"Uğur Cebeci" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Uğur Cebeci" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Uğur Cebeci

Büyük kaçışın hikayesi

Osaka’dan İstanbul’a asrın kaçışı organize edildi. Bir kontrbas kutusu içinde uçağa bindirilen eski Renault-Nissan CEO’su Carlos Ghosn tereyağından kıl çeker gibi bir operasyonla İstanbul üzerinden Beyrut’a götürüldü. Nefesleri kesen bu kaçış hikâyesi, hâlâ karanlıkta olan noktaları olsa da, bilinenleri ile filmlere konu olacak kadar ilginç detaylarla dolu.

Amerikalı bir ekip müthiş kaçışın bütün denklemlerini kurmuştu. Nissan-Renault eski CEO’su Carlos Ghosn’u götürecek uçak Osaka’da Genel Havacılık apronunda bekliyordu. Yakıtını almış, ikram yüklenmişti. Alacakaranlık bir park yerindeydi. Kısa süre sonra iki Amerikalı yolcu geldi. Zaten yolcu listesinde iki Amerikalı görünüyordu. Michael Taylor ve Antonie Zayek, belli ki bu operasyonun liderleriydi.Uçağa biner binmez kabin memuruna, “Hiçbir şey istemiyoruz. Bir şey istersek biz gelir söyleriz” dediler.Yolcu ile irtibat kesilmişti. Ara kapı kapatıldı. Artık yolcu kabini görünmüyordu.

AĞIR BİR KUTUYDU

Bu arada uçağın açık kargo kapısından handling şirketi personeli bir müzik aletleri ekipmanı kutusu yüklediler. Boyu 2.20 metreden biraz fazla, genişliği 80 santimden biraz azdı. Yüksekti ama çok ağırdı. Genel Havacılık Terminali’nden geçerken kutu kilitliydi. Görevlilere içinde müzik için bazı ağır elektronik parçalar olduğu söylenmişti. Koca kutu x-ray sisteminden geçirilemedi. Uçağın 102x80 cm genişliğindeki kargo kapısından rahatça içeri alındı. Kargo bölümü 5.23 metreküptü. Birkaç da çanta yüklendi. Kargo kapağı görevliler tarafından kapatıldı. Kokpitte, kapağın açık olduğunu gösteren ışık söndü. Pilotlardan biri kontrol yaptı, sorun görünmüyordu. Saat 22.00 gibi önceden belirlenen saatte motor çalıştırılıp, pist başına gidildi. Eğer kontrbas kutusu olsa ağırlığı çok dikkat çekebilirdi. Müzik ekipmanları kutunun çeşitli yerlerinde içeri görülmeyecek ama rahatça hava girebilecek delikler vardı.

NEFES SORUNU YOKTU

Sandık içinde saklanan Carlos’un nefes alma sorunu yoktu. Hava giriyordu. Uçak hızla kalktı, tırmandı, kısa sürede Japon hava sahasından çıktı. Carlos Amerikalılar tarafından kutudan alındı. Yolcu bölümünün arka tarafındaki yataklı kısma geçirildi. Burası da oturma yerlerinden ayrılabiliyordu. Uçağın iç yapısı şöyleydi: Kokpitin hemen arkasında ‘galley’ dediğimiz mutfak ve bir ‘crew rest’ yani ekibin dinlenme bölümü vardı. Ayrıca burada bir tuvalet yer alıyordu. Ekibin arka tarafa geçmesine hiçbir sebep yoktu. Bu bölüm ile yolcu bölümü kayar bir kapı ile ayrılıyordu. İki Amerikalı o kapıyı kapattılar ve aniden biri gelmesin diye kilit dilini kaldırdılar. Yolcu bölümünün ön kısmında oturma yerleri, bir masa ve çevresinde de koltuklar vardı. 10 kişilik bir bölümdü. Biraz daha arkada yine yarım pano ve perde ile ayrılan bölümde karşılıklı tam yatak olan iki tane üçlü koltuk vardı.

KARGO BÖLÜMÜNE ULAŞIM

Daha arkasında bir kapı ile tuvalete geçiliyordu. Tuvaletten sonra yine bir kapı ile kargo bölümüne geçmek mümkündü. Bu uçaklarda kargo bölümü altta değildi. Uçuşta da kolay ulaşılıyordu. Carlos’un Kokyo Hidoo semtindeki lüks evinden çıkarılışı yine bu sandık kutuyla yapılmıştı. Evin çevresini saran Japon Polisi, savcılık polisi ve Nissan grubu güvenlik ekipleri böyle atlatılmıştı. Evde yapılan parti bahanesi dikkatleri uzaklaştırmıştı. Acaba Tokyo Osaka arasındaki 5-5.30 saatlik yol ne ile kat edilmişti. Belki de evden çıkarılan aletlerin yüklendiği müzisyenleri bindiği yüksek kasalı midibüs bu iş için kullanılmıştı. Belki de gece uçuş izni olan bir helikopter kullanılmıştı. Bunu bilmiyoruz.

BİR DAHA KUTUYA GİRMEDİ 

Uçak havalandıktan sonra kutudan çıkan Carlos, en arkada üçlü koltuklardan birine yattı. Ekip bir nedenle ön bölme kapısını açsa bile orası görünmüyordu. Uçuş boyunca neredeyse 11 saat iki Amerikalı su bile istemediler. Ekibin merakı artmıştı ama özel uçak işletmeciliği böyle bir şeydi. Yolcu hiçbir şartta rahatsız edilmezdi. Uçuşun bu bölümünün kiralaması neredeyse 350 bin dolardan fazlaydı. Yolcu kabininden çıt çıkmadı. Hiçbir istekte bulunmadılar. Kokpitten yapılan anonsla alçalma yolculara bildirildi.

CARLOS TUVALETTEYDİ

Uçak 30 Aralık sabaha karşı 05.15’te Atatürk Havalimanı’na teker koydu. V-13 park yerinde durdu. Dışarısı karanlıktı. Yağmur yağıyordu. Amerikan Özel Kuvvetlerinde yetişmiş iki yolcu gelen VIP aracı ile Genel Havacılık Terminali’ne gitti. Pasaport polisinden geçip şehre yol aldılar. Sonra da İstanbul Havalimanı’ndan Beyrut’a uçtukları iddia ediliyor. Bu arada Carlos, uçağın tuvaletine girmiş ve kapıyı kilitlemişti. Uçağa hemen MNG Jet Operasyon Müdürü Okan Kösemen geldi. Motorlar zaten durdurulmuştu. İki pilot ve hostesi hangara gitmeleri, evrak işlerini hızla yapmaları için yolladı.
Artık uçakta Okan Kösemen ve gizlenmiş olan Carlos vardı.

BEYAZ DOBLO DETAYI 

Bu arada kamera kayıtlarına göre bir beyaz Doblo uçağın etrafında dolaşıyordu. Sürekli dönüp dikkatleri dağıtıyordu. Uçağın kapısına bir otomobil yanaştı. İnen Carlos muydu, fark edilmiyordu. Hızla hangar açığında bekleyen ikinci uçak olan Bombardier Challenger 300 tipi uçağa geçildi. Reza Zarrab’ın eski uçağında bir hostes vardı. Sonra o uçağa Okan Kösemen bindi. Kule ile görüşmeler yapılmıştı. Motor çalıştırıldı. Uçak çok kısa sürede pist başına gidip Beyrut için havalandı. Carlos’un yine kutu ile diğer uçağa geçirildiği iddia edildi ve ama görüntülerde bu durum karanlık nedeniyle fark edilmedi. Bir süre sonra Lübnan vatandaşı da olan Carlos’un, kimliği ile ülkesine girdiği açıklandı. Okan Kösemen’in de içinde bulunduğu ikinci uçak Beyrut’tan havalandı ve lokal saatle sabah 11.00’de İstanbul’a döndü. Bu operasyondan İçişleri Bakanı’nın, MNG Holding patronunun ve personelin haberi yoktu. Kızılca kıyamet koptu. İki Havaş personeli dışında 4 kaptan ve operasyonun İstanbul ayağındaki Ticaret Müdürü Okan Kösemen tutuklandı. Uçaklara el konuldu.

KÖSEMEN’İN İŞİNE SON VERECEKTİ

MNG şirketinin en önemli bölümlerinden biri hava kargo taşımacılığı. Şirketin patronu kural dışı bir şey olmaması için çok titizlik gösteriyordu. Çünkü bu şirket bu bölgeden kargoları dünya çapındaki kargo şirketleri için Avrupa’nın önemli merkezlerine taşıyordu. Çok güvenilirdi. Bir süre önce patron ayda ortalama 7-8 bin dolar maaş verdiği Okan Kösemen’le yollarını ayırmak istedi ama çalışma arkadaşları “Efendim, yeni çocuğu oldu” falan dedikleri için vazgeçti. Kösemen, ilk ifadelerinde bütün sorumluluğu aldı. Ama mahkemede, Beyrut’tan tanıdığı eski bir arkadaşının kendisini arayıp, “Eşini ve çocuğunu kaçırırız” diye tehdit ettiğini söyledi. Uçağın pilotları ise sadece gelen yolcu konşimentosuna bakarlar. Çünkü zaten yolcu pasaport ve güvenlik kontrollerinden geçtiği için onlar için sorun olmaz. Sorumlulukları da yok ama ilk sorgudan sonra gönderildikleri nöbetçi mahkemede tutuklanarak Paşa Kapısı Cezaevi’ne kondular.

1 MİLYON DOLAR ALINDI

Osaka-İstanbul uçuşunda kullanılan ve devletin el koyduğu Global Ekspress indiğinde park edildiği V13’den V15 park pozisyonuna çekildi, MNG hangarına konulmasına izin verilmedi. Reza Zarrab’ın uçağını da TMSF’nin işletmediği, ARE havacılık’a ait uçağın 11 Şubat 2018’den Kasım 2019’a kadar Caracas’da olduğu, son olarak 11 Kasım 2019 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti üzerinden İstanbul’a geldiği belirlendi. Bu uçağın nereye çekildiği bilinmiyor. Atatürk Havalimanı Genel Havacılık apronunda Carlos’un getirildiği geceki tüm görüntülere İçişleri Bakanlığı müfettişleri el koydu. Bütün kaçış operasyonu için toplam 1 milyon dolar para alındığı, fatura edilen kısmının bankalarda işlem gördüğü ama diğer bölümünün Beyrut’ta elden verildiği bilgisinin doğruluğu hala ortada. Olay organize suçlar bürosuna yönlendirildi.

Büyük kaçışın hikayesi
Osaka-İstanbul uçuşunda kullanılan ve devletin el koyduğu Global Ekspress indiğinde park ettiği yerden başka park pozisyonuna çekildi, MNG hangarına konulmasına izin verilmedi. Uçak açık alanda bekletiliyor.

OSAKA-İSTANBUL OSAKA-BEYRUT NEREDEYSE AYNI UÇUŞ MESAFESİ

OLAYIN ortaya çıkmasından sonra sürekli bu soru soruldu. Neden Renault-Nissan eski CEO’su direkt olarak Beyrut’a gitmemişti? Osaka-İstanbul arası, yani kodları ile RJOO (OSAKA) ve LTBA (İstanbul Atatürk Havalimanı) arasındaki uçuş mesafesi 8 bin 755 kilometre idi. Uçuş süresi karşı rüzgârlar da hesap edildiğinde 11 saat 30 dakika sürüyordu. Osaka (RJOO) ile Beyrut Havalimanı (OLBA) arası ise 8732 kilometreydi. Uçuş süresi 11 saat 29 dakika olarak belirlenmişti. Ama bu uçuş 10 saat 55 dakika sürmüştü. Global Express tam yakıtla 13 saatten biraz fazla havada kalabiliyordu. Uçakta sadece iki yolcu olduğu düşünüldüğünde ve fazla bir kargo yükü bulunmadığından Beyrut’tan daha uzak yerlere de rahatça gidebilirdi.

3 PASAPORTLUYDU

Ama sorun uçuş planı doldurulurken Osaka-Beyrut yazılmasındaydı. Her uçuştan önce doldurulması gereken uçuş planında Beyrut adının geçmemesine özen gösterildi. Çünkü bütün Japon gazetelerinde, televizyonlarında kaçırılan CEO’nun Lübnan, Fransa ve Brezilya pasaportları olduğunu duymayan kalmamıştı. Dikkat çekmemek için büyük kaçışı organize edenler uçuşu iki bacaklı ve birinci bacağı da İstanbul olarak belirlemişlerdi. Öyle de oldu. Uçak direkt İstanbul’a uçtu. Gerçi eski CEO Carlos Ghosn bir kontrbas ya da elekronik müzik aletleri ekipmanları kutusundaydı. Yani yolcu listesinde adı geçmiyordu. Ama işin organizatörleri çok profesyonel oldukları için tedbiri elden bırakmadılar.

X