"Uğur Vardan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Uğur Vardan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Uğur Vardan

Âlem sanalsa kral benim

Son dönemdeki yapıtlarıyla bir tür ‘tarih yazıcılığı’na soyunan Steven Spielberg, ‘Başlat: Ready Player One’la adeta genlerine geri dönüyor ve sanal âlem üzerinden yeni bir masal anlatıyor. Film, göndermeleri, müzikleri ve kimi sinemasal referanslarıyla muhteşem bir ‘popüler kültür’ yolculuğu niteliğinde.

Başlat: Ready Player One (****)

Yönetmen: Steven Spielberg

Oyuncular: Tye Sheridan, Olivia Cooke, Lena Waithe, Ben Mendelsohn, Mark Rylance, T.J. Miller, Simon Pegg, Win Morisaki, Philip Zhao, Hannah John-Kamen ABD yapımı

Âlem sanalsa kral benim

Malum, Steven Spielberg 70’lerde (yakın arkadaşı George Lucas’la birlikte) artık bugün birer klasik kabul edilen filmleriyle sinemanın yatağını değiştirirken ‘Yedinci Sanat’ı çocuksulaştırmak ve yaşını küçültmekle suçlanmıştı. Daha sonrasında sürekli bu algıyı değiştirmek için uğraştı ve nihayetinde ‘Schindler’in Listesi’yle Oscar’a uzanırken, başta Akademi olmak üzere cümle âleme büyüdüğünü de gösteriyordu. ‘The BFG’yi dışarıda tutarak son dönemde çektiği ‘Savaş Atı’, ‘Lincoln’, ‘Casuslar Köprüsü’ ve ‘The Post’a bakıldığında, bir tür ‘tarih yazıcılığı’na soyunduğu görüldü.

Dün itibariyle salonlarımıza uğrayan ‘Başlat: Ready Player One’ ise Spielberg’ün ‘genleri’ne döndüğünü ve ‘gelecek zaman’dan seslenirken ‘popüler kültür’e derin saygısını ifade ettiğini de gösteriyor.

King Kong, T-Rex, ‘The Iron Giant’, ‘The Shining’ vs. vs...

Ernest Cline’ın 2011 tarihli romanından yazarla birlikte Zak Penn’in kaleme aldığı senaryodan uyarlanan filmin konusu şöyle: Yıl 2045... Dünya adım adım felakete sürüklenirken insanlık bir anlamda huzuru, ‘OASIS’ adlı sanal âlemin zihinlere kaçış sağlayan ortamına sığınmakta bulmuştur. Sistemin kurucusu James Halliday, ölümünün ardından bıraktığı görüntülü mesajda yönetimi OASIS’te sakladığı dijital yumurtayı bulan kişiye devredeceğini bildirmiştir. Bu hedefe varmak isteyenlerin üç aşamalı bir sınavdan geçmesi gerekmektedir. Teyzesiyle yaşayan yetenekli genç Wade Watts, Parzival adlı ‘avatar’ıyla yarışmaya katılır ve dikkatleri üzerinde toplar...

‘Başlat: Ready Player One’, ‘popüler kültür’ün zihinlere ve kitlelere sunduğu imgelerin çok büyük parantez içinde toplamı gibi. Film o kadar geniş bir kulvarda ve göndermeler bütününde ilerliyor ki, uğramadığı istasyon, durak yok adeta... Öyle ki sanal âlemdeki ilk sınavda DeLorean üretimi arabalara, ‘Geleceğe Dönüş’ hatırlatmalarına, King Kong’a ve (bizatihi Spielberg’ün kendi ürünü olan) ‘Jurassic Park’tan T-Rex’e rastlıyoruz. Keza film göndermelerine göz atarsak ‘Saturday Night Fever’ (ve de tabii ki ünlü Bee Gees klasiği ‘Staying’ Alive’) ve tabii ki ‘The Shining’ var. Burada bir ara parantez açmam lazım: Ben tabii ki ‘Başlat: Ready Player One’da en çok ‘The Shining’ göndermesine vuruldum. Stephen King’in filmi beğenmemesinden kimi karelerin birer birer tekrarına kadar olan geniş gönderme sekansı, muhteşemdi. 
Bitmedi, ‘Child’s Play’in ana karakteri ‘Chuckie’, ‘The Iron Giant’, ‘Buckaroo Banzai’, Atari oyunları, Rubik Küpü, ‘Final Fantasy’ derken birçok kuşaktan izleyicinin gönül telini titreten referanslarıyla Spielberg büyük bir kolaja soyunmuş.       

Âlem sanalsa kral benim
Filmde başrolleri ‘Wade/Parzival’ rolündeki Tye Sheridan ve ‘Samantha/Art3mis’i canlandıran Olivia Cooke paylaşıyor.

‘Arif v 216’ gibi sanki...

Katılır mısınız bilmem ama, ‘Başlat: Ready Player One’ bu yapısıyla bana, geçmişin koridorlarında gezinirken şimdiki zamana ve geleceğe de uzanan ‘Arif v 216’yı hatırlattı.

Bu tür göndermeler bütünü yapımlar, “Referanslar iyi hoş ama ya filmin kendisi?” sorusuna kapıyı aralar. Spielberg, bu meselenin üstesinden gelmiş, yönetmenin klasik ‘naif yanlara’ sahip bakış açısını da beraberinde taşıyan ‘Başlat: Ready Player One’, öyküsüyle sizi kendine bağlayan, görselliğiyle de büyülü bir dünyanın içine atan bir seyirlik olmuş.

Avatarların (Parzival, Art3mis, Aech, Daito ve Sho) önce rekabeti, sonra da dayanışmaları üzerinden gerçek dünyada verilen savaş, Halliday’in eski stajyerlerinden Sorrento’nun ‘kötü adam’a dönüşerek sistemi ele geçirme çabası derken ‘Spielberg dede’, bu kez de bize ‘sanal gerçekçilik’ âleminde geçen bir masal anlatıyor.

Sonuç? Tye Sheridan, Olivia Cooke, Lena Waithe, Ben Mendelsohn, Mark Rylance (‘Casuslar Köprüsü’nde de Spielberg’le çalışan İngiliz aktörün burada canlandırdığı ve Steve Jobs çağrışımı yapan Halliday karakteri, fiziksel açıdan da hafiften ‘Wayne’s World’deki Garth’ı andırıyor), Simon Pegg gibi oyuncuların sürükledikleri filmi kaçırmayın derim. 70’ler ve de 80’ler nostaljisi de cabası...

Âlem sanalsa kral benim
  

KELEBEKLER (***)

Yönetmen: Tolga Karaçelik
Oyuncular: Bartu Küçükçağlayan, Tuğçe Altuğ, Tolga Tekin, Hakan Karsak, Serkan Keskin, Ercan Kesal, Ezgi Mola
Türkiye yapımı

‘Kelebekler’ özgürdür...

Yıllar sonra buluşan, hasret gideren, birbirlerini tanıma fırsatı bulan kardeşler... ‘Modern zamanlar’ın ilişkileri, dertleri, tasaları derken uzakta kalmış, uzağa düşmüş yakınlıklar... Tolga Karaçelik’in, Sundance’te ‘Dünya Sineması Büyük Jüri Ödülü’ne uzanan çalışması ‘Kelebekler’ öyküsünü bu tema etrafında biçimlendiriyor. Filmde üç kardeşten en büyükleri Cemal’i (diğerleri Suzan ve Kenan), 30 yıldır görmedikleri babaları arıyor ve köye gelmelerini söylüyor. Almanya’da yaşayan astronot ağabey, seslendirme ve dizi oyunculuğu yapan Kenan’ın İstanbul’daki evine uğruyor, çok geçmeden mutsuz evliliğini sonlandırma derdindeki Suzan da aralarına katılınca üçlü yola çıkıyor. Köye vardıklarında da farklı bir sürecin parçası oluyorlar.

Varoluşsal meseleler yaşayan bir imam...

‘Gişe Memuru’ ve ‘Sarmaşık’ filmleriyle tanıdığımız Karaçelik, ‘Kelebekler’de öyküsünü absürd komedi şeklinde perdeye taşımış. Bu hedefe genel olarak varılmış. Film komedinin sularına ulaştığında rahatlıyor, ritmini buluyor ama duygusallaşmaya ve karakterler, özellikle baba figürü üzerinden hesaplaşmaya başladığında denge sağlanamıyor. Komediyle dram arasındaki geçişler sorunlu ve bu, filmin ritminde gelgitler yaşanmasına neden oluyor. Tabii ki tercih yönetmenindir her zaman ama belki de sadece komediye yüklenilse ve duygusallık aralarına, istasyonlarına gerek duyulmasa, uğranılmasa daha iyi olurmuş. Keza bu durum oyuncu performanslarının çizgisini de etkilemiş, özellikle Suzan’ı canlandıran Tuğçe Altuğ, hesaplaşmaya soyunulan sahnelerde fazla teatral kalmış. Üç kardeşe genel olarak bakıldığında karakter olarak Kenan (bu rolde Bartu Küçükçağlayan’ı izliyoruz) öykünün yıldızı gibi duruyor. Ara karakterlerde ise ‘varoluşsal’ sorunlar yaşayan ve giderek ‘Don Camillo’ tadına ulaşan imam (Hakan Karsak) ön plana çıkıyor ve belli bir noktadan sonra filmin en sürükleyici unsuruna dönüşüyor.

Ve müzik... ‘Sarmaşık’la yeniden hatırlanan ‘Deniz Üstü Köpürür’ (ki ‘İftarlık Gazoz’da da kullanılmıştı) gibi Grup Gündoğan’ın ‘Bir Yaz Daha Bitiyor’u (Kişisel bir not: Üniversite zamanları, 1987 yazı... Hayatımızda ilk kez Akdeniz sahillerine yollanırken Antalya-Kaş-Patara hattında defalarca dinlediğimiz bir şarkıydı), ‘Kelebekler’ vesilesiyle hatıralardaki yerinden kalkıp aramıza tekrar katılır mı, bekleyip görelim... 

Son olarak zor koşullarda çekilen ‘Kelebekler’, özgürce uçsun diyelim...

Âlem sanalsa kral benim
 

Diğer seçenekler...

Joachim Trier’in yönettiği ‘Thelma’da başrolleri Eili Harboe, Kaya Wilkins ve Henrik Rafaelsen paylaşıyor. Ömer Faruk Yardımcı imzalı ‘Arapsaçı’nın kadrosunda Hakan Meriçliler, Açelya Topaloğlu ve Şinasi Yurtsever gibi isimler var. ‘Ruhlar Evi’nde (‘The Spiritualist’) Jane Merrow, Julie T. Wallace, Ian Reddington ve Petra Bryant rol alıyor, yönetmen Carl Medland. Miniklere seslenen ‘Bizim Köyün Şarkısı’nı Tuğçe Soysop yönetmiş, oyuncular Berat Efe Parlar, Esat Polat Güler ve Dora Dalgıç. Yerli gerilim ‘Kâbus’, Tuncer Gürbüz imzasını taşıyor, filmin kadrosunda Mustafa Arya, İlayda Özdoğan, Yaşar Aydınoğlu ve Ece Baykal gibi oyuncular yer alıyor. Dimitri Logothetis’in yönettiği ‘Kickboxer: Misilleme’nin başrollerinde ise Jean-Claude Van Damme, Mike Tyson ve Christopher Lambert var. ‘12 Savaşçı’da (‘12 Strong’) başrolleri Chris Hemsworth, Navid Negahban ve Mic-
hael Shannon
paylaşıyor, yönetmen Nikolai Fuglsig. Yerli animasyon ‘Sagu&Pagu: Büyük Define’ de yönetmen olarak Engin Baştürk’ün imzasını taşıyor.

Üç yıldız
‘Dostum’ yardım edince…
11 Eylül’ün ardından olası yeni saldırıları önlemek için harekâta soyunan Amerika, 12 kişiden oluşan bir ‘Özel Kuvvetler’ birliğini Afganistan’a gönderir. Başlarında, daha önce saha tecrübesi ve savaş deneyimi olmayan eğitimci bir yüzbaşı olan ekip, burada Taliban’a karşı mücadele eden General Dostum’la işbirliği yapar ve Mullah Razzan komutasındaki güçlerle savaşır.
Yönetmenliğini Nicolai Fuglsig’in üstlendiği ‘12 Savaşçı’ (’12 Strong’), belli noktalarda Amerikan propagandasına ve kahramanlık gösterisine soyunsa da ilginçtir sinematografik olarak ortamı ve sıcak çatışma anlarını, seyircisine sanki orada bulunuyormuş hissiyle yansıtan, muharebelerin gerçekçi atmosferini başarıyla perdeye taşıyan etkili bir yapım olmuş
General Dostum karakterinin derinlikli çizilmesi ve Afganistan coğrafyasının kendine özgü koşullarının bu karakter ve adamları üzerinden sunulması, ifade edilmesi de bence senaryonun bir başka başarısı. Ama tabii ki ‘12 Savaşçı’, “Biz daha önce Ortadoğu’ya ve buralara neden geldik, sonrasında neler oldu?” gibi genel sorularla ve büyük resimle ilgilenmiyor.
Filmde ‘Özel Kuvvetler’in başındaki yüzbaşı Mitch Nelson’ı, Hollywood’un Kıvanç Tatlıtuğ’u (nam-ı diğer ‘Thor’) Chris Hemsworth, General Dostum’u İranlı aktör Navid Regahban, Mullan Razzan’ı da bizim Numan Acar (en son Fatih Akın’ın ‘Paramparça’sında karşımıza gelmişti) canlandırıyor.

Âlem sanalsa kral benim
12 Savaşçı
Yönetmen: Nicolai Fuglsig
Oyuncular: Chris Hemsworth, Navid Regahban, Michael Shannon, Numan Acar, Michael Pena, Trevante Rhodes, Geoff Stults, Rob Riggle, William Fichtner ABD yapımı

 

 

X