Önce kendini tanı

Bugünkü yazıma çocuklar yerine direkt ebeveynlerle, siz büyüklerle başlamak istiyorum.

Haberin Devamı

İki sorum var:
İş hayatınızdan memnun musunuz? (Bilerek iş hayatı diyorum çünkü seçmiş olduğunuz mesleğinizden memnun olabilir fakat bulunduğunuz ortamdan hoşlanmayabilirsiniz, bu gayet mümkün.)
İş hayatınızdan memnun olup olmamanız, tüm hayatınızı etkiliyor, bunun farkında mısınız?
Şunu aklınızdan çıkarmayın; potansiyelimizi kullanacak alanlar bulduğumuzda mutlu oluyoruz, bulamadığımızda ise mutsuz.
Bu sebeple her insan önce kendini tanımalı, kendini bilmeli... Ki çocuklarını veya eğitimci ise öğrencilerini doğru yönlendirebilsin.
Şimdi size çocukluğunuzu sorsam, muhtemelen “O yıllarla ilgili pek bir şey hatırlamıyorum” diye yanıt verirsiniz. Ama onun yerine “İlkokuldayken hangi oyunları severek oynardınız, hangi hayalleri kurardınız?” diye soracak olsam tahmin ediyorum ki anlattıkça anlatır, o günlerinize dönebilirsiniz.
Ve kabullenin, bugünleriniz çocukluğunuzun getirisi!
“Birçok şeyi değiştirmek elimizde değildi, imkanlar yoktu, sınav sistemi diye bir gerçek vardı (hâlâ var)” diyebilirsiniz ama şunu atlıyorsunuz; hiçbir zaman hiçbir şey için geç değildir!
Eğer kendinizi çok erken yaşlarda tanımaya başlar, potansiyelinizin farkına varırsanız, zaten onu nerede ve nasıl kullanmanız gerektiğini de bilirsiniz.
Bu sebeple hangi yaşta olursanız olun, kendi potansiyelinizin farkına vardıktan sonra yaşam çok daha keyifli, anlaşılır hale gelir. Doğru kararlar alma ihtimaliniz de yükselir.
Bu kural çocuklarımız için de aynen geçerlidir. Çocuklarınızı ne kadar iyi tanır ve onlara kendilerini keşfetmeleri için ne kadar fırsat verirseniz, potansiyellerini o kadar doğru değerlendirirler.

ÇOCUKLARINIZ  İÇİN İPUÇLARI

◊ Çocuğunuz satranç, monopoly gibi stratejik oyunlar oynamayı çok seviyorsa, bu ne anlama gelir?
Yetişkin bir birey olduğunda, yapacağı işlerin birkaç adım ötesini de hesaplayabilecektir. Örneğin siyasetçi olmayı düşünüyorsa... Bunun için nasıl bir yol izlemesi gerektiğini düşünür... Plan yapar...
Hedefe ulaşmak için kimlerle dostluk etmesi, ne gibi kararlar alması ve kimlerle ne konuşması gerektiğini hesaplar.
Bu özellikleri çok ağır basan çocuklar, yetişkin birer birey olduklarında paraya çok değer verirler. Meslek seçimlerinde kazanç belirleyici rol oynar.
◊ Çocuğunuz rol/taklit yapmayı seviyorsa...
İlk anda bu yetenek “oyunculuğa yatkınlık” olarak düşünülse de anlamı farklıdır. Bu, çocukların “uyum” konusunda çok başarılı birer birey olacaklarını gösterir. Uyumun dozu farklı sonuçlar doğurur.
Az uyumlu ise; iş ortamlarında hiçbir fikre açık olmaz, inatçı kişilik özellikleri sergilerler.
Aşırı uyumlu olmak ise başta her ne kadar iyi bir şey gibi gözükse de öyle değildir. Bu durum, o kişi için kendi isteklerini tamamen göz ardı etmek, kötü niyetli insanlar için suistimale açık duruma gelmek gibi sonuçlar doğurabilir.
Ayakları yere basan, ne istediğini bilen, aynı zamanda iş arkadaşları ile uyum sağlayan bir karakter için en ideali kararında uyumdur.
Bu arada küçük bir not düşeyim: Çocuklarınızın oyun oynarken bebekleri ve hayvanları konuşturması, seslendirmesi, taklit etmesi de aynı anlama gelir.
◊ Çocuğunuz özgür iradesi ile çok fazla kitap (hatta eline ne geçerse) okuyorsa...
Çok okumanın en büyük avantajı şudur: Bu çocukların ileride geniş bir ilgi alanı olur. Birden fazla konuya, mesleğe, hobiye ilgi duyarlar. Birçok konuda geniş kapsamlı bilgiye sahip olurlar.
Ancak aşırıya kaçılması, ileride kararsızlık gibi bir sıkıntıya düşmelerine yol açabilir.
Bu durum meslek hayatlarını da etkileyebilir. Kaldı ki kararsızlığın yanı sıra odaklanamama problemi de doğabilir.
Bu kadar basit örneklerle bile kendimizi tanımamızın ne kadar önem taşıdığını anlayabiliriz.
Bu sebeple çocuklarımızı ne kadar erken tanır ve onların kendilerini tanımalarını sağlarsak, çocuklarımızın geleceğe yönelik adımları o derece doğru ve sağlıklı olur.

 

Yazarın Tüm Yazıları