"Uğur Ergan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Uğur Ergan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Uğur Ergan

Topaçlıoğlu'nun kadın ve keçileri

“Babam Nahiye Müdürüydü. Bu nedenle birçok yeri gezdik. 5-6 yaşlarında Sivas-Ulaş’daydık. Şirin bir evimiz vardı. Bir de asla unutamadığım keçimiz...”

Böyle başlıyor Akdoğan Topaçlıoğlu, tuvale işlediği güzel yüzlü, uzun bacaklı, cazibeli kadınların yanı başında neden keçi figürlerine yer verdiğini.
Ama “Her çocuk keçi sahibi olabilir. Fakat keçinin hazin sonudur benim unutamadığım...Ki, asıl bundandır keçileri resmetmem” diyor Topaçlıoğlu. Gelin sanatçının kendi ağzından dinlemeye devam edelim, unutamadığı hazin öyküyü:
“Keçi ailemizin bir bireyiydi. Evde özel koltuğu vardı. Kimi zaman kedi gider onun koltuğuna otururdu. O da boynuzlarıyla koltuğa doğru uzanıp kediyi süsmeye başlardı. Kedi koltuğu boşaltır, keçimiz otururdu. Bir kış günüydü sanırım. Kalabalık bir misafir grubu geldi. Oldukça kalabalık. Tam hatırlayamıyorum ya da hatırlamak istemiyorum galiba. Kalabalık misafir grubu için keçi kesildi. Öyle sessizce donup kaldım. En net hatırladığım ise ağızımdan dökülen, ‘Vah benim keçim, kara keçim’ sözleri...”
Topaçlıoğlu’nun atölyesindeki çalışmalarını izlerken, aslında keçilerin de kadınlar gibi çekici ve güzel olduklarını idrak ediyorum. Topaçlıoğlu’nun atölyesinden de bahsetmeyelim. Ben böylesine derli toplu, zemin katta olmasına rağmen sabahtan akşama kadar güneş alıp, insana enerji yükleyen bir atölye görmedim desem yalan olmaz. Her odada ayrı bir şövale ve üzerlerinde bitmiş veya bitmek üzere olan bir resim.
Sadece keçi figürü değil Topaçlıoğlu’nun güzel kadınlarını çevreleyen. Büyük tekerlekli bisikletler de var, esen rüzgarda dalgalanan saçlara eşlik eden atlar da...Bunların gerekçesini de şöyle anlatıyor Topaçlıoğlu:
“Başta söylediğim gibi doğa ile iç içe geçmiş bir çocukluğum oldu. Her türlü hayvanın dostluğuna, bahçede, bostanda yetişmiş her çeşit sebze ve meyvenin tadına vardım ben. Atlar vardı peşinden koşup gittiğim. Düşer pantolonum yırtılırdı. Yama yapılırdı bizim zamanımızda pantolona, çoraba. Öyle bir yama yapılırdı ki, özenirdiniz yamalı pantolon giymeye. Sekiz kardeşiz. Hepimiz eğitimde başarılıyız. Her yaz tatili öncesi babamdan karne hediyesi olarak bisiklet istiyoruz. Nahiye müdürü adam nasıl alsın her birimize bir bisiklet? İşte resimlerimde gördüğünüz at da, bisiklet de özlemimdir benim. Ama şunu da söyleyeyim at da, keçi de son derece estetik hayvanlar.”
Topaçlıoğlu’nun resme olan ilgisi daha çocukken başlamış. Çocuk yaşta çizdiği ve amcasından, “Yalan söyleme bunu sen çizmiş olamazsın” diye tokat yemesine neden olan fili gözü gibi sakınıp saklıyor. İlk ve orta öğrenim yıllarında okulun her duvarına dört mevsimi gösteren devasa takvimleri boyayıp hazırlamak da onun göreviymiş. Daha sonra gelen Gazi Üniversitesi yılları...
Topaçlıoğlu sık sergi açan bir ressam değil. Ama eserleri aranan bir sanatçı. Hocası Mustafa Ayaz. “Özellikle kadınlarınızda Ayaz etkisini görmek mümkün” diyorum. O da tamamlıyor:
“Ayaz gibi bir hocanın öğrencisi olmak benim için onurdur. Ondan etkilenmemek mümkün mü? Ama ben kendi farkındalığımı da yaratmış olmanın mutluluğunu yaşıyorum”.
Daldan dala atlayarak sürüyor Topaçlıoğlu ile sohbetimiz. Birbirimizi tanımaktan dolayı memnun kaldığımızı hissediyoruz. İkimiz de “Sanat işte böyle bir şey. İnsanlar arasında yeni dostluklar da kuruyor” diyoruz. Keyifli saatler sonrası Topaçlıoğlu’nun yanından önce İstanbul, ardından Ankara’da sergi açma planları olduğu bilgisiyle ayrılıyorum. Sanırım sanatseverlerin merakla beklediği sergiler bu yıl içerisinde gerçekleşecek.

KENTTE NE VAR?

Uzun bir süre Almanya’da yaşadıktan sonra Türkiye’ye dönen, İstanbul ve Bodrum’da atölyeleri bulunan ünlü ressam Hanefi Yeter’in tuval ve kağıt üzeri yağlıboya çalışmalardan oluşan resim sergisi 14 Ocak’ta KAV Sanat Galerisi’nde (Yıldız) açılacak. Genç sanatçılar Müge Ceyhan, Aycan Güler ve Tayfun Gülnar’ın eserleri de yine aynı yerde sanatseverlerle buluşacak. Bilkent’teki RC Müzayede’de Avni Arbaş, Adnan Turani, Mustafa Ayaz, Kayıhan Keskinok, Sabri Akça ve daha bir çok ünlü sanatçının eserlerinin satışa sunulacağı müzayede 18 Ocak’ta saat 15.30’da başlayacak. Diğer sergiler de şöyle:
Anıl Saldıran (14 Şubat’a kadar-Galeri Nev/GOP), Orhan Taylan (Yarın açılacak-Armoni Sanat/Yıldızevler), Orhan Gürel (21 Ocak’a kadar-Sevgi Sanat/Çankaya), Yusuf Toprak (19 Ocak’a kadar-Sepa Sanat/Ümitköy), Raif Gökkuş (17 Ocak’ta açılacak-Emin Antik/Kale), Kadir Şişginoğlu (22 Ocak’a kadar-Galeri Fırça/Yıldız), Mehmet Emin Erdoğdu (24 Ocak’a kadar-Nurol Sanat/Güvenevler), Füsun Gönder (14 Ocak’ta açılacak-Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi), Özlem Kireçoğlu Yavuz(Yarın açılacak-TBMM Kültürevi/Kızılay).

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI