"Uğur Ergan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Uğur Ergan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Uğur Ergan

Serseri örümcek

Siyah-Beyaz, ismi Ankara ile özdeşleşmiş, hakkında sinema filmi çekilmiş galeri ve barıyla, başkentin en köklü mekanlarından birisidir.

Siyah-Beyaz düzenlediği sergilerle fark yaratmaya özen gösterir. Mustafa Horasan’ın 6 Nisan’da açılan ve 8 Mayıs’a kadar sürecek olan “Serseri örümcek” isimli sergisi de farklı tarzı ortaya koyuyor. Bu sergiyle ilgili Melis Golar’ın sanatçıyla yaptığı söyleşiden öğreniyoruz ki, aslında Horasan bir ressam değil, grafikçi. Horasan, “Ben aslında grafik mezunuyum ve resim yapmayı ressamlardan öğrendim. Akademik bir eğitimim yok resim alanında. Resmi resimle öğrendim. Fotoğraf çekerek, özgün baskı yaparak öğrendim. Resme ilgim babamın bana aldığı müze kitaplarıyla başladı. Bu bir refleks olarak devam etti. Bakarak öğrendim, sürekli kitapları inceleyerek öğrendim” diyerek, gayet açık yüreklilikle bu gerçeği ortaya koyuyor.

Serseri örümcek

SERGİ HEYECAN UYANDIRMALI

Horasan’ın oldukça uzun söyleşisinde sergisiyle ilgili özetleyebileceğim bir bölüm ise şöyle: “Sergi yapma fikri benim için çok heyecanlı bir fikir. Bunun bir tek yöntemi yok benim için, kimi zaman biriken dönemsel işlerimin bir araya gelmesinden de oluşabilir. ‘Serseri Örümcek’ de böyle bir sergi. Sadece bir isimle serginin ruhunu betimleyebilirim. Bazen de bir konuya kafayı takıp, o konuda araştırıp okuyabilirim. Yaşlanmak üzerine Londra’da yaptığım sergi ‘Vakti Gelince’ de böyle oluştu. Aslında her sergi benim için kendimi test ettiğim, kendimle boy ölçüştüğüm ve kendimi izleyici yerine koyduğum bir durak. Bir sanatçının sergisi bende merak uyandırmalı, gitmek istemeliyim (...) Kendimi heyecanlandıramıyorsam, kendi sergimi merak etmiyorsam onun bir esprisi kalmıyor. Sergi beni bir yerden bir yere taşımalı, bir geçiş süreci yaşatmalı, evrilmeli, başka fikirler doğurmalı. Bütün fikrim sergi yapmak üzerine değil, bütün fikrim öncelikle iş yapmak üzerine. Bu çok karışık bir süreç. Gerekçelerini çoğaltınca üretim gerekçelerini de çoğaltmış olursun. Tek bir gerekçe üzerinden iş üretmek benim yöntemim değil. Belirli bir konu üzerine çalışmak bir süre sonra tıkanmaya sebep olabilir. Ben kendi adıma gerekçelerimi çoğaltmaya çalışıyorum; okuduklarımı, kültürel birikimimi, tat aldığım şeyleri türetiyorum. Daha çok bilgilenmek, daha çok merak etmek ve yeni yeni söylemler oluşturmak istiyorum. Tabi bu ticari olarak riskli bir şey. Ama ben böyle bir riski çoktan göğüslemiş durumdayım. Bir resim üzerine o dönem çalışmak istemiyorsam, ki bu atölyede farklı sezonlardan yarım kalan bir sürü iş vardır; üstünü kapatıp yeni döneme geçebilirim. Benim için duygusu bittiyse bitmiştir. Kimi zaman geri de dönülebilir ama onun zamanını belirsizdir, bir gün gelir, beni bulur ve bir daha üret derse başka bir dille onu tekrar yapmak isteyebilirim.”

KÜLTÜR VE SANATÇIYA BAKIŞ

Horasan, “kültür” ve “sanatçı”ya bakışını da, “Kültür politikası diye bir şey olamaz, daha doğrusu kültürün politikası olamaz. Kültür bir politika, bir siyasal güç tarafından belirlenemez. En azından belirlenmemeli. Kültür kendi içinde oluşan, gelişen, tortulanan, sonra da kuşaktan kuşağa geçen, yaşayan, aurasıyla, enerjisiyle var olan bir mevhumdur. Sanatçı aciz insan değildir, her şeye rağmen üretecektir. Her dönemde de bu böyle olmuştur (...) Sanatçı kendini sistemin dışında tutabildiği, üretimine devam edebildiği sürece kendi, enerjisini devam ettirebilir. Ben ‘devlet bize yardım etsin’ düşüncesinde değilim. Ben devletten bir şey beklemiyorum, engel olmasın yeter diyorum, ki onu bile demiyorum artık. Çünkü biliyorum ki yurt dışına bir şey götüreceğim zaman önce gümrüğe götüreceğim işlerimi, büyük zorluklar çıkacak, vergiler, satmamak üzere götürdüğünü ibraz etmeler, bir takım şartlar vs.(...) Şevkimizi ve arzumuzu canlı tutmaya çalışıyoruz. Büyük bir zorluğumuz var ama her şeye rağmen var olmaya devam etmek zorundayız. Bu bir zorunluluk değil aşk, onu da ekleyeyim. Burada zorunluluktan bahsedemeyiz, bu bizim işimiz değil, bu bizim aşkımız. Yani içine doğduğumuz bir durum. Bu işi yapma isteği o kadar heyecanlı ve canlı ki, her şeye rağmen zaten devam edeceğiz” sözleriyle dile getiriyor.
KENTTE NE VAR?

Efgan Beyaz-19 Nisan’da açılacak (Sevgi Sanat/Çankaya), Harun Antakyalı-4 Mayıs’a kadar (Galeri Güven/Çayyolu), Lütfü Günay-19 Nisan’da açılacak (Armoni Sanat/Yıldız), Canan Atalay-18 Nisan’da açılacak (Atlas Sanat/Cinnah Caddesi), Ekin Saçlıoğlu-23 Nisan’a kadar (Galeri Nev/GOP), Erdoğan Seçil-30 Nisan’a kadar (Alev Sanat/Park Caddesi), Sera Uzel-21 Nisan’da açılacak (BoHo Art/Kale), Alaybey Karaoğlu-18 Nisan’da açılacak (Çağdaş Sanatlar Merkezi/Çankaya), Necati Ferahoğlu-Haydar Durmuş-Svetlana İnaç-25 Nisan’a kadar (Emin Antik/Kale), Resul Aytemur-20 Nisan’da açılacak (Geleri Soyut/Yıldız), Behruz Kuul-19 Nisan’da açılacak (Çağdaş Sanatlar Merkezi/Çankaya), Kayhan Aybatlı-25 Nisan’a kadar (Medya Sanat/Çankaya), Raşit Altun-26 Nisan’a kadar (Platform A/Taurus AVM), Zehra Sengir-30 Nisan’a kadar (Stillife/Yıldız), Ceyda Çoksezen-Nehir Balkan-İ.Toprak Güler-28 Nisan’a kadar (Ata Sanat/Kale), Mümtaz Demirkalp-21 Nisan’a kadar (Arte Sanat/Çayyolu).

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI