"Uğur Vardan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Uğur Vardan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Uğur Vardan

Adeta ‘Hayırsızada’...

‘Köpek Adası’,sevimli dostlarımızdan hoşlanmayan bir belediye başkanının onları topluca bir adaya sürmesini anlatıyor. Wes Anderson imzalı bu animasyon, konusu itibariyle 1910’da İstanbul’da yaşanan ‘Hayırsızada katliamı’nı da akla getiriyor...

İstanbul’un tarihine vâkıfsanız o utanç dolu sayfayı biliyor olmalısınız. Yok eğer bilmiyorsanız hemen hatırlatalım: 1910’da şehrin sakinlerinden 80 bine yakın köpek, Fransa’ya ihraç edilmek için toplandı ama karşı taraf bir süre sonra yapılan anlaşmadan vazgeçti. Bu durumda yetkililer onca hayvanı, ‘resmi’ kayıtlarda Sivriada olarak geçen yere taşıyıp bıraktı. Halk, o çok sevdiği sokak dostlarına yapılan bu muameleye karşı kendince çözüm aradı, onlara yiyecek taşımak suretiyle baktı. Ama üstesinden gelemedi, köpekler bir süre sonra aç susuz kaldı, birbirlerini parçalar hale geldi ve çığlıklar eşliğinde öldü. Bu utançla birlikte İstanbul halkı lanetlendiğini düşündü, ‘Sivriada’nın ismi ‘Hayırsızada’ oldu ve 1912’deki deprem de bu katliama bağlandı...
Adeta ‘Hayırsızada’...
Köpek Adası Yönetmen: Wes Anderson Oyuncular: Bryan Cranston, Koyu Rankin, Edward Norton, Bob Balaban,
Bill Murray, Scarlett Johansson, Greta Gerwig, F. Murray Abraham, Frances McDormand, Yoko Ono ABD-Almanya ortak yapımı (5 üzerinden 3 yıldız)


‘Diktatörlük’ göndermesi
Çizgi dışı bir yönetmen olan Wes Anderson, son filmi ‘Köpek Adası’nda (‘Isle of Dogs’) kariyerindeki ilk hamle olan ‘Fantastic Mr. Fox’tan (2009) sonra bir kez daha animasyon dünyasına geri dönerken ‘Hayırsızada katliamı’na benzer bir hikâye anlatıyor. Filmin konusu kısaca şöyle: Kurgusal şehir Megasaki’nin kedisever belediye başkanı Kobayashi, ‘Köpek gribi’ salgını nedeniyle şehirdeki bütün köpekleri toplatıp ‘Çöp Adası’na yollar. Adaya sürülenler arasında başkanın manevi oğlu Atari’nin köpeği Spots da vardır. Minik Atari, Spots’u bulmak için yola çıkar ve adada Rex, Boss, Duke ve King isimli elemanlardan oluşan, Şef adlı bir sokak köpeğinin öncülük ettiği ‘Çete’yle birlikte araştırmaya koyulur...
‘Köpek Adası’, Wes Anderson’ın o çocuksu coşkusuyla beslenen, delidolu, kendine özgü mizahından tonlar taşıyan bir animasyon olmuş. Alt metinde ise altı kalın çizgilerle çizilmiş bir ‘Diktatörlük’ tasviri var: Kendi zevkine, beğenisine, yaklaşımlarına göre dünyayı, toplumu dizayn etme çabasına soyunan bir belediye başkanı, komplo teorileriyle uyutulan bir toplum, suçu ‘dış mihraklar’a yükleyen bir anlayış, ‘köpek gribi’ne çözüm bulan bilim insanını önce hapse atan, sonra da zehirleyen bir zihniyet...
‘Politik’ bir Wes Anderson
Evet, “Wes Anderson’ı ilk kez bu kadar politik gördük” diyebilirsiniz, haklısınız. Öte yandan ben kendi adıma Anderson sinemasını ve mizah anlayışını kendime pek yakın görmem, ‘Köpek Adası’ da bana kalırsa yer yer güldüren, ‘Politik doğruculuk’ anlamında tabii ki ‘doğru’ yerde duran ama pek derinleşemeyen bir film olmuş. Anderson’ın grafik anlatımı ve görselliği elbette çok iyi. Ayrıca kimi Batılı eleştirmenler bazı sahnelerin Kurosawa’nın 1970 tarihli filmi ‘Dodes’ka-den’e gönderme olduğunu yazmışlar ama söz konusu yapımı izlemediğim için bu konuda pek bir fikrim yok. Ancak bütün bu olumlu yanlarına karşın ‘Köpek Adası’ içerik ve ruh anlamında sanki mesela bir Miyazaki filmleri tadında, çarpıcılığında ya da etkileyiciliğinde gelmedi bana. Tabii ki bu ‘Köpek Adası’nın bendeki tortusu; birçok eleştirmen arkadaşımın Anderson’ın filmini çok beğendiğini söylemeliyim.
Son olarak seslendirme kadrosunda Bryan Cranston, Edward Norton, Scarlett Johansson, Bill Murray ve Yoko Ono gibi isimlerin bulunduğunu belirteyim.

Adeta ‘Hayırsızada’...Wes Anderson, ‘Köpek Adası’yla kariyerindeki ikinci animasyona (ilki‘Fantastic Mr. Fox’tu) imza atmış.

Mutluyuz ama çok sıkılıyoruz...

Kız (Anna) güzel, oğlan (Will) yakışıklı... New York’ta yaşıyorlar, birbirlerine âşıklar, kız yüksek lisans yapıyor, oğlan dekorasyonla uğraşıyor, seks hayatları da ideal... Ama bilirsiniz burjuvalar böylesi rutinde heyecan arar, suyu bulandırır. Nitekim günün birinde kız, “Benim yüzümden başka kadınlarla olamıyorsun, yeni ilişkileri tatmalısın” mealinde bir şeyler söylüyor. Benzer bir cevap karşı taraftan da geliyor. Sonuçta suya atılan küçük taş, büyük bir dalgaya dönüşüyor; ikili farklı ilişkiler yaşayıp aynı evi paylaşırken ilişkilerini sürdürürken, deneyimlerini birbirlerine aktarmaya başlıyor.
“Rahat battı” derler ya, konusu bu minvalde gelişen ‘İlişki Durumu: Açık İlişki’ (‘Permission’), 70’ler furyasında karşımıza çıkan ‘seks filmleri’nin sofistike bir çerçevede entelektüelize edilmiş haline benziyor. Anna’nın eşcinsel ilişki yaşayan erkek kardeşi üzerinden de felsefe yapmaya çalışan ama sonuçta hiçbir yere varamayan, sinematografik açıdan da vasatı aşamayan bir film var huzurlarımızda.
Belki de şöyle bir yargıda bulunmak lazım: ‘Grinin Elli Tonu’ serisi tadında ama şükür ki meseleyi üç yerine tek bir filmle geçiştirmişler...

Adeta ‘Hayırsızada’...

İlişki Durumu: Açık İlişki Yönetmen: Brian Crano
Oyuncular: Rebecca Hall, Dan Stevens, Gina Gershon, François Arnaud, David Joseph Craig, Morgan Spector, Jason Sudeikis,
ABD yapımı Yönetmen: Michael ve Peter Spierig
Oyuncular: Helen Mirren, Jason Clarke, Sarah Snook, Finn Scicluna-O’Prey, Tyler Coppin, Emm Wiseman, Eamon Farren ( 5 üzerinden 2 yıldız)

Alma mazlumun ahını...

Silah tasarımcısı William W. Winc-
hester’ın eşi Sarah, lanetlendiklerine inanıyordu. Çünkü kocasının ürettiği tüfekler onca insanın canına kıymıştı. Sarah Winchester’a göre hayatını kaybedenlerin ruhları peşini bırakmıyordu. Eşinin tüberkülozdan ölümünün ardından medyum ve büyücülere başvurdu, onlar da kendisine Kaliforniya-San Jose’de satın aldığı evi sürekli inşaat halinde tutmasını önerdiler; çünkü evde çalışma olduğu sürece ruhlar onu rahatsız etmeyecekti. Sonuçta ortaya 161 odası, 40 yatak odası, 2 salonu, 47 şöminesi bulunan bir yapı çıktı. Halen turistlerin en çok ziyaret ettiği yerlerden biri olan bu mekâna ‘Winc-
hester Gizemli Evi’ adı verildi.
Haftanın yenilerinden ‘Winchester Gizemli Ev’, işte bu malikâne ve Sarah Winchester odağında bir gerilim öyküsü anlatıyor. Şirket yetkilileri, sahibelerinin akıl sağlığını kaybedip kaybetmediğine dair tetkiklerde bulunması için işinin ehli bir doktoru, Eric Price’ı malikâneye yolluyorlar. Bir bilim insanı olan doktor, çok geçmeden evdeki ‘doğaüstü’ varlıklarla tanışıyor.
Michael ve Peter Spierig kardeşlerin imzasını taşıyan yapım, genel bir çerçevede ‘Poltergeist’, ‘Ruhlar Bölgesi’ ve ‘Korku Seansı’ türü ‘Perili ev filmleri’ni, bilim insanı ve metafizik çelişkisi açısından da ‘The Awakening’i hatırlatmanın dışında pek bir etki yaratmıyor. Helen Mirren ve Jason Clarke gibi oyuncuların varlığı da sonucu değiştirmemiş.
Adeta ‘Hayırsızada’...
Winchester Gizemli ev Yönetmen: Michael ve Peter Spierig
Oyuncular: Helen Mirren, Jason Clarke, Sarah Snook, Finn Scicluna-O’Prey, Tyler Coppin, Emm Wiseman, Eamon Farren
Avustralya-ABD ortak yapımı (5 üzerinden 2 yıldız)

Diğer
seçenekler

Selman Kılıçaslan imzalı ‘Bütün Saadetler Mümkündür’de Kemal Uçar, Nilay Erdönmez, Arif Erkin ve Ruhi Sarı gibi isimler rol alıyor. Oprah Winfrey, Reese Witherspoon, Mindy Kaling gibi oyuncuların boy gösterdiği ‘Zamanda Kıvrılma’ (‘A Wrinkle in Time’) Ava DuVernay imzasını taşıyor. Volkan Adıyaman’ın yönettiği ‘Vallahi Hortladı’da başrolleri Burak Şahin, Doğa Konakoğlu, Bülent Mert ve Taner Şafak paylaşıyor. ‘Son Oyun’, Sinan Tabanlı ve İlhan Akgül ortak imzalı bir yapım, kadroda İlhan Akgül, Ali Sürmeli, Recep Yağızoğlu ve Deniz Oral.gibi isimler var. Meltem Bozoflu imzalı ‘Cici Babam’da Onur Buldu, Mahir İpek, Derya Karadaş rol alıyor. ‘Horoz Bayram’ı Mustafa Diyar Demirsoy yönetmiş, oyuncular Abdullah Aslan, Sahra Zeyni, Hüseyin Taş ve Şükran Çağman. Haftanın bir diğer animasyon seçeneği ‘Maşa ile Koca Ayı 2: Sonsuz Arkadaşlık’ı Oleg Kuzovkov yönetmiş. Mücahit Pehlivan’ın yönettiği ‘Sandık’ta ise Celal Bıyıklı, Adnan Tunalı ve Sinem Yılmaz oynuyor.

Adeta ‘Hayırsızada’...

‘Bütün Saadetler Mümkündür’

Adeta ‘Hayırsızada’...

Festival sırası Ankara’da..

İstanbul Film Festivali geçen hafta sona erdi, şimdi şenlik sırası Ankara’da. Bu yıl 29’uncusu düzenlenen ve perşembe günü başlayan etkinlik 29 Nisan’a kadar sürecek. Festival boyunca 55’i uzun metraj, 19’u belgesel ve 84’ü kısa olmak üzere toplam 158 film izleyiciyle buluşacak...
Adeta ‘Hayırsızada’...
Yol Kenarı

Organizasyonda ünlü Japon yönetmen Kenji Mizoguchi adına bir retrospektif sunulurken 1968’in 50’nci yılına atfen ‘Her Daim Genç: 68 Sineması’ adlı bir bölümde de ‘Easy Rider’, ‘Woodstock’, ‘May Fools’, ‘La Chinoise’ ve ‘Marianne & Juliane’ adlı klasikler gösterilecek. ‘Ulusal Yarışma’ya katılan 10 filmi ise Barış Pirhasan başkanlığında, Songül Öden, Güven Kıraç, Şebnem İşigüzel ve Meryem Yavuz’dan oluşan jüri değerlendirecek... “İyi seyirler başkent” diyoruz...
Not: Film gösterimleri Büyülü Fener Sineması’nda gerçekleştirilecektir.

Adeta ‘Hayırsızada’...

 

X