"Ufuk Sandık" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ufuk Sandık" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Ufuk Sandık

Otolar kaldırımları işgal ederse yayalar ne yapsın

5 Ocak 2005
Yaşanan trafik kaosunda sürücülerin ‘günah keçisi’ olarak gösterildiğini, ancak üst geçitleri kullanmayan, otoyolda karşıdan karşıya geçen, yaya kaldırımı yerine yolda yürüyen yayaların da suçlu olduğunu söyleyerek, yayaların dikkatini çekmek istemiştim. Trafiği birlikte paylaştığımız yayaların da trafik kurallarına özen göstermesi gerektiğini yazmıştım. İrfan Arı adlı okurumuz, gönderdiği elektronik posta ile tartışmaya yeni bir boyut getirdi. Yayaların kaldırım yerine yolda yürümelerine sürücülerin neden olduğunu yazan okurumuzun iddiası ise şöyle:

‘Araçların park etmesinden dolayı yayalar yürüyecek yaya kaldırımı bulamıyor. İstanbul’un her yerinde yaya kaldırımları araçlar için ücretsiz park yeridir. Özellikle galerilerin önleri. Bu insanlar, ne bebeklerini puset içinde gezdiren anneleri, ne de kaldırım inip çıkmanın bir ıstırap olduğu yaşlıları düşünürler. İkaz edildiği zaman da dayak yemediğiniz kalır. Trafikte öncelik hiçbir zaman yayaların değildir. Aksini iddia ettiğinizde bunu kaç sürücü bilir ve uygular.’

Okurumuz bu konuda haklı, kaldırımlar otomobiller tarafından işgal edilmiş durumdalar... Herkes aracını evinin önüne park etmek istiyor. Böyle olunca, kaldırımlar yayaların olmaktan çıkıyor. Yayalar, otomobillerin aralarından dolaşıp kendilerine yol açmaya çalışıyorlar.

Ancak, bu durumun en önemli nedenlerinden biri de, İstanbul gibi büyük şehirlerde yeterli park alanlarının olmaması. Böyle olunca sürücüler kaldırımları park yeri gibi kullanıyor ve yaptıklarını haklı gösterebiliyorlar. Polisler de buna göz yumuyor, ses çıkarmıyorlar.

Sorunun çözümü için öncelikli olarak belediyelerin daha fazla sayıda park yeri açması ve sürücülerin de park konusunda duyarlı olması gerekiyor. Unutmayın, kaldırımlar yayalar, yollar ise motorlu araçlar için... Birbirine karıştırmayalım...

2005 yılı dilekleri

Borusan Otomotiv’in geçen hafta yeni yıl kutlaması için verdiği bir ilanı çok beğendim. İlanda 2005 yılı dilekleri yer alıyordu. Bu dileklerin bugüne kadar Otoyaşam’da savunduğumuz ve defalarca bu köşeden dile getirdiğimiz konuları içermesi dikkat çekiciydi. İlan şöyle:

Dileriz; trafiğimiz su gibi akar, herkes birbirine saygılı olur.

Ticari araçlar hız limitini aşıp, sol şeridi işgal etmez.

Emniyet şeritleri gerçekten acil durumlarda kullanılır.

Siyah dumanlı egzozlar trafikte zehir saçmaz.

Direksiyon başında değil de, yatakta, hamakta kestirilir.

Motosiklet sürücülerine daha saygılı olunur.

Tüm sürücüler kışın kış lastiği kullanır ve Memur Bey’ler hiç zincir sormazlar.

Telefon görüşmeleri yolda direksiyon başında değilken yapılır.

Yollarımız dümdüz, çukursuz, engebesiz ve güvenli olur.

Vergi sistemi düzenlenir, herkes dilediği otomobile sahip olur.

Hürriyet-Otoyaşam ailesi olarak biz de aynı düşünceleri ve dilekleri paylaşıyoruz.

Otomotivciler YTL’ye hazırlıksız yakalandı

YTL’ye geçişin uzun süreden beri belli olmasına rağmen, otomotiv firmaları internet sitelerindeki fiyatlarını değiştirmekte geciktiler. 3 Ocak Pazartesi yani ocak ayının ilk işgününde yaptığımız araştırma sonucunda, birçok otomotiv firmasının internet sitesinde otomobil fiyatlarını YTL’ye çevirmediğini tespit ettik. Sadece bir iki firma internet sitelerindeki fiyatları YTL’ye uygun hale getirirken, bazı firmaların da fiyatlarını güncellemek için internet ulaşımını kapadıklarını gördük. Sanırım, otomotivciler yılın son günlerinde daha fazla satış yapabilmeye odaklandıkları için, YTL konusunu sona bırakmışlar.
Yazının devamı...

KDV açığı, otoda ÖTV artışıyla kapatılacak

29 Aralık 2004
KDV ve gelir vergisindeki indirimler nedeniyle, 1 katrilyonluk liralık kayba uğrayacak olan hükümetin, bu açığı başta otomobil olmak üzere, içki, sigara, akaryakıt gibi ürünlerde ÖTV oranlarını artırarak kapatmayı planladığı belirtiliyor.

Kasım ayında cari açık bahane edilerek otomobilde ÖTV oranları artıran hükümetin, bu son gelişmeyle otomotiv sektörünü ‘yolunacak kaz’ olarak gördüğü iyice ortaya çıktı. Söz konusu ÖTV artışı gerçekleşirse, otomotiv pazarı 2003 yılına geri dönecek. Hükümetin, özellikle binek araç gibi kullanılan, ticari araçların ÖTV’sinde artış yapacağı konuşuluyor. Böylece ÖTV artışıyla, ticari araçların binek araç gibi kullanımının önüne geçilmeye çalışıldığı belirtiliyor.

OTO SATIN ALMA HAKKI

Söz konusu artış gerçekleşirse, Türkiye daha uzun yıllar otomotivden en fazla vergi alan ülke unvanını koruyacak. Otomobil fiyatları ÖTV artışıyla birlikte artacak. Dar gelirlinin otomobil alma özgürlüğü ve hakkı, elinden alınmaya devam edilecek.

Otomotiv sektörü temsilcileri, vergi artışlarıyla birlikte iç pazardaki satışların düşmesinin yanı sıra, sektörü bekleyen asıl tehlikenin Türkiye’nin otomotivdeki rekabet üstünlüğünü kaybetmesi olarak gösteriyorlar. İç pazarın küçük olması nedeniyle kapasite kullanımının düşük olduğunu, ayrıca yabancı sermayeyi çekebilecek yatırım teşviklerinin de olmadığının altını çizen yetkililer, ‘Bu ortamda yabancı yatırımcı, kendilerine kucak açan diğer ülkelere giderler. Türkiye cazibesini yitirirse, daha önce Avrupa’dan üretim için bize gelen yatırımcılar, diğer ülkelere kaçarlar’ diyorlar.

TÜRKİYE CAZİBESİNİ KAYBEDER

Otomotiv firmalarının sadece ihracatla ayakta kalamayacağını, ihracatın iç pazarla desteklenmesi gerektiğini belirten yetkililer, ‘İç pazarın canlanması ve kapasite kullanım oranının artması lazım. Bu sayede rekabetçi fiyatlar gerçekleşir. Aksi taktirde verimlilik düşer’ diye konuşuyorlar.

Bu arada gelecek yıldan itibaren Çin mallarına olan sınırlamanın kalkmasının, Türkiye’nin ihracat lokomotifi olan tekstilde sorunlara yol açması bekleniyor. Tekstil ihracatının darbe yemesi halinde, bu sektörün açığının otomotiv sektörü tarafından kapatılacağının altı çiziliyor. Bu yüzden otomotivin öncelikli sektörler arasına alınması ve vergi artışlarıyla geleceğinin karartılmaması gerekiyor.

Türkiye’nin rakipleri yatırıma kucak açıyor

Çek Cumhuriyeti: Yeni yatırım yapanlara 10 yıllık vergi tatili imkanı veriliyor.

Macaristan: Ar-Ge faaliyetlerine yapılan harcamanın yüzde 200’ü Kurumlar Vergisi dışında tutuluyor. Bazı gelir kalemlerinde vergi avantajı sunuluyor. Vergi borçlarında yüzde 25-30’a varan indirim yapılıyor. Ayrıca vergi 5 yıla yayılıyor.

Letonya: 17 milyon doların üzerinde yatırım yapanlara 3 yıl boyunca yüzde 40’lık vergi indirimi uygulanıyor.

Litvanya: Serbest bölgelerde kurumlar vergisinden 5 yıl boyunca yüzde 80 indirim yapılırken, daha sonraki 5 yıl için elde edilecek kárın yarısı yüzde 50 vergi indirimine tabi tutuluyor. Serbest bölgelerde 1 milyon doların üzerinde yatırım gerçekleştirenlere 10 yıl boyunca yüzde 50 vergi indirimi yapılıyor.

Malta: Yatırım için alınacak demirbaşlarda yüzde 50’lik vergi teşviki bulunuyor. Ar-Ge harcamalarında kurumlar vergisinin yüzde 150’si vergi dışı tutulurken, kazancını yeniden yatırıma dönüştürenlere yüzde 17.5’luk vergi indirimi yapılıyor. Yatırımda miktarı ve istihdam maliyetinden hangisi yüksekse o kaleme yüzde 50’lik vergi teşviki veriliyor.

Estonya: 5 yıllık vergi tatili imkanı sunuluyor.

Polonya: Serbest bölgelerde kurumlar ve gayrimenkul vergisinde yüzde 50’lik avantaj bulunuyor.

Slovakya: Mevcut yatırımı genişletme ve yenileme projesine 10 yıllık vergi tatilinin yanı sıra yeni yatırımlarda yüzde 50’lik vergi avantajı bulunuyor.

Dünyada 837 milyon araç yollarda

‘The Society of Motor Manufacturers and Traders’ (SMMT) tarafından yapılan kıtalar ve ülkeler bazında araç yoğunluğu araştırmasına göre, 2003 yılı itibariyle dünyada 613 milyon 253 bin adeti otomobil, 223 milyon 930 bin adeti ticari araç olmak üzere toplam 837 milyon 184 bin 233 adet motorlu taşıt dolaşıyor. Buna göre dünyada bin kişiye 131 araç düşüyor. Kıtalar açısından bakıldığında en fazla araç sayısı toplamda 312 milyon adetle Amerika’da bulunurken, Amerika’yı 302 bin adetle Avrupa izliyor. Ülkeler sıralamasında ise en fazla araç olan ülke 229 milyon 619 bin adetle ABD başı çekiyor. ABD’yi 48 milyon 564 bin adetle Almanya izliyor. Araştırmaya göre en fazla araç sayısı olan üçüncü ülke ise 38 milyon 476 bin adetle İtalya.

Türkiye ise araç yoğunluğu açısından listede son sıralarda kendine yer bulabiliyor. Otomobil sayısının 4 milyon 700 bin adet, ticari araç sayısının ise 1 milyon 747 bin adet olduğu Türkiye’de toplam araç sayısı 6 milyon 447 bin adeti buluyor. Türkiye araç yoğunluğu açısından sadece Romanya, Bulgaristan, Macaristan, Portekiz, Yunanistan ve Lüksemburg gibi ülkeleri geçiyor.
Yazının devamı...

Otomobil haberde de liderliğe oynuyor

22 Aralık 2004
Ulusal, bölgesel, yerel gazete ve dergilerin oluşturduğu 897 adet yayında, 100 adet sektörün haber ve reklamlarını takip eden medya takip kuruluşu Ajans Press, 2003 ve 2004 yılının ilk 11 aylık verilerine göre binek otomobil sektörünü inceledi. Son dört yıl içerisinde 100 adet sektör arasında haber sıralamasında üçüncü olan otomobil sektörü, özellikle 2004 yılındaki artışla göze çarpıyor.

Bankacılık sektörünün ağırlığını koruduğu haber sıralamasında ikinci sırayı sağlık sektörü alıyor. 2004 yılında 50 bin bankacılık sektörü haberi yayınlanırken, sağlık sektörü haberlerinin sayısı 42 bin adet oldu. Otomobil sektörü ise haber sıralamasında üçüncü sırada yer aldı. Geçen yıl 29 bin otomobil sektörü haberi yayımlanırken, bu yıl 33 binin üzerinde haber yayımı gerçekleşti.

Otomobil haberlerinin sayısındaki artışta Otoyaşam gazetesinin faktörü de etkili oldu. Düne kadar ana gazetelerde kısıtlı olarak yer alabilen otomobil haberleri Otoyaşam’la birlikte daha geniş yer bulabiliyor.

Renault, 5 bin 368 haber sayısı ile 2003 yılına göre yüzde 15’lik bir artışla haber sıralamasında birinci sırada yer aldı. Ford, 5 bin 236 haber ile 2004 yılında da ikinciliğini korudu. Tofaş-Fiat, 5 bin 197 haber ile üçüncü sırada yer aldı. Toyota ise 4 bin 271 haber sayısı ile 2003 yılına göre yüzde 34’luk bir haber artışı ile sıralamada dördüncü oldu.

Trafikte yayaların hiç suçu yok mu

Türkiye’de yaşanan trafik kaosunda hep tek bir suçlu gösterilir: trafik kurallarına uymayan sürücüler. Ancak, çoğu zaman trafiği birlikte paylaştığımız yayaların yaptıkları göz önüne alınmaz. Trafikte günah keçisi sadece sürücüler mi? Üst geçitleri kullanmayan, kaldırımdan yürümeyen, otoyolda karşıdan karşıya geçmeye çalışan, trafik ışıklarına uymayan yayaların, trafik kaosunda hiç suçu yok mu? Otoyolda karşıdan karşıya geçerken otomobillerin altında kalan o kadar çok yaya var ki... Şu gerçeğin altını çizelim; trafikte öncelik her zaman yayaların. Bu yüzden sürücüler önceliği yayalara verip araçlarını dikkatli şekilde kullanmalı. Ancak, yayaların da kendilerine düşen görevleri yerine getirmesi gerekli. Üst geçitleri kullanmalı, otoyolda karşıdan karşıya geçmemeli, kırmızı ışıkta durmalı... Bunların sayısını artırmak mümkün. Yayalar lütfen kendinizi tehlikeye atmayın, kurallara uyun!..

Çocukları hayata bağlayın

Maxi-Cosi, ‘Çocuklarımızı Hayata Bağlayalım’ kampanyası ile anne-babaları bilinçlendirmeyi ve çocuk oto koltuğu kullanma alışkanlığını yerleştirmeyi hedefliyor. Çocukların can güvenliği için oto koltuğu kullanımını arttırmayı ilke edinen Maxi-Cosi, 2 ay boyunca Shell Akaryakıt İstasyonları’nda farklı demografik özelliklere sahip anne-babalara ulaşmayı ve onları birebir bilgilendirmeyi amaçlıyor. Distribütörlüğünü Grup Baby’nin yaptığı Maxi-Cosi, Türkiye’de ilk defa düzenlenen ‘Çocuklarımızı Hayata Bağlayalım’ kampanyası ile gelişmiş ülkelerde çocukların doğumdan itibaren oto güvenlik koltuklarında seyahat etmesi konusundaki yasal zorunluluğun, ülkemizde de uygulanması için bilinç oluşturmayı hedefliyor.

Hyundai 10 milyonuncu aracını ihraç etti

Güney Koreli otomotiv devi Hyundai Motor Company, 10 milyonuncu aracını ihraç ederek tarihinde önemli bir dönüm noktasına ulaştı. İhracat için bantlardan çıkan 10 milyonuncu araç ise, Fransa’ya gönderilecek olan yeni arazi aracı Tucson oldu.

Son dönemlerde global otomotiv endüstrisine damgasını vuran ve 2010 yılında dünyadaki en büyük 5 üreticiden biri olmayı hedefleyen Hyundai Motor Company’nin Ulsan fabrikasındaki törende konuşan HMC Başkan Yardımcısı ve CEO’su Dong-Jin Kim; ‘Geçen yıl Hyundai Motor Company, tarihinde ilk kez yurt dışı satışlarında yıllık 1 milyon adedin üstüne çıkarak ve bu alanda Toyota’nın arkasından ikinci olarak bir rekor kırdı. Bugün Hyundai Motor Company, iş ortaklarıyla birlikte dünya çapında 1 milyondan fazla kişiye iş imkanı sunuyor. Geçen yıl elde edilen 10 milyar dolarlık dış kazancıyla Hyundai Motor Company, Kore ekonomisinin gelişip büyümesine de büyük bir katkı sağlıyor’ dedi.

Petrol Ofisi ve Lipton kazandırıyor

Lipton-Petrol Ofisi işbirliği ile onbinlerce kişi hediye kazanma şansı elde ediyor. 1 Aralık 2004-31 Ocak 2005 tarihleri arasında Petrol Ofisi istasyonlarından 60 milyon liralık akaryakıt alışverişi yapanlara, karşılığında Lipton 6’lı poşet çay, 120 milyon liralık alışveriş yapanlara ise Lipton 6’lı poşet çayın yanında mug bardak hediye ediliyor.

Kampanya sadece anında hediyeler ile de sınırlı değil. 8 Şubat 2005 tarihinde yapılacak ve 1 kişiye Land Rover Freelander, 25 kişiye Sony Vega 82 ekran televizyon, 50 kişiye Sony Ericsson K700 cep telefonu verecek çekilişe SMS yolu ile katılmak mümkün.

Test sürüşü yapanlara Lacetti şansı

Chevrolet, 15-31 Aralık 2004 tarihleri arasında düzenlediği kampanyada, Lacetti Notchback 1.4 SE hediye ediyor. Chevrolet bayilerine gelerek, test sürüşü yapan ve bilgi formlarını dolduran müşteriler çekilişe katılmaya hak kazanacaklar.
Yazının devamı...

Otomotiv yıl bitmeden rekora imza attı

15 Aralık 2004
Otomotiv henüz yıl bitmeden 11 ayda rekor kırdı. Otomotiv Sanayii Derneği rakamlarına göre, binek otomobil ve ticari araç satışları 11 ayda toplam 667 bin 329 adet olarak gerçekleşti. Aralık ayında satışların 70 bin adetleri yakalayacağı tahmin ediliyor. Eğer bu gerçekleşirse, otomotiv 2004 yılını yaklaşık 740 bin adetlik satışla kapayacak. Bu da tarihe üçüncü en iyi satış yılı olarak geçecek.

Toplam pazar rekora imza atarken, gözler otomobil satışlarında... 1993 yılında otomobil satışları 442 bin adet, 2000 yılında da 466 bin adet olarak rekor kırmıştı. Bu yılın ilk ayları ise, yeni bir rekorun haberci gibiydi. Eğer, ilk 4 aydaki satış trendi devam etseydi, 2004 yeni bir satış rekorunun kırıldığı bir yıl olarak tarihe geçecekti. Ancak, yıla iyi başlayan satışlar, daha sonra hurda teşviğinin cazibesinin ortadan kalkması ve taşıt kredisi faizlerinin yükselmesi sonucunda yavaşladı. Satışların ilk aylara göre düşme trendine girmesine rağmen, Kasım sonunda otomobil satışları 401 bin adeti yakaladı. Aralık’ta da beklenen talep gerçekleşirse, otomobil satışlarının yıl sonunda 440 binler civarında gerçekleşeceği tahmin ediliyor. 2004 sonunda yeni bir rekor kırılmasa bile, otomobilin 1993 yılını yakalama şansı var.

Vites büyüttük 7. Vites olduk

CNN Türk’te editörlüğünü yaptığım ‘6. Vites’ otomobil programının adını bir vites büyüterek ‘7. Vites’ olarak değiştirdik. ‘7. Vites’ artık her cumartesi saat 12.05’te CNN Türk’te yayımlanacak. 7. Vites, aynı ‘6. Vites’ gibi otomotiv dünyası ve yollardaki rehberiniz olmaya devam edecek.

CNN Türk’ün en çok seyredilen programları arasında yer alan ‘6. Vites’ neden bir vites ileri gitti ve ‘7. Vites’ oldu onu açıklayayım. Programı yapmaya başladığımızda adımız ‘5. Vites’ti. O zaman sadece dört vitesli otomobiller yollardaydı. Daha sonra beş vitesliler yollara çıkınca, biz de adımızı ‘6. Vites’ olarak değiştirme zorunluluğu hissettik. İki seneden fazla yayın hayatında kalan ‘6. Vites’ otomobil tutkunları tarafından çok beğenildi ve Türkiye’de örnek bir program olarak gösterildi. Şimdi programımızın adı ‘7. Vites’... Belki ilerde ‘8. Vites’ de olabilir. Bu bizlerin her zaman bir adım ilerde olma isteğimizden kaynaklanıyor.

‘6. Vites’in başarısında emeği geçen başta yapımcı ve yönetmen arkadaşım Ufuk İşman olmak üzere herkese teşekkür ederim. Aynı başarıyı ‘7. Vites’te de yakalamayı hedefliyoruz. Görüş ve önerileriniz için 7vites@cnnturk.com.tr adresine yazabilirsiniz.

Korkutarak kazaları önlemek mümkün değil

İstanbul’da son günlerde karayolu kenarlarına yerleştirilen kaza sonucunda hurdaya dönmüş otomobiller dikkatimi çekmeye başladı. Bu otomobillerin bazılarının içinden kanlar içinde aşağıya sarkmış insan maketleri bulunuyor. Hatta gece görülmeleri için de ışıklandırılmış. Bunların kimin fikri olduğunu bilmiyorum. Ama, insanı dehşete düşüren bu hurda araçları görünce geçmişi hatırladım. Eskiden şehirlerin giriş ve çıkışlarında kazaları önlemek, sürücülerin trafik kurallarına dikkat etmesini sağlamak için bu tarz araçlar sergilenir, ‘Yavaş sür!’, ‘Alkollü araç kullanma!’ vb uyarılar yapılırdı. Hızlı sürersen, trafik kurallarına uymazsan sonun böyle olur mesajını verilirdi. Son yıllarda bu tarz uyarılardan vazgeçildiğini sanıyordum. Geçen hafta hurda araçları görene kadar.

İnsanları korkutarak, trafik kazalarını önlemek mümkün değil. Örneğin, sigarayı önlemek amacıyla yapılan kampanyalarda da sigara içenlerin akciğerlerini gösteren fotoğraflar kullanılıyor ya da sigara paketlerinin üzerine kansere yol açar yazıları yazılıyor. Ama sonuçta bütün bunlara rağmen, sigara içenler sigarayı ne yazık ki bırakmıyor. Aynı şey trafikte de geçerli.

Bu yöntemi kullanmak hiçbir işe yaramaz. İnsanlar hurda araçlara bakıp, sadece ‘Sağ çıkan var mı?’, ‘Son hızı neydi?’, ‘Aracın modeli ne?’ sorularını sorarlar. Artık günümüzün iletişim olanaklarından faydalanmak, dünya da trafik problemini nasıl çözdü diye bakmak lazım. Bu iş korkutmayla olmaz.

VW’nin trafik setlerinde 3M reflektif yelek

Volkswagen 3M ile yaptığı işbirliği sonucunda Türkiye’de satışa sunduğu araçların trafik setlerine 3M Scotchlite reflektif yelek koyuyor. Amaç, araç sahiplerinin özellikle geceleri yolda kalmaları durumunda trafikte can güvenliğini sağlamak. Reflektif yelekler, gece yayaların trafikte rahat fark edilmesini sağlıyor. Beyaz kıyafet giyen yayalar karanlıkta yaklaşık 83 metre mesafeden görülebilirken, 3M Scotchlite reflektif yelek giyen yayalar beyaz giysi giymiş yayalardan 1500 kat daha fazla fark ediliyor.

Dacia Logan halk otomobili seçildi

Gelişmekte olan pazarların halk otomobilinin seçildiği organizasyon ‘AutoBest’ , ilk fikriyle birlikte ‘halk’ için tasarlanmış, geliştirilmiş ve üretilmiş bir otomobili seçti. Dacia Logan, 2005’in AutoBest’i oldu. 13 ayrı kriterli oylama sonucunda Avrupa’nın çevresindeki Polonya, Ukrayna, Romanya, Bulgaristan, Kıbrıs Rum Kesimi, Makedonya, Yugoslavya (Sırbistan Karadağ), Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Hırvatistan ve Türkiye’den oluşan 11 ‘Gelişmekte Olan Avrupa Pazarı’nda yılın halk otomobili için Dacia Logan’a oy verdi. Logan, finalde yarışan Opel Astra, Chevrolet Lacetti ve Skoda Octavia’yı özellikle fiyat avantajıyla geride bıraktı.

Hyundai ihraç modellerine H100 Panel Van’ı da ekledi

İlk kez 2002 yılında Accent Admire ve Starex hafif ticari araç grubuyla ihracata başlayan Hyundai Assan, H100 Panel Van modelini de yurt dışına gönderilen araçların arasına ekledi. Cezayir’e gönderilen H100 Panel Van’lar ile birlikte Hyundai Assan’ın Türkiye’de üretilen tüm modelleri yurt dışına ihraç edilmeye başladı. Hyundai’nin Cezayir distribütörü olan Hyundai Motor Algeria’nın isteği üzerine Cezayir Telekom için özel olarak 400 adet H100 Panel Van hazırlandı. Türkiye için üretilen H100 Panel Van’larda sadece ön koltuk sırası bulunurken Cezayir Telekom için hazırlanan araçlarda ikinci bir koltuk sırası yer alıyor. Sadece beyaz renkle hazırlanan 6 kişilik araçlarda kargo alanı, yolcu kabiniyle bir paravan sayesinde ayrılırken yükleme bölümüne de arka kapıdan ulaşılabiliyor. 80 beygir maksimum güç ve 167 Nm maksimum tork üreten 2.6 litre hacimli dizel motorun kullanıldığı H100 Panel Van’lardan ilk etapta 50 adet gönderilecek. Aralık 2004 içinde hazırlanacak diğer araçlarla birlikte yıl sonuna kadar Cezayir Telekom için toplam 400 adet H100 Panel Van gönderilmiş olacak.

Oto aksesuvar zinciri CMS Shop Koşuyolu’nda

Jant üretiminde faaliyet gösteren CMS’nin oto aksesuvar, yedekparça mağaza-servis zinciri CMS Shop açıldı. Montaj ve bakım hizmetlerinin yanı sıra dünyaca ünlü markaların yer aldığı 5 bin kalem ürünün satışının da yapılacağı CMS Shop, tuning sektöründeki yenilikleri de Türkiye’ye taşımayı amaçlıyor. CMS Shop, Koşuyolu’nda 800 metrekare showroom ve 500 metrekare servis alanına sahip merkeziyle haftanın 7 günü 12 saat hizmet verecek. Jant, lastik, fren, süspansiyon sistemleri, elektronik ve mekanik arıza teşhis üniteleri, carbon clear, yakıt tankı temizlik sistemleri ve süspansiyon test üniteleri alanında faaliyette olacak CMS Shop’da lastik markalarının büyük bir bölümü çok geniş ebat ve çeşitleriyle satışa sunulacak.

3 lastik fiyatına 4 lastik

Fulda lastiklerinden 3 adet Fulda fiyatına 4 adet Fulda alma fırsatı ve anlaşmalı banka kartı sahiplerine 12 aya varan taksit olanağı sunuluyor. Kampanya, sürücülere, araçlarında kullandıkları lastikleri son derece avantajlı koşullarda, kış lastikleriyle değiştirmelerinde büyük kolaylık sağlayacak.
Yazının devamı...

Havayı koklayan adam ve ben...

8 Aralık 2004
Zaten romatizmam da yok. Yani ortak yönümüz ‘hava’yla ilgili değil. Bünyamin’le ortak bir yönümüz; ikimizin de mesleklerimizle ilgili sorularla sıkça karşılaşmamız. Özellikle, kış aylarında Bünyamin’e herkes ‘Hava nasıl olacak, kar var mı?’ diye soruyor. Bana sorulan sorular ise otomobillerle ilgili. ‘Hangi otomobili satın alayım, aracımı bakıma götüreceğim, tanıdığın bir servis var mı, hangi lastik markası daha iyi?’ en fazla karşılaştığım sorular. Bundan şikayetçi değilim, (Bünyamin’i bilmiyorum) sadece bir gerçeğin altını çizdim. Aslında ‘otorite’ kabul edilerek danışılması, insanın gururunu okşuyor. Auto Show Fuarı sırasında gerçekleştirdiğimiz canlı yayınlara yetişememe kaygısıyla Bünyamin’e kar yağışıyla ilgili tacize varan sorular sorunca, ortak yönümüz aklıma geldi.

Sol şeritlerin yeni sahipleri ticariler

Hafif ticariler gerek konfor, gerek tasarımları, gerekse motor performanslarıyla otomobillere benzemeye başladı. Böyle olunca da altına bir hafif ticari araç çeken kendini sol şerite atıyor. Sol şerit bütün dünyada sollamak için kullanılıyor. Ama Türkiye’de ne yazık ki sol şerit, hız yapma şeridi olarak algılanıyor. Yük taşımak için dizayn edilen bu araçlar, yüksüz olduklarında ise birer hız makinasına dönüşüyor. Sol şeridi kapatıp, önüne gelen aracın dibine dayanıyor. Hem kendilerini hem de trafikteki diğer araçları tehdit ediyorlar.

Trafikte, her aracın bir hız sınırı var. Ticari araçların hız sınırı, otomobillerden daha düşük. Ama, buna rağmen sol şeritte otomobillerle yarışıyorlar. Kendilerini sol şeridin sahibi zanneden ticari araç sürücülerine karşı yapabilecek hiçbir şey yok. Hız sınırını aştıkları için Trafik polisinin ceza yazma olanağı var. Ama hangi ticari aracı tespit edip ceza yazacaklar. Dolayısıyla, bu işin çözümü ticari araç sürücülerinin iyi niyetinde saklı...

Otomobil almak için en uygun dönem

Yılın son günleri otomobil satın almak için cazip fırsatlar sunuyor. Firmalar, 2004 başında koydukları satış ve pazar payı hedeflerini gerçekleştirmek, ellerindeki stokları eritebilmek için kampanyalara hız verdiler. Kampanyalarda, peşin alımlarda indirim, vadeli alımlarda ise 12 aya varan 0 faizli kredi olanakları sunuluyor. Öyle kampanyalar var ki indirim miktarı 8.5 milyara kadar çıkıyor. Şimdi otomobil satın alan kazanıyor. Yeni yılda ‘taşıt kredisi faizleri düşecek’ diye bekleyenler ise, firmaların 2005 başında yapacakları ayarlamalar sonrasında zamlı fiyatlarla karşılaşacaklar. Bizden söylemesi...
Yazının devamı...

Havayı koklayan adam ve ben...

8 Aralık 2004
Havayı koklayan adam olarak tanınan CNN Türk’ün meteoroloji mühendisi Bünyamin Sürmeli ile ortak bir yönümüz var. Ben hava durumundan anlamam, yağmur yağacağını falan da bilmem...Zaten romatizmam da yok. Yani ortak yönümüz ‘hava’yla ilgili değil. Bünyamin’le ortak bir yönümüz; ikimizin de mesleklerimizle ilgili sorularla sıkça karşılaşmamız. Özellikle, kış aylarında Bünyamin’e herkes ‘Hava nasıl olacak, kar var mı?’ diye soruyor. Bana sorulan sorular ise otomobillerle ilgili. ‘Hangi otomobili satın alayım, aracımı bakıma götüreceğim, tanıdığın bir servis var mı, hangi lastik markası daha iyi?’ en fazla karşılaştığım sorular. Bundan şikayetçi değilim, (Bünyamin’i bilmiyorum) sadece bir gerçeğin altını çizdim. Aslında ‘otorite’ kabul edilerek danışılması, insanın gururunu okşuyor. Auto Show Fuarı sırasında gerçekleştirdiğimiz canlı yayınlara yetişememe kaygısıyla Bünyamin’e kar yağışıyla ilgili tacize varan sorular sorunca, ortak yönümüz aklıma geldi.Sol şeritlerin yeni sahipleri ticarilerHafif ticariler gerek konfor, gerek tasarımları, gerekse motor performanslarıyla otomobillere benzemeye başladı. Böyle olunca da altına bir hafif ticari araç çeken kendini sol şerite atıyor. Sol şerit bütün dünyada sollamak için kullanılıyor. Ama Türkiye’de ne yazık ki sol şerit, hız yapma şeridi olarak algılanıyor. Yük taşımak için dizayn edilen bu araçlar, yüksüz olduklarında ise birer hız makinasına dönüşüyor. Sol şeridi kapatıp, önüne gelen aracın dibine dayanıyor. Hem kendilerini hem de trafikteki diğer araçları tehdit ediyorlar.Trafikte, her aracın bir hız sınırı var. Ticari araçların hız sınırı, otomobillerden daha düşük. Ama, buna rağmen sol şeritte otomobillerle yarışıyorlar. Kendilerini sol şeridin sahibi zanneden ticari araç sürücülerine karşı yapabilecek hiçbir şey yok. Hız sınırını aştıkları için Trafik polisinin ceza yazma olanağı var. Ama hangi ticari aracı tespit edip ceza yazacaklar. Dolayısıyla, bu işin çözümü ticari araç sürücülerinin iyi niyetinde saklı...Otomobil almak için en uygun dönemYılın son günleri otomobil satın almak için cazip fırsatlar sunuyor. Firmalar, 2004 başında koydukları satış ve pazar payı hedeflerini gerçekleştirmek, ellerindeki stokları eritebilmek için kampanyalara hız verdiler. Kampanyalarda, peşin alımlarda indirim, vadeli alımlarda ise 12 aya varan 0 faizli kredi olanakları sunuluyor. Öyle kampanyalar var ki indirim miktarı 8.5 milyara kadar çıkıyor. Şimdi otomobil satın alan kazanıyor. Yeni yılda ‘taşıt kredisi faizleri düşecek’ diye bekleyenler ise, firmaların 2005 başında yapacakları ayarlamalar sonrasında zamlı fiyatlarla karşılaşacaklar. Bizden söylemesi...
Yazının devamı...

Fren yapmayı bilmiyoruz

1 Aralık 2004
F1 okulunda Fransız pilotların, bütün katılımcılar için yaptığı bir eleştiriyi sizinle paylaşmak istiyorum. F3 test sürüşü tamamladıktan sonra, Fransız F1 pilotları bütün Türk katılımcılara frene basmayı bilmiyorsunuz eleştirisinde bulundular. Türk grubunda F3 kullanan hemen herkes ya frene az dokunuyor, ya pompalıyor, ya da tam viraj içindeyken frene basıyormuş. Normal otomobillerde fren destek sistemleri sayesinde, frenleme ile ilgili çok önemli bir sorun yaşanmayabilir. Ama F1 araçlarında herhangi bir teknolojik destek olmadığı için gerektiği anda freni doğru kullanmak şart.

Fransız pilotların yaptığı eleştiriyi Auto Show 2004 Fuarı’nda İstanbul Trafik Denetleme Şube Müdürü Ali Kemal Hanlı ile paylaştım. Hanlı, Fransız pilotların fren konusunda yönelttiği eleştiriye katıldığını belirterek, İstanbul’da trafik kazalarının yarısından fazlasının arkadan çarpma sonucu gerçekleştiğini anlattı. Birçok sürücünün otomobilin hangi hızda kaç metrede durduğunu bilmediğini, bu yüzden de kazaların meydana geldiğini söyledi.

Sonuç olarak, durmasını bilmiyoruz.

Otobil’de birinciler 16 Aralık’ta kürsüye çıkıyor

Türkiye’nin en beğenilen otomobilleri yarışmasına katılım 29 Kasım 2004 tarihi itibariyle sona erdi. Otomobilseverlerin yoğun katılımıyla gerçekleşen oylama sonucunda 11 segmentin birincileri belli oldu. Ancak, sonuçları öğrenmek için biraz daha bekleyeceksiniz. 11 segmentin birincileri yani ‘Türkiye’nin en beğenilen otomobilleri’ 16 Aralık 2004 tarihinde Hürriyet Gazetesi’nde açıklanacak.
Yazının devamı...

Kadınlar maskülen otomobilleri seviyor

24 Kasım 2004
Dünya otomotiv devlerinin peşinden koşturmasına, tasarımda en büyükler arasında olmasına rağmen, o hala mütevazi... Sözünü ettiğim kişi, Volkswagen Grup Tasarım Başkanı Murat Günak... VW, Seat, Audi, Skoda, Lamborghini, Bentley markalarının tasarımından sorumlu Günak, Auto Show 2004 Fuarı’nın açılışı için İstanbul’a geldi. Günak’la otomobil dünyasını, rakip tasarımcıları geleceğin tasarımlarını, tasarımın sırlarını ve VW’de yapmayı düşündüklerini konuştuk. Bu keyifli sohbetten seçtiklerimi sizinle paylaşmak istedim.

Tasarım otomobil dünyasında önemli bir noktaya geldi. Otomobilin tasarımı, tüketicinin tercihinde de ilk sıralara yerleşti. Bunun en önemli nedeni, otomobilin sadece bir nakil aracı olmaması, yaşam biçimini gösteren bir nesne olması. Otomobil bir değişim içinde ve artık bir nakil aracı olarak görülmüyor. Bir kimlik, sahibinin yaşam biçimini gösteren bir araç haline dönüştü.

Volkswagen’de bir değişim hissedilecek. Ancak bu değişim radikal olmayacak. Şu andaki VW araçların dizaynındaki farklılık teknik özelliklerde vardı. VW araçlar, düz hatları ve sert görünümleriyle dikkat çekiyordu. Bu özellikleri değiştirmeyeceğiz, ancak yeniden yapılandıracağız. Tasarımımızda sempatik özellikler dikkat çekecek. VW araçlar sempatik olacak.

Her yıl Türkiye’ye geliyorum. Ancak İstanbul’a uzun süreden beri gelmedim. İstanbul bir değişim yaşıyor. Daha önceki gelişlerime göre herşeyin değiştiğini söyleyebilirim. Trafikteki araçların da değiştiğini görebiliyorum. Araçların eskisine göre yeni olması, temiz ve bakımlı olması dikkatimi çekti.

Bir otomobilin iç mekanını tasarlamak dış tasarımını yapmaktan daha zor. Otomobillerin iç mekanları elektronik parçaların sayısının artmasıyla birlikte küçülmeye başladı. Bu dar mekanda sürücü için en rahat ortamı yaratmak kolay değil. Otomobiller, insanlara evlerindeki rahatlığı yaşatmak üzere tasarlanıyor.

Çocuklarımın da otomobile merakı var. Büyük olan daha çok spor otomobillerden Lamborghini’den hoşlanıyor. Ortanca olan benim gibi GTI’yı seviyor. Küçük kızım ise Beetle’den hoşlanıyor.

Özellikle otomobil tasarımcıları olmayan bir şeyi çizim yaparak ararlar. Tasarımın matematiği yok. Yani 2x2, 4 eder gibi bir formül yok. Bir şablon yok. Bir otomobil tasarımının başarısı çizildikten, satışa sunulduktan sonra anlaşılır.

Bugüne kadar kadın arabası olarak çıkan tüm modeller fiyasko oldu. Kadınlar, kadın otomobillerinden değil, maskülen yani erkeksi otomobillerinden hoşlanıyorlar. Kadınlar tarafından maskülen otomobiller tercih ediliyor. Maskülen tasarımlı otomobiller başarılı oldu ve beğenildiler.

Bayram trafiğinde karbüratör krizi

Ramazan Bayramı’nı İstanbul’da geçirenler, trafiğe teslim oldular. Yakınlarıyla bayramlaşmak için yola çıkan İstanbullular, Avrupa ve Asya’yı birbirine bağlayan iki köprüde de trafiği kilitlediler. Avrupa’dan Asya’ya geçişler 2-3 saati buldu. Bayram trafiğinin bu kadar yoğun olmasının en önemli nedeni, tabii ki trafiğe çıkan otomobil sayısının çok olmasıydı. Ancak, en önemli neden 10-15 yıllık eski jenerasyon otomobillerin arıza yaparak trafik akışını engellemesiydi. Trafikte dur-kalk nedeniyle karbüratörleri arızalanan, su kaynatan eski jenerasyon otomobiller, trafiği tam anlamıyla kilitledi. Emniyet şeridi, motor kaputu açılmış, yardım bekleyen otomobillerle doluydu. Yolun kilitlenmesine neden olan sadece yolda kalmış araçlar değildi. Her zaman olduğu gibi trafik kurallarına uymayanların yarattığı kaosda, İstanbulluların saatler boyunca trafikte sıkışmasına neden oldu. Ama bunun yanı sıra, benzini biten ve yolda kalan bir o kadar da otomobil vardı. Umarım, Ramazan Bayramı’nda yaşadıklarımızdan ders alırız, Kurban Bayramı’nda aynı manzaralarla karşılaşmayız.

Güler’den Türk tasarmıcılara önemli ipuçları

Auto Show Fuarı, bu yıl ünlü tasarmıcıları ağırladı. Yeni Fod Focus’un tasarımcısı Murat Güler de, İstanbul’a gelerek kendi imzasını taşıyan Focus’u Türk otomobilseverlere tanıttı. Murat Güler ile CNN Türk’te yaptığım röportajda otomobil tasarımına meraklı gençlere önemli ip uçları verdi. Umarım, bu ipuçları genç tasarımcılara otomotiv dünyasının kapılarını açtırır ve dünyadaki Türk otomobil tasarımcılarının sayısını artırır:

Dünyayı izleyin, yeni kültürler keşfedin.

Devamlı çizin, beğenmediğiniz çizimleri bile atmayın, saklayın. Daha sonra yaptıklarınızla karşılaştırma olanağınız olur.

Sektörde tasarımın önemi artmaya başladıktan sonra, bu alana ilgi duyan insan sayısı arttı. Bu da tasarım okullarına başvuruların sayısını artırdı. Şu anda tasarımcılar arasında büyük rekabet var. Tasarım okullarında okumanın maliyetleri de arttı.

Yurtdışındaki okullara gidebilmek için, burs almaya çalışın. Bunun en doğru yöntemi ise yaptığınız çalışmaları güzel bir dosya haline getirip otomotiv firmalarının tasarım departmanlarına göndermek. Herhangi bir eğitiminiz de olmasa, eğer bir yeteneğiniz varsa keşfedilir ve firmalar tarafından okula gönderilirsiniz. Ancak unutmayın tek bir şansınız var. Bu yüzden yaptığınız başvuru mükemmel olmalı. Kendinizi, yeteneklerinizi ve yapmak istediklerinizi iyi ifade etmelisiniz.

Bu başvurular, tasarım departmanları tarafından ciddi olarak değirlendiriliyor. Hiç merak etmeyin çöpe atılmıyor.
Yazının devamı...