"Uğur Gürses" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Uğur Gürses" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Uğur Gürses

Bütçe hakkı yetim kalmasın

TÜRKİYE’NİN yeni anayasal siyasi rejimi “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” dün yürürlüğe girdi. 2017’deki halk oylaması ile kabul edilen değişiklikler hayata geçti.

Yeni sistemde, Cumhurbaşkanı bütçeyi Meclis’e sunuyor; Meclis’in harcamalarda, ödeneklerde herhangi bir değişiklik yapma hakkı yok. Ya onaylayacak ya da reddedecek. Meclis reddederse “yeni bütçe” önceki yılın bütçe ödenekleri yeniden değerleme oranı üzerinden artırılarak kullanılabilecek. Ret durumunda Anayasada hüküm yok. Ancak dünyanın her yerinde bütçesi reddedilen hükümetler istifa eder. Siyasi olarak anlamı; halkın iradesi bütçeye, yani vergi toplanmasına da bunun harcanmasına da yürütme organına yetki vermemiş demektir.

Bütçe hakkı, halkın iradesini yansıtan Meclis’in en temel güçlerinden biridir. Ancak Türkiye’de anayasa değişikliği ile ne yazık ki kuşa çevrildi. Demokrasinin en temel unsuru olan ve tam 803 yıl önce 1215 yılında Magna Carta’ya uzanan kökleri olan bütçe hakkı, yine de Meclis’in en temel tartışma alanı olacak. Zira Meclis’in elinde kalan tek hak; bütçeyi kabul etmek ya da reddetmek. Özellikle de Meclis üye çoğunluğunu tek bir partinin sağlayamadığı bir tabloda, Meclis iradesi bütçe hakkını fiilen günlük çalışmalarında hep canlı tutacak biçimde izleyebilir.

Meclis’te iktidar-muhalefet arasında kilit parti konumuna gelen Milliyetçi Hareket Partisi’nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli, seçim gecesi sonuçlar belirdikten sonra şunu söylüyordu; “Türk milleti, Milliyetçi Hareket’i TBMM’nin hem kilit partisi yapmış hem de denge ve denetleme görevini vererek önemli bir sorumluluk yüklemiştir”. İşte bir denge ve denetleme mekanizması olarak bütçe hakkı, “tüyleri yolunmuş” olsa da orada duruyor.

Buradan hareketle, Meclis iradesi Meclis bünyesinde ister Bütçe Komisyonu bünyesinde isterse ayrı bir “Bütçe Ofisi” kurarak düzenli bütçe izlemesine başlayabilir. Yazılı soru ile açıklama isteyebilir. Bunları kamuoyu ile paylaşabilir. Bütçe hakkının, yılda bir önüne getirilen bütçenin tutarına ve içeriğine “evet mi hayır mı?” seçeneğine sıkıştırılmasına karşı Meclis, bu “Bütçe Ofisi” aracılığı ile sürekliliği olan bir izlemeyle bu hakkı fiilen kullanabilir. Kendine bir alan açabilir.

Bunun en önemli yollarından biri de kamuoyunun bütçe, harcamalar, gelir ve vergiler hakkında bilgi edinmesi.

Bu çerçevede, TÜSİAD ve Koç Üniversitesi’nin kurduğu Ekonomik Araştırma Forumu (EAF), uzunca süredir eksik kalan bir raporlamayı başlatıyor; düzenli biçimde mali izleme raporları yayınlanacak. Bilkent ve Ankara Üniversitesi Öğretim Görevlisi Ferhat Emil tarafından merkezi yönetim bütçesinde gözlemlenen eğilimler ve 2018’in de ilk üç ayı analiz edilmiş.

Bütçe ve bütçeyi izlemek, nereye ne kadar kaynak harcandığı şu açıdan giderek daha önem kazandı; son 10 yılda parasal alanda sermaye hareketleri ekonomik büyümenin, enflasyonun, döviz kurlarının ve faizin temel belirleyicisi olmuştu. Şimdi küresel koşullar artık bu tabloyu hızla değiştiriyor. Önümüzdeki yılların iktisat politikasının ağırlığı bütçe politikasına kayacak; bu açıdan da önem kazandı.

Emil’in hazırladığı raporda, bu açıdan birkaç eğilime dikkat çekiliyor; en başta bütçe politikasında nakit açıkları belirginleşiyor. Bunun anlamı şu; kamuda bütçe emanetleri (işi yaptırıp nakit ödemeyi sonraki döneme ötelemek) veya bütçe avansları (iş yapılmadan ödeme yapma) dikkat çekiyor. 2016 yılından itibaren nakit açıkları bütçe açığının de üzerine çıkıyor. Bunun önemli bir nedeninin ise o yıla kadar biriktirilen bütçe emanetlerinin çözülmesi, yani nakit olarak ödenmesi olduğuna işaret ediliyor.

Bir başka eğilim; ödenek üstü harcama giderek “usulden” hale geliyor. Rapora göre 2016’da 21 milyar, 2017’de 30 milyar TL ödenek aşımı yapıldı. Bunun anlamı; Meclis’in onay vermediği bir harcama yapılmış demek. 2017’de, faiz dışı harcamalarda ödenek aşımı yüzde 6 olduğu görülüyor.

Rapor, dolaysız vergileri ücretlilerin ödediğine, toplam vergiler içinde de dolaylı vergi ağırlığına işaret ediyor.

Rapor, son dönemde dikkat çeken otoyol, köprü ve şehir hastaneleri gibi Kamu-Özel İşbirlikleri konusuna da eğilmiş. Rapor, yılın ilk ayında şehir hastaneleri için 1.3 milyar TL, nisan ayında da köprü geçiş taahhütleri çerçevesinde 3.5 milyar TL’nin “hane halkın transferler” başlığı altında ödendiğini saptamış.

Emil, rapor sunumuna “Bütçe yetim bir dokümandır” diyerek başlamıştı. Umarım yeni Meclis bütçe hakkını yetim bırakmaz.

 

X