"Tülay Demir" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Tülay Demir" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Tülay Demir

Okumak eskiden erdem sayılırdı şimdi enayilik

30 yıl önce karşısına çıkıp “Pelteksin senden oyuncu olmaz” diyenlere inat yolundan dönmeyen, yazarlıktan yönetmenliğe sektörün her dalında kendini gösteren Müfit Can Saçıntı, şu sıralar çok heyecanlı. Çünkü hem senaryosunu yazıp yönettiği hem de başrolünü üstlendiği yeni filmi “Babamın Ceketi” 5 Ekim’de vizyona giriyor. Saçıntı ile buluştum, yeni filmini ve bugünlere uzanan sıra dışı hikayesini konuştum.

◊ Yeni filminiz  “Babamın Ceketi” hayırlı olsun...

- Çok teşekkürler.

◊ Nasıl bir film?

- Yeşilçam döneminde avantür denilen filmler vardı, bilirsiniz. Her şey aynı filmde; aşk, dram, aksiyon, sosyal içerik, komedi... Bu da öyle bir film.

◊ Konudan da biraz söz edebilir misiniz?

- İşsizlik yüzünden evlenemeyen bir gencin babasıyla çatışmasını anlatıyor. Ve değişen değerleri... Malum, eskiden okumak bir erdem sayılırken günümüze enayilik olarak görülmeye başlandı.

◊ Bu genç de eğitimli olduğu halde mi işsiz?

- Evet, üniversite mezunu ama uzunca süre iş bulamıyor. Sevdiği kızın babası kalp krizi geçiriyor, bunun üzerine diyor ki “Bir an önce evlenin de kızımın mürüvvetini göreyim”... Böyle olunca iş bulması aciliyet kazanıyor.

◊ Film nerede kopuyor?

- Çocuk iş bulamayınca kendi babasıyla çatışmaya başlıyor, birtakım arayışlara giriyor. Dürüstlüğün en büyük erdem olduğu söylenerek yetiştirilen bir çocuk bu. Ama öyle bir noktaya geliyor ki ahlaki bir seçim yapmak zorunda kalıyor.

◊ Filmin hikayesi de size mi ait?

- Bana ait. Aslında o da enteresan. Bunu 2002 yılında Levent Kırca-Oya Başar Tiyatrosu için yazmıştım.

◊ Siz o efsane ekipte miydiniz?

- Evet, uzun yıllar “Olacak O Kadar” ekibinde yazar olarak çalıştım. Onlar için yazmıştım bu hikayeyi de...

◊ Neden izleyemedik peki? Beğenmediler mi?

- Yok yok, öyle bir durum değil. Özel bir nedenden dolayı rafta kalmıştı. Özel neden dediğim de onların özeliydi, boşandılar.

◊ Sonra?

- Gönlüm razı olmadı rafta kalmasına, tiyatro metni olarak yazdığım şeyi film senaryosuna dönüştürdüm. İlginç olan şu, yaklaşık 16 sene önce yazmışım hikayeyi ama konu hiç eskimemiş.

◊ Hatta bence bugüne daha da uygun.

- Belki de... Şu an 6 milyon işsiz var. 6 milyon genci ilgilendiren bir durum yani... Bir de bu işin başka bir boyutu var, bizim gibi ülkelerde iş güvencesi yok. 50 yaşıma geldim. 28 yıldır sinema-televizyon sektöründeyim, işsizlik kaygısı benim de sürekli peşimde.

Okumak eskiden erdem sayılırdı şimdi enayilik

TİYATRO AŞKIMIN KARŞILIKSIZ OLDUĞUNU 18’İMDE ÖĞRENDİM

◊ Siz bu sektöre nasıl adım atmıştınız? Yola “Benden iyi oyuncu olur” diye mi çıktınız, yoksa aklınızda yönetmen veya yazar olmak mı vardı?

- Ortaokul yıllarından itibaren tiyatrosuz bir günüm geçmedi. Âşıktım tiyatroya.

◊ Oyunculuk anlamında mı söylüyorsunuz bunu?

- Hayır, her şeyine âşıktım... Seyirci olarak da yani... Ama bunun karşılıksız bir aşk olduğunu 18’imde, lise sona geldiğimde öğrendim

◊ Neden, ne oldu ki?

- Konservatuvara girmek istiyordum, arkadaşlarım “Sınavlara girme hiç, kazanamazsın” dedi. “Niye?” diye sordum. Dediler ki “Sen pelteksin”... Doğruydu, dil kusuru olanları almazlardı.

◊ Ama yanlış bir kriter değil mi bu?

- Değil aslında, ben sadece peltek rolü oynayabilirim. Oysa bir oyuncunun her rolü oynayabilmesi lazım.  Bu açıdan haklılar.

◊ Ama siz kuralı yıkmışsınız.

- Açıkçası ben de önce hayal kırıklığına uğradım, sevgilim tarafından terk edilmiş gibi hissettim. Ama aradan yıllar geçti ve en sonunda “Çocuklar Duymasın”la tanındım. “Senden oyuncu olmaz” dedikleri çocuk 30 sene sonra oyuncu olarak kendini gösterdi.

PELTEK OLDUĞUMU BİLMEYENLER ROL YAPIYORUM SANDI

◊ Konservatuvara giremediyseniz, hangi yoldan hedefe yürüdünüz?

- Evet konservatuvara girmedim ama bu işten hiç kopmadım da. Kartal’da bir yerel tiyatro vardı, orada ayak işlerine bakmaya başladım. Şansım yaver gitti, bir gün tiyatronun yöneticisi bana bir rol verdi. Seyirci orada beni çok beğenmişti çünkü gerçekten peltek olduğumu bilmiyorlardı, çok iyi rol yaptığımı sanıyorlardı. Benzer bir durumu 1996’da, Kanal 6’da “Aranan Adam” programını yaparken de yaşadım. Hiç unutmuyorum, vapurda karşıma oturan bir kadın beni tanıdı, “Aaaa ben sizin programınızı seyrediyorum, çok güzel peltek rolü yapıyorsunuz” dedi. Teşekkür ettim. Durdu bir an, sonra “Rol yapmıyormuşsunuz” dedi.

◊ Tiyatrodaki o rolden sonra neler yaptınız?

- Oyuncu olamayınca dergilerde çalıştım bir süre. Sonra TRT’de sözleşmeli olarak yönetmen yardımcılığı yaptım. 90 senesinden söz ediyorum.

◊ Oyunculuk olmayınca yönetmenlik için eğitim aldınız mı peki?

- Yok, iletişim fakültesinde okudum. Daha okul bitmeden yönetmen yardımcısı olarak başladım işe. Ama sözleşmeliydim. Bitti.

◊ Levent Kırca ile yolunuz nasıl, ne zaman kesişti?

- TRT’deki işim bitmişti. O dönemde Levent Kırca’nın gazetelere verdiği bir ilana rastladım. “Yetiştirmek üzere bir TV programı için yazarlar aranıyor” diyordu ilanda. Öyle de yazarlığa başladık yani. Senaristliğe Levent Kırca’nın yanında başladım, devamında pek çok senaryo geldi...

 AVRUPA TURNESi BAŞLIYOR

 ◊ Bu ay tek kişilik gösterinizle Avrupa turnesine çıkıyormuşsunuz.

- Evet. Adı “Lafını Esirgemeyenler”... Bu sene oynamayayım, artık eskidi diye düşünüyordum. Ama Avrupa’dan o kadar ilgi ve talep var ki, bırakamadım. Şu an için 20 şehir kesin, 9 şehirde de salon aranıyor. Bu dönemde beni maddi manevi ayakta tutanlar, açık söyleyeyim onlar. Hepsine gösterdikleri ilgiden dolayı teşekkür ediyorum.

◊ Ne zaman başlıyor turne?

- 28 Eylül’de başlayacak, 3 Aralık’ta bitecek. Almanya ağırlıklı bir turne ama Hollanda ve Belçika da var. İngiltere’ye gitmemi de istiyorlar. Bakalım...

Okumak eskiden erdem sayılırdı şimdi enayilik

BEN OYUNCUYU AYAKTAYKEN SEÇERİM

“Babamın Ceketi” kaç salonda vizyona girecek?

- Onu yapımcılar, dağıtımcılar bilir. Ben 300’lü rakamlar konuşuluyor diye duydum.

Gişeyle ilgili bir tahmininiz var mı?

- İster dizi isterse film için ekip kuruyor olayım, en başında hep aynı konuşmayı yaparım: “Arkadaşlar, ne kadar reyting alacağımız ya da ne kadar gişe yapacağımız bizim elimizde değil. Bizim elimizde olan saygın bir iş yapmak.” Her işe böyle başlarım. Saygın bir iş yapalım ki bu işle bugün arkadaşlarımızdan, yarın çocuklarımızdan ve torunlarımızdan utanmayalım.

Oyuncu seçimi yaparken belli kriterleriniz var mı?

- Öncelikle iyi oyuncu olmalı ama iyi insan olmak da önemli.

İyi oyuncuyu nasıl anlarsınız?

- Ben oyuncuyu ayaktayken seçerim. Çünkü iyi oyuncu her şeyden önce ayakta durmasını bilir. Sandalyede herkes rahat durur ama ayakta duramaz. Profesyonel oyunculardan bahsetmiyorum tabii, performansını bilmediğim kişiler bahsettiğim.

Enteresan... Başka?

- İkincisi ellerine bakarım... Kötü demeyeyim ama tecrübesiz ve acemi oyuncu elini kolunu nereye koyacağını bilemez.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

X