"Tülay Demir" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Tülay Demir" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Tülay Demir

Ben iyi bir anne olamazdım

90’lı yıllarda birbiri ardına gelen hit’leri, konserleri ve kulüp programlarıyla hem müzik hem de eğlence sektörünün en iddialı isimlerinden olan Nalan, yıllar süren suskunluğunu “Aşk Senin Neyine” albümüyle bozdu. Sigara dumanından, “hiç detay vermeyeyim” dediği sıkıntılardan boğulup ani bir kararla Bodrum’a kaçan, orada kendine yeni bir yaşam kuran ünlü şarkıcıyla buluştuk, inziva dönemini, aşkı, evliliği ve çocukları konuştuk.

Sevgili Nalan, öncelikle hoş geldin. Yeni albümün hayırlı uğurlu olsun...

- Çok teşekkür ederim (gülüyor). Çok mu beklettim?

Yani... İnzivan fazla uzun sürdü. Nedendi bu sessizlik? Neden kayboldun ortalıktan?

- Normalde 3 yıl ara verecektim aslında, planlarımı ona göre yapmıştım.

Ne bozdu planlarını?

- O 3 yılın sonunda, yani 2016’nın mart ayında sevgili Erol Köse “Hadi gel beraber bir şeyler yapalım” dedi. O zaman kendi projemi askıya aldım, Erol’la yeni bir plan program yaptık.

ARTIK İSTANBUL’DA DURMAK İSTEMİYORUM

Onun hazırlığı mı planlanandan uzun sürdü?

- Yok, çok çabuk bitebilecek bir işti ama 2016’nın kasım ayında “Bana hava değişikliği lazım. İstemiyorum artık burada durmak” deyip apar topar Bodrum’a gittim.

Seni İstanbul’dan kaçıran neydi?

- Bir sürü şey, bir sürü moral bozukluğu. Detaya girmeye gerek yok, özetle İstanbul’dan kaçmak istedim.

“Ben gidiyorum” dediğinde albüm çalışmaları başlamış mıydı?

- Evet, başlamıştı. Bu arada bir aranjör değişikliği de oldu.

Onun üzerine dedim ki “Erolcum ben daha güzel besteler yapabilirim, en iyisi biraz gidip oyalanayım”.

Aranjör değişikliğinin sebebi neydi?

- Uyuşamadık ilk aranjörümüzle, duyduğum şeyler bana hitap etmedi. Sonuçta benim de doymam lazımdı müzik olarak. Normalde aranje aşamasında işin hep başında dururum, ilk anından son anına kadar yani. Ama bu sefer durmadım ve sonra duyduğumda şarkılar bana yabancı geldi, alışamadım. Belki bendendir dedim, kaçıp Bodrum’a gittim işte.

Erol Köse bu duruma tepki göstermedi mi? Sonuçta bir işi yarım bırakıp çekip gitmişsin...

- Valla biraz zor söyledim zaten. “Erolcum ben bi gideyim, kem küm” falan (gülüyor). Neyse, çok şükür ki “Tamam” dedi,                            küsmedi de.

Neden Bodrum...

- Belki Bodrum havası bana güzel şeyler katar diye düşündüm, çıkış noktam o. Deniz var mesela orada.

Burada deniz yok mu?

- Var da deniz orada herkesin. İstanbul’da deniz senin değil ama Bodrum’da senin. İstediğin gibi kıyısında yürüyebiliyorsun, dibinde oturabiliyorsun, ayaklarını sokabiliyorsun.

Beklediğin oldu mu, yaratıcılığını geliştirdi mi?

- Evet, gerçekten bir sürü şey kattı. Bu arada bazı acı şeyler de yaşadım ama. Sokakta bulduğum kızımı (köpeğim ama kızım diyorum ona) çocuklar taşladı, ondan sonra kızım vefat etti. Zor günler geçirdim.

Yok bir fark. Sana muhtaç bir can söz konusu. Her ihtiyacını sen karşılıyorsun. Velhasıl, o yüzden verdiğim ara düşündüğümden uzun sürdü.

Sonunda Erol aradı, “Tamam seni anlıyorum, çok zor bir şey. Ama artık işimize bakmalıyız, hadi gel” dedi.

Geçen sene haziran ayında tekrar stüdyoya girdim. Tüm rötuşları da yapılmış olarak albüm kasımda hazırdı.

Ben iyi bir anne olamazdım

KULÜP PROGRAMLARINI DUMAN YÜZÜNDEN BIRAKTIM

 ◊ Sahnelere veda mı ettin sen? Neden kulüplerde görünmüyorsun?

- Ben 1994’te çıktım sahneye, yıllarca hiç ara vermeden çalıştım. Ama biliyorsun eskiden mekanlarda sigara içilebiliyordu. Bu yüzden mekanlar öyle duman altı oluyordu ki boğuluyordum. O dumanın içinde saatlerce şarkı söylüyordum, üstüne üstlük bir de alerjim var, düşün. Sabah 6’lara kadar şarkı söylüyorduk, güneş üstümüze doğuyordu, ondan sonra yatıyor, akşama doğru uyanıyordum.

O kadar dumana ve bu tempoya dayanamadım, alerjim iyice azdı. Dayanamadım, gece kulübü programlarına ara verdim.

Bundan sonra seni nerelerde dinleyebileceğiz?

- Her yerde. Ben o zamanın şartlarına hayır demiştim, artık şartlar değişti. Zaten sahne aşkım benim. Seviyorum orada olmayı.

YEĞENLERİMİ GÖRÜNCE DELİRDİM

 ◊ Gözlerden uzak geçirdiğin dönemde neler yaptın? Sıkılmadın mı hiç?

- Sıkılmadım, çünkü kardeşlerimin çocukları doğdu, 8-9 ay arayla geldiler. Ben onları görünce biraz delirdim tabii. O kadar müthiş bir duyguymuş ki... Kendim anne olmasam da kardeşlerim sayesinde kanımı, canımı kucağımda tutabildim.

Sen hiç anne olmak istemedin mi?

- Ben her konuda kendimi tartıyorum, belki de çok fazla sıkıyorum, bilemiyorum ki...

Yani acaba iyi bir anne olabilir miyim diye düşünüyorum, bana olamam gibi geliyor.

Çok endişeli, çok korumacı, aşırı bağlı bir anne olurum. Böyle bir anne de olmaz yani.

Çocuğun özgürlüğe ihtiyacı var sonuçta. Düşünsene Sherlock Holmes gibi sürekli “nerede” diye çocuğunun peşinde dolaşan bir anne... Açıkçası hiçbir zaman evleneyim de anne olayım diye bir şey aklımdan geçmedi...

  EROL BENİM DAMARIMI ÇOK İYİ BİLİR

Eski bir hit’inle çıkış yaptın; “Yaralandım”. O şarkıyı kim seçti?

- Bunu isteyen Erol Köse’ydi. Hem şarkı çok güzel hem de bir hatırlatma gibi olur diye düşündü. Aslında ben best of çalışmaları sevmiyorum.

Neden?

- Yeni şeyler ya da ne bileyim değişik bir sunumum olmadığı sürece eski şarkıları okumak zevk vermiyor. Bu düşüncemi Erol’a da aktardım zaten.

Adını çok sık tekrarlıyorsun, belli ki Erol Köse’nin hayatında önemli bir yeri var.

- Müzik kariyerimde en rahat çalıştığım kişi o. İki albüm yaptık birlikte.

Hiç mi tartışmazsınız?

- Fikir ayrılıklarımız olsa bile hiç birbirimize sesimizi yükseltmedik. Çok severim Erol Köse’yi.

Müzikal anlamda bu uyumun sırrı ne?

- Erol damarımı çok iyi biliyor galiba.

O ne demek?

- Ben aslında kolay ikna olan biriyim ama bu tamamen karşımdaki kişinin konuşma tarzına bağlı. Ona saygı duyarsam ikna olurum. Bunun için onun da benimle saygılı bir şekilde konuşması gerekir tabii. Güzel bir üslupla konuşmazsa ikna olmak bir yana dursun daha da beter dikleşirim. İnatçıyımdır çünkü. Erol damarımı iyi bilir işte...

 BEN BU ŞARKIYI NİYE KUTSİ’YLE OKUYORUM!

 ◊ Son albüm ne zaman çıkmıştı?

- 2012’ye kadar devam ettim albüm yapmaya.

Ve 7 yıl sonra “Aşk Senin Neyine” ile bu suskunluk bitti. Gerçi ben bunu da single sandım ilk anda, Kutsi ile nostaljik bir çalışma yaptığını düşündüm.

- Değil değil. Bu arada itiraf edeyim, zaten eski şarkı okumak istemiyordum, bir de Kutsi dendi. Niye Kutsi ile okuyorum ben bu şarkıyı, ne gereği var, eski şarkı okumak istemiyorum diye isyan ettim.

Ama çok ses getirdi...

- Evet gerçekten güzel iş oldu.

Kutsi bu itirafa bozulur mu şimdi, ne dersin?

- Aman yanlış anlaşılmasın, ben şarkının büyüsü bozulacak sandım, bütün tereddüdüm buydu. Anılar bozulmasın istedim. Eskiden dinlediğim şarkılar değişince hoşuma gitmiyor.

Nasıl ikna oldun o halde düete?

- “Korktuğun gibi olmayacak” dediler. Bilirsiniz, insanlar bazen şarkıları istiyorlar, sonra okurken nağmelerini değiştiriyor, bir revizyon yapıyorlar, ortaya çıkan da senin o eski şarkın olmuyor. Biz onu yaşamadık tabii. Kutsi duyuyor, dinliyor, “Bu budur” diyor. Stüdyoya girip takır takır okuyor, sonuç müthiş. Bunu duyunca da büyük mutluluk hissediyorsun.

Peki neden Kutsi?

- Bizim müzikal anlamda yolumuz 2000’li yıllarda, Erol Köse ile çalışmaya başlayınca kesişmişti, aynı şirketteydik. Önceden de bir düet çalışmamız olmuştu. Herhalde bu camiada en iyi anlaşabildiğim erkek solistlerden, sanatçı kardeşlerimden biridir.

Anladım, senin için her şeyden önce “iyi anlaşmak” geliyor.

- Fikir değil müzikal manada ama. Müzikal manada anlaştığım, sanatçılığını sevdiğim isimlerden biri.

Yeni klip şarkısını belirledin mi?

- Değişik değişik tepkiler, istekler alıyorum. Ama aklımda “Aşk Senin Neyine”nin alaturka versiyonu var. Ona Bodrum’da şöyle güzel bir klip çekerim diyorum. Yaz şarkısı illa hareketli olmak zorunda değil ya.

Ben iyi bir anne olamazdım

 AŞKIMDAN ÖLSEM DE...

 ◊ “Aşk Senin Neyine” demişken sorayım, aşk var mı?

- Yaaa... Aşk bir anda gelirse gelir, “Ben âşık olacağım” diye dolaşmazsın ki...

Şu an...

- Yok yok...

Âşıkken nasıl birisin?

- Sevdiğinin çok fazla üstüne düşen, fedakar ama bir o kadar da kırılgan bir tipim. Bir sorun görürsem hemen sınırı çekerim. Aşkımdan ölsem geri adım atmam.

Daha çok âşıkken mi şarkı yazarsın, yoksa ayrılık acısı mı ilham verir sana?

- Ben çok fazla âşık olmadım, bir kere onu söylemek istiyorum. Şarkı dersen, ayrılıklarımda daha çok üretirim. Hatta beni ayrılık besliyor diyebilirim.

Acı yani...

- Mutluluk hiç beslemiyor, öyle söyleyeyim (gülüyor). Ama ilginçtir, birinden ayrılsam da ayrılık sonrası mutlu besteler yapabiliyorum.

En güzel aşk şarkılarımı ayrıldığım dönemlerde yapmışımdır, ama sanki âşıkmışım gibi şarkılar
çıkmıştır ortaya.

X