"Uğur Ergan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Uğur Ergan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Uğur Ergan

Çağdaş oluşum "Alarm-Art"

Artankara’da dikkatimi çeken ve beğendiğim reyonlardan birisi “Alarm-Art” oldu.

Çağdaş oluşum Alarm-Art“Büyük ihtimalle İstanbul’dan bilmediğim bir galeri” düşüncesiyle reyonun içine girdiğimde tanıdık isimlerle karşılaşınca hemen yanıldığımı anladım. Reyona girince karşımda gördüğüm ilk isim Hakan Esmer oldu. Genelde “Eskişehirliler” olarak bildiğimiz grubun oluşumu hakkında ayrıntılı bilgi verdi. Hakan Esmer’le birlikte Serdar Leblebici, Selçuk Yılmaz, Cemalettin Yıldız, Ekrem Şerif Egeli, Özgür Eryılmaz, Betül Demir Karakaya, Nevres Akın, Pelin Özgöçen, Erhan Lanpir, Metin Kılıç ve Mehmet Yıldırım’ın oluşturduğu bu grubun fuardaki onur konuğu Mahir Güven’di. Oldukça geniş bir alana kurulu Alarm-Art’ın reyon dizaynı, panellerin resimlerle boğulmayışı, heykellerin sergilenişi, çağdaş resim sergisi anlayışına yakışır düzeydeydi. Şahsi fikrim fuarda aynı havayı yansıtan reyon sayısı oldukça azdı. Bir de, reyon panellerini resimle doldurma anlayışından ne zaman vazgeçilecek, merak ediyorum. Sebze-meyve pazarı tezgahı gibi panellerin tamamını resimle doldurmak ne görselliğe yakışıyor, ne de çağdaş sanata. Tabloyu gösteren şekilde çerçeveleyip, duvara asıp ışıklandırmanın izleyiciyi daha çok cezbettiğini unutmamak gerekir. Aksi çağdaş resim fuarını, her yeni yıl öncesi alışık olduğumuz “hediyelik eşya fuarına” benzetmekten başka bir şeye yaramaz. Umarım gelecek yılki fuarda bu çağdaş anlayışa daha fazla özen gösterilir. Bunun için de seçici bir kurulun olması, eğer kurul varsa da, verdiği kararlara uyulup uyulmadığının tespit edilmesi ve denetlenmesi gerekir.
Konumuza geri dönersek, Alarm-Art, grubu oluşturan sanatçıları ve eserlerini tanıtan, grubun amacını anlatan cilt kapaklı, büyük ebatlı 204 sayfalık güzel bir kitap hazırlamış. Bu kitapta grubun değişik projeleriyle ve yaptıklarıyla ilgili özellikle akademik olarak resim eğitimi alan öğrenciler açısından öğretici birbirinden ilginç sanat yazıları var. Benim ilgimi grubun desen ağırlıklı “3+1” projesiyle ilgili yazı çekti. Bu nedenle “Desen resmin namusudur” isimli yazının bir bölümünde yer alan “Alarm-Art olarak sanat nesnesini onun oluş süreçleriyle, yaratıcısıyla, atölyesiyle buluşturmak, sanatçının düşünme biçimini olanca çıplaklığı ile masaya yatırmak, böylece eserin duygu ve evrenimizdeki özgül ağırlığını geliştirdiğimiz bir projedir 3+1. Bu sergi ile kağıdı, çizgiyi, lekeyi, eser üretiminde yalnızca bir ‘ara yüz’ olmaktan çıkarıp, Auguste Ingres’in ‘Desen resmin namusudur’ sözünü de yedeğine alarak yeniden sanatın dolaşımına sokuyoruz” vurgusunu önemsedim. İnternette “www.alarm-art.com” adresine girerek Türkiye’nin değişik kentlerinden çağdaş sanatçıların oluşturduğu bu grubun çalışmaları, sergileri ve diğer sanatsal faaliyetleri hakkında daha ayrıntılı bilgiye sahip olabilirsiniz.

Çağdaş oluşum Alarm-Art

BOZDOĞAN SERGİSİ

Geçen hafta bir toplantı için daha önce görev yaptığım Almanya’daydım. Hürriyet’in, o zamanlar Almanya’nın başkenti olan Bonn’dan da sorumlu Köln bürosunda çalışırken yüzyüze tanıştığım Türk ressamlardan biri Seyyit Bozdoğan olmuştu. Seyyit Hoca’nın Köln’de açtığı serginin plaketi Hürriyet Köln bürosunun duvarını süslerdi. Bozdoğan’ın 29 Mart’ta Galeri Akdeniz’de (Yıldız) sergi açacağını duyunca eski Almanya yıllarını bir kez daha hatırladım. Bozdoğan’ın eserlerinde Torosların heybetli coğrafyasını hissedersiniz. Nedenini şöyle açıklıyor Seyyit Hoca: “Çocukluğum güneyde, Torosların eteğinde geçti. Buradaki renkli toprak katmanları, birbiri içine girmiş kayalar bende iz bırakmış yaşantılarımın birer parçaları olmuştur. Belleğimde yer etmiş bu ve buna benzer anılarım, aldığım sanat eğitimi sonucunda çağrışımlarla soyutlamalarla sanatsal biçimlere dönüşmüştür. Resimlerimdeki insan bedenlerinin manzara görünümündeki etkisi de doğadaki biçimlenmelerin analizci bir bakış açısı yorumlamalarıyla oluşmuştur. Ancak bu görünümdeki insan bedenleri belirli bir yabancılaştırma yöntemi ile doğadan koparak, kendine özgü, farklı strüktürlerle kamufle edilmiş, üzerinde görsel bir gezintinin yapılabildiği bir haritayı barındıran manzaraya dönüşmüştür.”

KENTTE NE VAR?

Arzum Onan (Heykel)-28 Nisan’a kadar (CerModern/Sıhhiye), Ayhan Türker-Yarın açılacak (Armoni Sanat/Yıldız), Turan Üstünel-2 Nisan’a kadar (Bilkent Üniversitesi Sanat Galerisi), Şahram Mahdavi-11 Nisan’a kadar (Emin Antik/Kale), Ebru Karakimseliler-27 Mart’ta açılacak (Kent Sanat/Yıldız), Tunç Tanışık-27 Mart’ta açılacak (Sevgi Sanat/Hilal Mahallesi), Ali Koçak-4 Nisan’a kadar (BoHo Art/Kale).

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI