"Uğur Gürses" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Uğur Gürses" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Uğur Gürses

‘Paradigmayı’ Çetinkaya mı çözecek?

Merkez Bankası başkanlığına bankanın başkan yardımcılarından Murat Çetinkaya’nın atanacağı pazartesi günü duyuruldu.

Kamuoyuna yansıdığı kadarıyla, politik erkler çekişmesi olmadan atanan bir başkan oldu Murat Çetinkaya. Önceki hafta Borsa İstanbul’a hiç piyasa deneyimi olmayan bir bürokratın Genel müdür olarak atamasının ardından, Merkez Bankası’na yapılan başkan ataması da şaşırtmadı.

Çetinkaya görev yaptığı sürece Merkez Bankası’nın yüzü olarak kamuoyu önüne çok az çıktı. Bu yüzden fikirleri pek bilinmiyor. İkincisi de hem Merkez Bankası öncesinde, hem de Merkez Bankası’ndaki görev alanı itibariyle bakıldığında, para politikası alanında uzmanlığı yok. Bankadaki görevi sırasında baktığı alanların çoğu operasyonel; bankacılık, muhasebe, ödeme sistemleri ve muhasebe.

 

Lisans eğitimi de ekonomi değil. Siyaset ve sosyoloji lisans eğitimi almış. 4 yıl önce de başkan yardımcısı olarak atanabilmesi; ancak yasadaki şart koşulan öğrenim vasıflarına bu dallar eklendikten sonra mümkün olabilmişti. Yüksek lisansını Boğaziçi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde tamamlamış. Ancak alanı ve tez konusu bilinmiyor. Enstitü de; bilinmesinde kamu yararı olan bu bilgiyi ‘kişisel bilgi’ gerekçesi ile sır gibi saklıyor. Çetinkaya aynı yerde ekonomi doktorasına devam ediyor. Gelişmiş merkez bankalarına atanan başkan ya da para politikası komitesi üyeleri para politikası alanından, bilemediniz ekonomi doktorası olan kişilerden atanıyor artık. İstisnaları da, uzun süreli çekirdekten yetişme merkez bankacı olanlar.


AYNASI ENFLASYONDUR

Her merkez bankası başkanı gibi Çetinkaya da ‘sınavını’ zaman içinde verecek. Yasası değişmediği sürece görevi belli bir kurumun başına atanan her başkan gibi görevi belli; fiyat istikrarı.


Çetinkaya’nın para politikasında başarılı olma şansı nedir? Wall Street Journal’a konuşan Capital Economics ekonomisti William Jackson iyi özetlemiş: “Başçı’nın başaramadığı yerde Çetinkaya başaracak mı belli değil.”


Politik bir krizin ortasından ilerleyen ülkenin ekonomik zorluklarına, para politikasında yeni bir deneysel çerçeve tercih edecek mi, zaman içinde göreceğiz.
Asıl önemlisi bugünden itibaren 2 ayda, para politikasında karar verici kurul olan Para Politikası Kurulu’nun (PPK) yeniden şekillenecek olması. Yani yapacaklarını kendi belirleyeceği bir kurulla yapacak.


7 kişilik PPK’nın, 5 Haziran gününe kadar 4 koltuğu boşalmış olacak. Yeniden atama olmazsa 4 yeni üye gelecek. Çetinkaya’nın boşalttığı koltuk dahil, görev süresi dolanların tamamı bankanın başkan yardımcıları.


Başkan yardımcıları, Başkan’ın teklifi ile üçlü kararname ile atanıyor. Yani Haziran sonuna kadar, 5 yıl süreyle görev yapacak olan 4 yeni başkan yardımcısı atamasıyla, yeni bir PPK ortaya çıkacak; 5 yıl görev yapacak yeni 5’li yani.


YENİ PPK’YI BELİRLEYECEK


Çetinkaya da potansiyel olarak 4 yeni üyeyi kendisi belirleyecek. Son 4 yılda Merkez Bankası’nın içinden işleyişleri öğrenen Çetinkaya’nın bu açıdan zorlukları olmayacak.


İşte uzun süredir, Cumhurbaşkanlığı danışmanlarınca ifade edilen ‘paradigma değişimi’ ya da ‘vesayetin son kalelerinden bir tanesinin yıkılması’ tamamlanacak olmalı. Bu ‘felsefe’ ne ise ya yasa değiştirilecekti ya da kadrolar.


Yeni başkan Çetinkaya’nın son 4 yılda PPK üyesi olarak, Başçı’nın ‘mış gibi yapma’ deneyimini yakından gözleme ve bu manevranın içine katılma olanağına sahip biri olarak; ‘piyasadaki ördekleri’ ürkütmeden ‘paradigma değişimini’ yapma yeteneğine de sahip olduğu dikkate alınmalı.


Dünyanın her yerinde güvercin bir merkez bankası başkanı atamasına, başlangıcında piyasalarda iyi bir bahane bulunur. Çünkü sonrasında işler daha farklı seyredecekse de önce varlık fiyatları yükselecek, para yapılacaktır. Son bir buçuk ayda gelişen ülkelere akan kısa vadeli sermayeden Türkiye’de pay aldı. Piyasalar varlık fiyatlarının yukarı seyrettiği bir konjonktürde kısa vadede bunu daha da yukarı itecek her adımı alkışlar. Oyun bozulsun istemez. İşte ‘eh pek tanımıyoruz ama içeriden’ hikâyesi böyle açıklanabiliyor.


X