığın Hayatı’ / Yön: Claude Barras

◊ ‘Kırmızı Kaplumbağa’ / Yön: Michael Dudok de Wit

◊ 20 Haziran ‘Kaptan Fantastik’ / Yön: Matt Ross

◊ 22 Haziran ‘Paterson’ / Yön: Jim Jarmusch

 

 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI