"Uğur Vardan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Uğur Vardan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Uğur Vardan

Ateş bizimle yürür...

Gerçek karakterlere dayalı ‘Korkusuzlar’, Arizona’daki yerel bir itfaiye biriminin çeşitli olaylarda yaptığı müdahalelerin öyküsünü anlatırken ekip elemanlarının özel hayatlarına da göz atıyor. Yapım, özellikle son derece etkili finaliyle dikkat çekiyor.

Ateş bizimle yürür...

70’ler, ‘Felaket filmleri’ denen türün ‘altın çağ’ını yaşadığı dönemdi. Salonlar, doğanın sağlı sollu ataklarından geçilmiyordu. ‘Zelzele’ (‘Earthquake’), ‘Yangın Kulesi’ (‘Inferno Towering’), ‘Çığ’ (‘Avalanche’), ‘Concorde’, ‘Poseydon Macerası’ (‘The Poseidon Adventure’) derken takıma ‘Jaws’, ‘Piranha’, ‘Dev Tohumu’ (‘The Food of the Gods’), ‘Dev Karıncalar İmparatorluğu’ (‘Empire of the Ants’) gibi yapımlar da eklenmişti. Tür, elbette 70’lerle kendisini sınırlayacak değildi; hele hele sonrasında gelişen teknoloji, bilgisayar efektleri derken ‘kurgusal’lar kadar ‘gerçek hikâyeler’ de önem kazandı. Lakin teknik anlamdaki olağanüstü değişime rağmen felaketleri perdeye taşıyan filmler belli formüllerin dışına çıkamadı.

Haftanın yenilerinden ‘Korkusuzlar’ da (‘Only the Brave’) aslında benzer bir mantığın ürünü. ‘Tron Efsanesi’ ve ‘Oblivion’ gibi çalışmalarıyla hatırladığımız Joseph Kosinski’nin imzasını taşıyan yapım, Sean Flynn’ın GQ dergisinde yayımlanmış ‘No Exit’ adlı makalesinden yola çıkılarak yazılmış bir senaryonun (Ken Nolan ve Eric Warren Singer ikilisi kaleme almış) ifadesi. Gerçek olaylara dayalı filmde, Arizona’ya bağlı üst düzey bir itfaiye grubunun yaşadıkları anlatılıyor. Öykü özellikle iki ana karakter ve onların yakın çevresi üzerinden ilerliyor. Bir tarafta orta yaşlı ekip şefi Eric Marsh, diğer tarafta çocuk sahibi olduğu için kendisine yeni bir yol çizmeye çalışan genç uyuşturucu bağımlısı Brendan McDonough var. İkilinin yolları ‘Granit Dağı’ adlı kurtarma grubunun çatısı altında kesişiyor. Kimsenin güvenmediği Brendan’a, Eric şans tanıyor ve ekibe alıyor. Film, çaylak bir itfaiyecinin yetişme sürecinin yanı sıra ekip ruhuna ve meseleler karşısındaki dayanışma çabalarına odaklanıyor. Hikâyenin ara yollarında ise Eric’in at bakıcısı karısı Amanda’yla olan ilişkisi ve Brendan’ın aile kavramıyla hesaplaşması var.

Ateş bizimle yürür...
Filmde ekip şefi Eric Marsh’ı Josh Brolin, eşi Amanda’yı Jennifer Connelly canlandırıyor.

Hayatta kalmanın vicdan azabı...

Bu tür yapımlarda genelde bıkkınlık derecesinde ‘Kahramanlık’ vurgusu yapılır. Bir kere ‘Korkusuzlar’ bu cephede sakin ve ölçülü takılıyor. Öte yandan yüzeysel olarak vâkıf olduğumuz helikopterle yangın söndürme gibi bir hamlenin dışında çok çabuk yayılan alevleri durdurma konusundaki kimi yöntemleri ve teknikleri de hatırlatıyor. Ama bence sakin akan ve sıradan görünen filmin en etkileyici yanı son derece gerçekçi çekilmiş, yaşanılan acıları yüreğinizde hissettiren final bölümü. Bazen hayatta kalmanın büyük bir vicdan azabına dönüşmesi meselesi de özellikle çok iyi vurgulanmış.

Ya performanslar? Eric Marsh’ta Josh Brolin, patronu Duane Steinbrink’te Jeff Bridges, ekipten Christopher MacKenzie’de Taylor Kitsch gayet iyi. Amanda’da Jennifer Connelly hem iyi hem de hâlâ çok güzel. Filmin parlayan ismi ise Brendan’da karşımıza gelen Miles Teller. Tıpkı yönetmen Damien Chazelle gibi ‘Whiplash’le çıkış yapan genç yıldız, ‘Korkusuzlar’da adeta döktürüyor.

Filmin bizim cephedeki yansımasına gelince: Batı’da her dert, her acı, her felaket bir şekilde sinemada da yansımasını buluyor. Bizde ise onca yaşanmışlık hâlâ el atılmayı bekliyor. Somut örnek mi? Mesela ‘Soma faciası’. Zorluklarla çekilmiş kimi belgesellerin dışında meseleyi kurgusal olarak perdeye aktaran henüz yok. El atacak biri ya da birileri çıkacaktır mutlaka,
bekliyoruz...  

KORKUSUZLAR (5 üzerinden 3 yıldız)
Yönetmen: Joseph Kosinski
Oyuncular: Josh Brolin, Jennifer Connelly, Miles Teller, Jeff Bridges, Taylor Kitsch, Andie MacDowell, George Stults, Alex Russell, Ben Hardy
ABD yapımı

Ateş bizimle yürür...
Filmde Matt Damon’ın canlandırdığı Gardner Lodge, ‘Fargo’daki Jerry Lundegaard’ı (William H. Macy oynuyordu) hatırlatıyor.

‘Fargo’nun izinde...

‘Kentsel dönüşüm’ün sadece yapı boyutunda kaldığı, insanlığın dönüşemediği, ırkçılığın her fırsatta kıyıya vurduğu 1950’ler... ‘Suburbicon’ adlı siteye (‘banliyö’ de denebilir) taşınan siyahi aileye, bilinçaltları adeta ‘Ku Klux Klan’ üyesi gibi çalışan yörenin beyaz sakinleri tepki gösterir. Başlarda sadece protesto gösterileri şeklinde gelişen tepkiler giderek fiziki müdahalelere dönüşür. Öte yandan siyahi ailenin oğluyla beyaz komşulardan birinin çocuğunun yakınlaşmasıyla bambaşka bir öykünün kapısı aralanır. Beyaz ailenin evini basan ırkçılar, şiddet gösterisine soyunur ve işler rayından çıkar.

Kamera arkasına George Clooney’nin geçtiği ‘Suburbicon’ın senaryosunu yönetmenin yanı sıra Coen Kardeşler ve Grant Heslov kaleme almış. Filmin genel havası, olay ve esrar örgüsü bizi ‘Fargo’ya götürüyor. Matt Damon’ın canlandırdığı Gardner Lodge’un hırsı ve ihtirasları sonucu raydan çıkması, art arda gelen cinayetler, aileyi tehdit eden katiller derken film bittiğinde, kendinizi aynı suda bir kez daha yıkanmış gibi hissedebilirsiniz. Ama bu durum sizi ‘Suburbicon’ı izlemekten alıkoymasın derim. Ayrıca öykünün ‘ırkçılık’ meselesine yaptığı vurgu da bence kayda değer.

Oyunculuklara gelince: Başrolleri paylaşan Matt Damon ve Julianne Moore her zamanki çizgilerinde. Sigorta müfettişi Bud Cooper’da Oscar Isaac kısa ve öz bir iz bırakıyor. Kadronun en iyileri ise Nicky’de Noah Jupe (iki hafta önce de ‘Mucize’de izlediğimiz minik oyuncu için ‘Yeni bir yıldız geliyor’ diyebiliriz) ve ‘Mitch Dayı’da Gary Basaraba.

Sonuç? George Clooney’nin yönetmenlik kariyeri açısından ortalarda yer alsa da izlenmeye değer bir çalışma ‘Suburbicon’.

SUBURBICON (5 üzerinden 3 yıldız)
Yönetmen: George Clooney
Oyuncular: Matt Damon, Julianne Moore, Noah Jupe, Gary Basaraba, Oscar Isaac, Jack Conley, Glenn Flesher, Tony Espinosa, Mather Zickel
ABD yapımı

Ateş bizimle yürür...

John Wick’i aratmıyor...

Jackie Chan, 63 yaşının baharında aksiyon şovlarına devam ediyor... Stephen Leather’ın 1992 tarihli romanı ‘The Chinaman’den uyarlanan ‘İntikam’ (‘The Foreigner’), Londra’da yaşayan Çin kökenli İngiliz vatandaşı Quan Ngoc Minh’in, kızını bir terör saldırısında kaybetmesinin ardından verdiği kişisel mücadeleyi anlatıyor.

Martin Campbell imzalı yapım, uzun bir süredir Batı’da hâkim olan IŞİD ve uzantıları kaynaklı terör yerine eski bir adrese, IRA’nın barışı kabul etmeyen kesimlerine başvuruyor. Basit bir uyarı niteliği taşıması beklenen eylemde, hamleye soyunanlar işin dozunu artırıp çok sayıda kişinin ölümüne neden oluyor. Peşi sıra ortalık karışırken olayda kızı Fan’ı kaybeden, eski özel kuvvetler üyesi Quan, soruşturmanın ağır ilerleyen seyrine başkaldırarak kendi göbeğini kendi kesmeye çabalıyor.

Jackie Chan’in acılı babayı, Pierce Brosnan’ın da eskinin IRA militanı, şimdinin politikacısını oynadığı film, özellikle iki Bond filmi ‘Goldeneye’ ve ‘Casino Royale’le hatırladığımız Martin Campbell’ın usta işi rejisinin yanı sıra entrikalara ve sürprizlere boğulmuş senaryosuyla (romanı perdeye David Marconi uyarlamış) son derece akıcı, dinamik, sürükleyici ve seyre değer bir film. Dövüş sahneleri koreografi açısından ‘John Wick’ serisi kadar yoğun ve estetize değil belki ama içerik ve hikâye açısından daha çok şey vaat ettiği kesin.

İNTİKAM (5 üzerinden 3,5 yıldız)
Yönetmen: Martin Campbell
Oyuncular: Jackie Chan, Pierce Brosnan, Orla Brady, Michael McElhatton, Charlie Murphy, Dermot Crowley, Ray Fearon, Lia Williams, Tao Liu, Katie Leung
İngiltere-Çin-ABD ortak yapımı

Ateş bizimle yürür...
'Öteki Taraf'

Diğer seçenekler

Haftanın mönüsünde yer alan yapımlardan ‘Öteki Taraf’ı Özcan Deniz yönetmiş, kadroda şu isimler yer alıyor: Özcan Deniz, Meryem Uzerli, Aslı Enver ve Osman Wöber. Philippe Lacheau imzalı ‘Delil.com’da (‘Alisi.com’) ise başrolleri Philippe Lacheau, Elodie Fontan, Julien Arruti ve Tarek Boudali paylaşıyor. Kadrosunda Fatih Hacıosmanoğlu, Diane Caldwell, Burak Üzümkesici ve Zeliha Gürsoy’un bulunduğu ‘On Adım’ı Fatih Hacıosmanoğlu yönetmiş. Ezgi Mola’nın yanı sıra Mesut Can Tomay, Hilmi Özçelik, Gülhan Tekin gibi isimlerin rol aldığı ‘Maide’nin Altın Günü’ ise Caner Özyurtlu imzasını taşıyor. Haftanın son seçeneği ise Mete Gümürhan’ın yönettiği ‘Genç Pehlivanlar’ adlı 'belgesel...

Ateş bizimle yürür...
'Maide'nin Altın Günü'

X